Vakıf-d3


2020'DE SOSYAL HAYATIMIZ, 2021'DE SOSYAL MEDYA HAYATIMIZ KISITLANIYOR

Dijital dünya gittikçe hayatımızın daha bir parçası olunca, verdiğimiz tepkiler de ona paralel olarak gelişiyor. Son günlerin sıcak gündemi WhatsApp'ın veri paylaşım politikasını değiştirmesi. Öyle bir durum ki, devletin kozmik odasına girildiği söylendiğinde, bu kadar tartışma yaratmamıştı!

Dijital dünya gittikçe hayatımızın daha bir parçası olunca, verdiğimiz tepkiler de ona paralel olarak gelişiyor. Son günlerin sıcak gündemi WhatsApp’ın veri paylaşım politikasını değiştirmesi. Öyle bir durum ki, devletin kozmik odasına girildiği söylendiğinde, bu kadar tartışma yaratmamıştı!

Zaten içten içe şüphelendiğimiz ‘Big brother is watching you’ (Büyük Abi Seni İzliyor / George Orwell -1984) paranoyası yaşadığımız günlerde bu işin gündeme oturması pek de zor olmadı.  Bu durum, ‘bize çip takacaklar’ diye aşı olmayı reddedenlerin aslında telefonları sayesinde çiplerini damarlarında değil ellerinde taşıdıklarını bir kez daha fark etmelerini sağladı. Peki esas, Meclis’ten 1 Ekim’de geçen “İnternet ortamında yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun” ile hayatınızda neler olacağının farkında mısınız?

WhatsApp, 8 Şubat 2021 tarihine kadar kullanıcılarından Avrupa Birliği ülkeleri haricinde, Türkiye dahil birçok ülkede Facebook ve bağlı kuruluşlarının telefon numaraları ve konumları da dahil olmak üzere kullanıcı verilerini toplamasına izin vermelerini istedi, izin vermeyenlerin de bu tarihten itibaren uygulamayı kullanamayacağını belirtti. Yani aslında izin istemedi, bu izni dayattı. Geçen hafta, kişisel veri paylaşımının ihlal edildiği tartışmasına neden olan bu durum yüzünden çok sayıda WhatsApp kullanıcısı, mevcut uygulamalarını silerek, Sinyal ve Telegram gibi alternatiflere yöneldiler. Geçtiğimiz Pazatesi günü de Rekabet Kurulu, söz konusu yeni uygulamanın ‘soruşturma sonucunda alınacak nihai karara kadar ciddi ve telafi olunamayacak zararlar doğurma ihtimali bulunması sebebiyle’ 4054 sayılı Kanun'un 9. maddesi çerçevesinde geçici tedbir uygulama kararı aldı, resen soruşturma açtı ve WhatsApp verilerinin paylaşılması zorunluluğunu şimdilik durdurdu.

Tüm bunlar tartışılırken aslında arka tarafta çok daha önemli bir gelişme yaşanıyor: 1 Ekim 2020’de yayınlanan ve yürürlüğe giren yasa ile günlük erişimi 1 milyondan fazla olan yurt dışı kaynaklı sosyal ağ sağlayıcılar, en az 1 kişiyi Türkiye sınırları içerisinde temsilci olarak atayacak ve bu kişi gerçek kişi ise Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olacak. Bu düzenlemeyi, ‘artık onlar da vergi ödeyecek’ diye anlayanlar var: ama durum tamamen farklı. Bu şirketler zaten Türkiye Cumhuriyeti’ne aldıkları reklamlarla ilgili bedelleri beyan edip, bunun üzerinden KDV, dijital vergisi ve stopaj ödemesi yapıyorlar. Bu temsilci bulundurma durumu aslında biz kullanıcıların bu platformlardaki kişisel paylaşımlarımıza dikkat etme zorunluluğumuzu içeriyor. Bu yasa ile beraber, sosyal ağ sağlayıcılara Türkiye’de temsilci bulundurma, verileri ilgili kurumlarla paylaşma ve kişilik hakkı ihlali nedeniyle içerik kaldırma taleplerine 48 saat içinde yanıt verecek, sunucularını Türkiye’de bulundurmak zorunda kalacak ve istenildiğinde kullanıcılarının IP adreslerini ve kişisel bilgilerini buradaki kurumlarla paylaşma zorunluluğu getiriliyor.

Yine bu yasayla birlikte hayatımıza giren "unutulma hakkı" da diğer tartışılan konu. Buna göre ‘kişilik hakkını ihlal eden yayınlar’ arama motorlarından silinecek ve ‘unutulma hakkı’nın kriterleri yasada belirtilmediği için kamu yararı oluşturan içerikler de bunlara dahil olacak. Geçmişe dönük siyasi olaylar, yolsuzluk haberleri, kadına yönelik şiddet haberleri, farklı siyasilerin işledikleri suçlar, sulh ceza hakimi kişilik hakkı ihlal edilmiş dediğinde arama motorlarından çıkarılacak. Tamamıyla geçmiş temizlenebilecek. İlgili içerik tamamen çıkarılacağı için de VPN gibi DNS ayarları gibi farklı yol ve yöntemleri kullanarak da bu içeriklere erişilemeyecek.

Kanuna göre Kasım’a kadar bu gereklilikleri yerine getirmeyen platformlar 10 Milyon TL, Aralık’a kadar getirmeyenler 30 Milyon TL ceza ödeyeceklerdi. Ancak burada temsilcisi bulunmayan firmaların şu anda bu cezaları ödeme gibi bir yükümlülükleri de yok. Böyle olunca da reklam verenin ya da aracı firmanın cezalandırılması gündeme gelebilecek.

Eğer sosyal medya platformları temsilci bulundurmama kararlarında ısrarcı olurlarsa, Ocak’ta reklam kısıtları, nisanda da hız kısıtları başlayacak. Mayıs ayında bant aralığı yüzde 90’a kadar kısaltılabileceği için Türkiye’de temsilcisi olmayan sosyal medya uygulamalarına giremeyecek, girsek de hiçbir şey izleyemeyeceğiz.

Kanun malesef sorunlu ve yoruma açık: temel hak ve ifade özgürlüğünü kapsayan böyle önemli bir konunun, paydaşların görüşlerini almadan, 10 gün gibi kısa bir sürede Meclis'ten geçmesi malesef beraberinde birçok sorunu da getiriyor.

Ancak benim merak ettiğim neden bu platformların, tüm yanlış anlaşılmalara rağmen, herhangi bir açıklama yapmadığı. Yasa çıkarsa ne olur, hayatlar nasıl etkilenir, paylaştıklarımızın sorumluluğunun ağırlığı artacak mı gibi konularda tüm platformların oturup bir açıklama yapmasını, daha sonra uygun görürlerse temsilci atamalarını ya da atamamalarını beklerdim. Platformlar, gelir kaynağı olarak kullandıkları kullanıcılarına karşı bu sorumluluğa sahip olmalı, konuyu açıklığa kavuşturmalıydı.

Son durumda; Youtube Türkiye’ye bir temsilci atayacağını, facebook ise atamayacağınu açıkladı. Twitter’dan henüz ses yok ancak daha ‘demokratik’ bilinen bir platform olduğu için muhtemelen o da atama yapmayacak. Ancak şirketlerin hükümetle görüşmeleri sürüyor. Türkiye, tüm sosyal medya platformlarında kullanıcı sayısı olarak dünyanın ilk 5 ülkesi arasında. Hem devletin hem de şirketlerin bu platformlardan ciddi maddi kazançları var. Hükümet eğer açıkladığı gibi mayıs ayında, hala temsilci atamamış olan platformun bant aralığını yüzde 90’a düşürürse ciddi bir gelir kaybı da yaşayacak. Sosyal hayatımızın kısıtlandığı pandemi günlerinde, dijital sosyal hayatımızda da kısıtlama yaşayacak olmak oldukça tedirgin edici…

           NELER OLACAK?

-          Eğer platformlar kanunu kabul edip temsilci atarlar ise, platformların üye ve içerik sayısı ‘güven’ kaybı yüzünden azalacak, reklam gelirlerinde düşüş olacak. 

-          Parmakla kaydırarak kısa videolar izleme, ‘kalp atma’ alışkanlığımız azalacak.

-          Eğer söylendiği gibi atama yapmayan platformların bant aralığı mayıs ayında yüzde 90 kısılırsa, kullanıcılar telefon ve bilgisayarlarından VPN ve DNS ayarlarını değiştirerek sosyal medya platformlarına girmeye devam edecekler.

-          Yine de eskisi kadar kolay girilemeyecek olan bu platformlar, kullanıcı ve içerik kaybı yaşayacaklar.

-          VPN ile girilse dahi, reklam yasağı devam edeceğinden yine ciddi bir gelir kaybı olacak.

-          Bu yasak, yurt dışını da kapsadığından ihracat yapan ve Türkiye’de yerleşik olan firmalar, hedef ülkelerinde de sosyal medya reklamı yapamayacaklar. Bu da rekabet güçlerini olumsuz etkileyecek.

-          Dijital pazarlamanın önemli kanallarından biri olan Google Ads’e ayrılan bütçeler ciddi oranda artış gösterecek. Bu yüzden, ‘bid’ (teklif verme) özelliği ile çalışan google reklamlarının maliyetleri, artan taleple beraber çok yükselecek; pazarlamacıların tık başına ödediği para artacak ve reklam verimlilikleri düşecek.

-          Reklam kanalı olarak youtube da ön olana çıkacak. Reklamveren için aynı verimlilik düşüşü bu kanalda da yaşanacak.

-          Programatik reklam modellerine talep artacak.

-          Akıllı reklam modelleri hız kazanacak.

-          Kullanıcı takibinin önemi artacak: yani çerezlerle daha çok karşılaşacağız.

-          Spotify’da Podcast’lere yönelik reklam kavramı çok daha yaygın olarak kullanılmaya başlanacak.

-          Sosyal medyadan gelen trafik azaldığı için, şirketlerin web sitelerine başka kanallardan trafik aktarılmaya çalışılacak: site içerikleri hiç olmadığı kadar önemli olacak.

-          Sadece instagram, facebook reklamları ile ilgilenen kreatif ajanslar ve medya satın alma ajansları farklı alanlara girmek zorunda kalacaklar. Bu ajanslar küçülmeye de gideceğinden bir çok kalifiye genç işsiz kalacak.

-          instagram’daki video işleri daha uzun ve yüksek prodüksiyonlu olarak YouTube’a kayacak. Ancak instagramdaki bir dakikalık videoyu bile uzun bulan Z Kuşağı, youtube için ne kadar zaman harcar belirsiz.

-          Şu anda bu yasayı fırsat bilip, reklam fiyatlarını arttıran influencerları Mayıs’ta kötü bir dönem bekliyor. Hem kullanıcı sayısı azalacağından hem de şirketlere de reklam verme yasağı gelebileceğinden influencerların kazancında ciddi azalma olacak. Belki bir kısmı piyasadan silinecek.