ABD İLE ZORLU BİR DÖNEM

Faruk AKTAŞ 10 Kas 2020

ABD'deki başkanlık seçimlerinde ipi göğüsleyen Demokrat aday Joe Biden oldu.

ABD’deki başkanlık seçimlerinde ipi göğüsleyen Demokrat aday Joe Biden oldu.

Mevcut Başkan Donald Trump’ın seçim sonuçlarına itirazı sürüyor ancak itirazların sonucu değiştirmesi beklenmiyor.

Dolayısıyla tüm dünya gibi Türkiye de küresel güç ABD ile Biden’lı bir döneme hazırlanıyor.

Bu eksende Biden döneminde Ankara-Washington ilişkilerinin seyri de günlerdir yoğun şekilde tartışılıyor.

Kimileri “Devletler arası ilişkilerde duygusallık değil ülke çıkarları esastır. Bu nedenle Biden, Türkiye gibi jeopolitik ve jeostratejik önemi büyük bir ülkeyi gözden çıkaramayacağı için gerginlik yerine ilişkileri düzeltme yoluna gidecektir” görüşünü dile getirirken kimileri ise ilişkilerin daha da gerileceğini söylüyor.

Ben ikinci görüşün çok daha güçlü ihtimal olduğunu düşünüyorum.

Kuşkusuz devletler arası ilişkilerde ülke çıkarlarının esas olduğu ilkesi doğrudur.

Türkiye’nin jeopolitik ve jeostratejik önemi de ortadadır.

 Biden ve ekibinin bunu gördüğüne ve göreceğine kuşku da yoktur.

Ancak tam da bu önem nedeniyle ilişkilerin daha da gerilme ihtimali yüksektir.

Zira Biden’ın temsil ettiği ABD müesses nizamı işte bu önemi nedeniyle Türkiye’yi kontrollerine alma çabasına girişecek, Türkiye ise buna direndiği ve direneceği için ilişkiler daha da gerilecektir diye düşünüyorum.

Biden döneminde ABD, Türkiye’yi kontrol altına almak için PKK ve FETO gibi terör örgütleri başta olmak üzere tüm enstrümanları pervasızca kullanabilir.

Eşzamanlı olarak, bağımsızlıkçı politikalarda ısrar eden mevcut iktidarın değiştirilerek kendi güdümlerindeki muhalefetin yönetime getirilmesi için yoğun bir çaba içeresine girmeleri de beklenmelidir ki Biden, aday adaylığı döneminde bunları alenen dillendirmişti.

Rusya ile ilişkiler, S-400 meselesi, Türkiye’nin F-35 savaş uçakları projesinin dışında tutulması, Caatsa yaptırımları, Doğu Akdeniz ve Ege’deki krizler gibi birçok konu, ABD’nin Türkiye’yi fazlasıyla zorlama çabasına gireceği başlıklar olarak değerlendirilebilir ancak kanımca bu süreçte en önemli mesele Washington’un, Ankara’ya diz çöktürme emelleri çerçevesinde piyon olarak kullandığı PKK’ya vereceği destek ve bu eksende Türkiye’nin güneyinde bir terör devleti kurma çabaları olacaktır.

Zira bu konu Türkiye’nin birliği, toprak bütünlüğü ve bekâ meselesiyle doğrudan ilişkilidir.

Bu girişimler zaten Biden’ın başkan yardımcısı olduğu Obama’nın başkanlığı döneminde başlamıştı ki önümüzdeki dönem bu çabaların yoğunlaşarak artabileceğini öngörmek gerek.

PKK’nın Suriye kolu PYD’nin askeri kanadı YPG’nin ana omurgasını oluşturduğu DSG’nin başındaki terörist Mazlum Kobani kod adlı Ferhat Abdi Şahin’in Joe Biden için yayınladığı kutlama mesajında, “ABD ile yakın iş birliğini sürdürmeyi dört gözle bekliyoruz” şeklindeki ifadeleri bu konuda terör örgütünün, ABD’nin yeni yönetimine ne denli umut bağladığını gösteriyor.

ABD’nin yeni yönetiminin Türkiye’ye diz çöktürme hesapları çerçevesinde terör devleti oluşturma planlarını salt PKK üzerinden gerçekleştiremeyeceklerini bildikleri için, aynı hesaplar ekseninde yine söz konusu müesses nizam ekiplerince uzun süredir hayata geçirilmeye çalışılan “Kürtlerin Birliği” projesine yoğunlaşacaklarını düşünüyorum.

Yani bu dönemde önce Suriye’de PYD ile diğer Kürt oluşumları bünyesinde toplayan ENKS arasında hızlıca bir anlaşmanın sağlanması, ardından aynı çabaların Irak’ta PKK ve Barzanilerin partisi KDP arasında yoğunlaştırılması gibi bir sürecin işlemesi beklenebilir.

Türkiye, bugüne kadar sahada ve masada gösterdiği kararlılıkla güneyinde bir “PKK devleti” kurma planlarını boşa çıkarmayı başardı.

Zaten söz konusu güçler de bunu gördükleri bu amaçlarına ulaşmak için “Kürtlerin Birliği” adı altında Suriye ve Irak’taki Kürt grupları PKK’yla birleştirme gayretlerine yönelmiş durumdalar.

Belirttiğimiz gibi bu dönemde bu çabaların artarak süreceğinin beklenmesi ve buna dair kapsamlı önlemler alınması şart.

Irak’ta KDP, Suriye’de ise ENKS’nin bu hesapların piyonu olmalarının önlenmesi bu konuda kilit öneme haiz diye düşünüyorum.

ABD, Türkiye’nin güneyinde bir terör devleti kurma çabalarından ancak ve ancak bunun gerçekleşmesinin mümkün olmadığını ve olmayacağını, bu çabalarının da kendisine kârdan çok zarar getirdiğini gördüğünde vazgeçecektir.

Aynı durumun diğer başlıklar için de geçerli.

Yani yeni yönetim, Türkiye’nin içişlerine karışarak ya da belli konularda Türkiye’yi sıkıştırarak eski Türkiye’yi geri getiremeyeceğini anladığında bu girişimlerinden de vazgeçecektir.

Dileriz Biden ve ekibi bunu erken anlar ve Türkiye ile çatışmak yerine makul bir iş birliği ve ilişkileri geliştirme yolunu tercih eder.