diyanet1


AB ÜLKELERİNİN POLİTİKACILARI TÜRKİYE'DE SEÇİMİ ETKİLEMEYE ÇALIŞIYOR

Ozan CEYHUN 14 Haz 2018

Türkiye'de seçimlere 12 gün kaldı. Cumhurbaşkanlığı için aday olanlar ve meclise milletvekili olarak seçilmek isteyenler Türkiye'nin dört bir köşesinde seçim propagandası yapmaktalar. Demokratik bir ülke olmanın avantajı ile kamuoyu seçim dönemini büyük bir olgunluk ve ilgi ile izlemekteler.

Sabah Yazarlar Kulübü ile birlikte Türkiye’nin çok farklı köşelerinde panellere konuşmacı olarak katıldığımdan seçim dönemini çok iyi izleyebilmekteyim. Ayrıca bazı milletvekili adayı dostlarımın kampanyalarına da destek verirken sokaktaki vatandaşın ilgisini bizzat yaşamaktayım. Son olarak İstanbul Küçükçekmece’de eski Gençlik ve Spor Bakanı dostum ve İstanbul milletvekili adayı Çağatay Kılıç ile birlikteyken bir vatandaşımızın Suriyeli sığınmacılara yönelik “cahilce sözleri ve iddiaları” karşısında sadece milletvekili adayının değil yanındaki tüm AK Partili yöneticilerin ve onunla bir dernekte buluşan vatandaşların tavrı beni çok mutlu etti. Suriyeli sığınmacılara sahip çıkan insanlarımız bir kez daha Türkiye’de o AB’de utanç verici bir şekilde yaşanmakta olan ırkçılığa prim vermediklerini ve vermeyeceklerini gösterdiler. Türkiye’de sığınmacıların sırtından oy kazanmaya kalkanların seçim kazanma şansı yok.

24 Haziran 2018 akşamı haklı olduğumu bir kez daha göreceğiz. Fransa’da Le Pen ya da Almanya’da AfD’nin yaptığı gibi içi boş popülist laflar ve vaatlerle oy avcılığına çıkan Meral Akşener, Muharrem İnce ya da Temel Karamollaoğlu gibi adaylara Türkiye seçmeni kanmadığını kanıtlayacak.

Türkiye’de seçmenler hangi adayın kimler tarafından ve niçin desteklendiğini çok iyi bilmekteler. FETÖ terör örgütünün sığındığı ABD, Almanya ya da Belçika gibi ülkelerden seçime müdahale etmeye çalıştığı biliniyor. Hatta bir partinin içine çöreklendikleri artık bir sır değil.

Tüm bunlar yetmiyormuş gibi bir de özellikle AB ülkelerinde Türkiye düşmanlığı yaptıkları için kendilerini iyi bildiğimiz ve tanıdığımız bazı politik çevreler, partiler ve politikacılar Türkiye’de seçimlere 12 gün kala Türkiye’nin demokratik seçimlerini manipüle etmeye çalışıyorlar.

Özellikle Almanya’da Sol Parti ya da Yeşiller gibi partilerin üyesi olan politikacıların Türkiye’de on binlerce insanı katletmiş olan terör örgütü PKK’nın sözcüsü konumundaki bir partiyi desteklemeleri aslında bir demokrasi skandalı. Terörü ve terör örgütünü lanetlemeyen ve de PKK’nın etkisi altında olduğunu saklamayan HDP’nin AB üyesi ülkelerde destek bulması çok acı. Oysa terörün her türlüsünün lanetlenmesi gereken ve terörü destekleyenlerin aramızda yerinin olmaması gereken bir dönemde bunu yaşamak üzücü.

Avrupa’da Türkiye düşmanlarının ya da ılımlı Türkiye karşıtlarının ve Türkiye’nin AB üyesi olmasını istemeyenlerin ve de hatta İslam ve Müslümanları Avrupa’da görmek istemeyenlerin Türkiye’de Recep Tayyip Erdoğan’a karşı olması bizi hiç şaşırtmıyor.

Ancak Türkiye, Türk, İslam ve Müslüman düşmanı çevrelerin Türkiye’de Muharrem İnce, Meral Akşener ya da Temel Mollaoğlu kazansın diye neredeyse kiliselerde dua etmeleri ve mum yakmaları aslında Türkiye seçmeninin gerçekleri görmesi açısından belki de çok yararlı oluyor.

Örneğin son olarak popülist bir başbakanın aşırı sağcı ve yabancı düşmanı bir parti ile oluşturduğu koalisyon tarafından yönetilen Avusturya’da camilerin kapanması ve imamlarının sınır dışı edilmesi Türkiye’de Recep Tayyip Erdoğan’a karşı olup da muhalefeti seçme eğiliminde olanları da düşündürmekte. Eğer vicdanlarının sesini dinlerlerse İslam Dinine ve Müslümanlara düşman olanların istediğini yapmamanın yurdunu seven bir Türk ve Müslüman için en doğrusu olduğunu da göreceklerdir.

AB ülkelerinin Türkiye ve İslam düşmanı politikacıları Türkiye’de seçmeni etkilemeye ve muhalefeti canla, başla desteklemeye devam etsinler. Türkiye seçmeninin tercihi 24 Haziran 2018 akşamı onları bir kez daha hüsrana uğratacak.