Siyaset - Politika 14.08.2020 14:23

"Sömürgeciler de dahil bütün dünya kaybeder"

Libya'nın güvenliği ve huzuru ile bölgenin, dünyanın, Türkiye'nin güvenliği, barışı, refahı doğrudan ilişkilidir. Eğer, Libya'da barış, güvenlik, refah ve adalet hakim kılınmazsa sömürgeciler de dahil bütün dünya kaybeder.
"Sömürgeciler de dahil bütün dünya kaybeder"

Yerli Düşünce Derneği ve Dergisi mensupları Libya ve Türkiye gündemi ile ilgili yaptığı toplantı sonrası bir açıklama yaptı. Dernek adına açıklamayı Onursal Başkan Yalçın Topçu yaptı. Topçu, Türklerin Kuzey Afrika’daki varlığının Malazgirt'ten (1071) 250 yıl öncesine dayandığını söyleyerek, Müslüman Türklerin 868’de kurduğu ilk bağımsız Tolunoğulları Devletinin sınırları Mısır, Libya, Filistin, İsrail, Lübnan, Ürdün, Suriye ve Türkiye’nin bir bölümünü kapladığını ve bu alanın toplamda 1.5 milyon kilometrekare olduğunu söyledi. Topçu, Türklerin bu bölgede 1. Dünya savaşı sonuna kadar süren varlığının bölgeye ve bölge halkına güvenliği, refahı

ve adaleti sağladığına en büyük şahidin tarihi kayıtlar olduğunu söyledi.

 “Başbakan Sn. Serrac’ın da Türk olduğu biliniyor”

 Topçu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Libya’da bugün bile kendisini Türk kökenli olarak ifade eden 13 aşiret var. Manisalı Muhammed Ağa ile başlayan aile soy ağacına göre Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Başbakanı Sn. Serrac’ın da Türk olduğu biliniyor. İtalya’nın faşist lideri Mussolini’nin, Çöl Aslanı Şehid Ömer Muhtar direniş hareketini vahşi katliamlarla sonlandırıp 1936 yılında Etiyopya’yı işgali akabinde Türkiye'den toprak talebi, güvenliğimizin Libya ile ne denli ilgili olduğuna delildir. Kıbrıs Barış Harekâtı esnasında Libya'nın Türkiye’ye olan yardımları ise iki ülke ve halkı arasındaki tarih, kültür, kader ve kardeşliğin ispatıdır.

 “Sömürgeciler de dahil bütün dünya kaybeder”

 Libya’nın güvenliği ve huzuru ile bölgenin, dünyanın, Türkiye’nin güvenliği, barışı, refahı doğrudan ilişkilidir.

Eğer, Libya'da barış, güvenlik, refah ve adalet hakim kılınmazsa sömürgeciler de dahil bütün dünya kaybeder.

 “Türkiye kendine ait 150 bin kilometrekarelik bir alanı geri aldı”

 Türkiye’nin bu bölge ile binlerce yılı aşan derin tarihi kültürel kardeşlik bağları gereği 27 Kasım 2019 tarihinde BM'nin, meşru olarak kabul ettiği “Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti”yle Akdeniz’de deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakat muhtırasının imzası ile Türkiye kendine ait 150 bin kilometrekarelik bir alanı geri almış, aynı zamanda da Doğu Akdeniz’de barışın güvenliğin ve refahın sağlanması için de daha etkin duruma gelmiştir.

 “Tarih şahittir”

 Türkiye’nin bulunduğu coğrafyalarda barışın güvenliğin, adaletin, huzur ve refahın hakim olduğuna tarih şahittir. Türkiye’yi kuşatmak isteyen emperyal güçler ve piyonları uluslararası meşru hukuku hiçe sayarak, gayrimeşru

darbeci Hafter’i kullanarak bölgede vahşete, zulme neden olan, dünya barışını tehdit eden haksız hukuksuz çoğu sivil yerleşimlere yönelik vahşi eylemler yapıyor.

 “Fransa devlet radyosu yöneticisi soruna Fransız kalmadı”

 Türkiye’nin, meşru haklarını, bölgenin ve dünyanın barışını savunuyor olması kimseyi rahatsız etmemelidir. Nitekim Fransız devlet radyosu Radio France’ın uluslararası yayın yöneticisi Jean-Marc Four da bu soruna fransız kalmayarak açıkça Türkiye'nin bu bölgede hukuka uygun hareket ettiğini ve bölgede asıl macera peşinde olanın Fransa’nın kendisi olduğunu söylemiştir.

 “YDD bu milli meselede hükümetin yanında”

 Bir STK olan Yerli Düşünce Derneği (YDD) olarak kamuoyu nezdinde bilinmesini isteriz ki! Türkiye, uluslararası hukukun meşruiyeti ile bölgenin ve dünyanın güvenliği, adaleti, barış ve refahı için sahada da, herkese adalet için kurulmasını istediği masada da mutlaka olacaktır. YDD bu

milli meselede milli iradenin temsilcisi Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin yanındadır.”