ABD MORATORYUMU

Yusuf DİNÇ 17 Tem 2018

Trump ne yapıyor diye merak edenler, ülkesini güçlendirmeye çalıştığını bilmelidir. Fakat bunu alışık olmayan yollardan yapıyor. Bu bir kafa karşılığı doğuruyor olabilir.

Fakat Trump başkan olduğundan bu yana ABD için dünya jandarması yerine dünya değnekçisi demek daha doğrudur.

Strateji gayet basit ve varlığını ABD’ye borçlu olduğunu düşünen yönetimler üzerinde etkisi kesin.

Buna göre ABD ufak çaplı sanal bir karışıklığı besliyor. Sonra bu karışılıktan etkilenecek olanlara hadi bakalım silah alın, güvenlik dilenin diyor. Kore etrafında bir iki tweetle organize edilen bu plan tuttu. ABD yüklü silah satış anlaşmaları yaptı.

Sonra döndü geldi Katar üzerinden aynı oyunu oynadı ve Suudi Arabistan’ın yıllarca çıkaracağı petrole denk tutarda silah anlaşması imzaladı. Aynı zamanda 650 milyar USD’lik anlaşma Suudi Arabistan’ın gayrisafi yurtiçi hasılasına denk bir büyüklük.

Suusi Arabistan geleceğini ve dünya ekonomisinde önemli bir aktör olma şansını böylece heba etti.

Trump’ın bu basit oyunla ABD ekonomisine sağladığı toplam kaynak 1 trilyon USD’nin üzerindedir. Türkiye’nin onlarca ürünle sağladığı ihracat rakamının neredeyse 10 katı.

ABD aynı modeli yıllarca Türkiye üzerinde de oynamıştı. Fakat artık işler değişti. Türkiye’ye silah vermek ilerisi için düşünülen plan bakımından işlerine gelmedi. Türkiye de kendi silahını üretti. İhraç etmeyi de başardı. Satacağımız savunma sanayi ürünlerine kredi de sağlayabilsek gerçekten mevcut ihracatımızı ikiye katlamamız işten değildir.

Fakat bizden savunma sanayi ürünlerini almak diğer ülkelerde yönetimlerin sürdürülebilirliği için ne kadar risklidir? Bunu da düşünmek lazım gelir.

Trump şimdi Avrupa’da Doğu’dakinden daha farklı bir yöntemle aynı sonuca ulaşmaya çalışıyor. Benden silah satın almazsanız malınızı almam şeklinde Avrupalı siyasetçileri tehdit ediyor. Çünkü Doğu’da işleyen stratejinin Batı’da karşılığı olmadığını biliyor. Güvenlik yerine ekonomi eksenli bir politika izliyor.

Açıkçası satabilecek en eleverişli ürün olarak silah sanayini görüyor ve zorla satmaya çalışıyor. Buna göre ABD, Avrupa’yı bedelsiz koruyor. Bu hizmetinin bir karşılığı olarak işe yarar veya yaramaz malına alıcı olunmasını istiyor.

İstediğine ulaşamazsa Trump’tan çok agresif kabul edilebilecek çıkışlarda gelebilir. Mesela madem ABD, Avrupa’yı koruyor, Avrupa ülkelerine olan borçlarını reddedebilir.

Olmaz demeyin. Türkiye’nin de dış borçlarını ödemek için nefes aldığı Hoover Moratoryumuna benzer bir ortam gelişiyor. Tam da ABD’nin kotalar üzerinden Avrupa’yı tehdit ettiği, güvenlik meselelerini bahane edişi ve büyük bir küresel krizin ertesinde oluşumuz çok benzerlikler arz ediyor.

Her ne kadar Hoover ve Trump zıt karakterler olsa da önceki moratoryumun aksine ABD’den dünyaya değil, dünyadan ABD’ye bir moratoryum riski gündeme girebilir. Trump’ın varlığı ve iç piyasada yapmak istedikleri bu zemini hazırlamaktadır.

Esas olarak Hoover moratoryumundan sonra doların statüsü farklıdır. Doların bugünkü statüsü olmasa ABD çok kere default olabilecek bir ekonomidir. Fakat para basma gücü bu riski ortadan kaldırmaz. Ancak erteler.

Bu değerlendirme Trump’ın tavrı üzerinden bir okuma ve tarihi bir perspektif üzerinden karşılaştırma olarak ele alınmıştır. Ya da ben Trump olsam Avrupa’dan istediğimi alamadığımda açık/kapalı bunu gündeme getirirdim.