ABD'Lİ KONSOLOSUN TEŞEKKÜRÜ

Faruk AKTAŞ 15 May 2020

Bölgenin yeniden şekillendirilme çabalarındaki kilit konulardan birisi.

Son günlerde Suriye ve Irak eksenindeki sorunlar çerçevesinde en çok tartışılan konulardan birisi PKK’nın Suriye kolu PYD ile Kuzey Irak’taki Barzanilerin partisi KDP’ye yakın Suriye Ulusal Kürt Konseyi (ENKS) arasındaki ittifak görüşmeleri.

Bu, sıradan iki silahlı ya da siyasi grubun kendi aralarında iş birliği yapma çabalarından çok öte bir durum.

Bölgenin yeniden şekillendirilme çabalarındaki kilit konulardan birisi.

O nedenle bölge üzerinde hesapları olan çok sayıda küresel ve bölgesel güç bu konu ile yakından ilgileniyor.

“Kürtlerin ittifakı” adı altında yürütülen planla ilgili her gün uluslar arası basında çok sayıda haber ve yorum yer alıyor.

Adı “Kürtlerin ittifakı” ama aslında konunun Kürtlerle hiçbir alakası yok.

Daha doğrusu bunu talep eden Kürtler değil.

Bu konuda çok açık, net ve somut bir örnek.

ABD’nin Erbil Başkonsolosu Steven Fagin’in çarşamba günü Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Neçirvan Barzani ile yaptığı görüşme sonrası Barzani’nin ofisinden görüşmeye dair bir açıklama yapıldı.

Açıklamanın son bölümünde görüşmede Suriye konusunun da ele alındığı belirtilerek, “ABD’li Başkansolos, Kürtler arasındaki birlik sağlamaya yönelik çabalarından dolayı Başkan Neçirvan Barzani’ye teşekkür etti” ifadesi yer aldı.

Yani ABD’li bir diplomat bir Kürt yöneticiye, “Kürtler arası birlik” çabalarından dolayı teşekkür ediyor.

Normal olan, “Kürtler arası bir birlik” çabası söz konusu ise böyle bir çaba içinde yer alan bir Kürt siyasetçinin, bu çabalarına destek veren bir ülkenin diplomatıyla görüştüğünde söz konusu destekleri için o ülkeye teşekkür etmesidir.

Ancak burada tersi bir durum söz konusu.

Neçirvan Barzani, ABD’li Başkonsolosa teşekkür etmiyor.

Başkonsolos, Barzani’ye teşekkür ediyor.

Çünkü bu proje Kürtlerin bir projesi değil.

ABD’nin projesi.

ABD ve Fransa’nın projesi.

PKK’ya alan açma projesi.

Kürtleri Türkiye’ye karşı kullanma projesi.

Hatırlanacak olursa Ocak 2018’de Türkiye’nin Afrin’e yönelik Zeytin Dalı Harekâtı gündemdeyken içerdeki en yoğun tartışmalardan birisi, “Türkiye operasyon yaparsa ABD ne yapar?”, “Türk askeri ile ABD askeri karşı karşıya gelir mi?” soruları ekseninde yürüyen tartışmaydı.

Ama ne oldu?

Türkiye operasyona başlayınca ABD oralı bile olmadı, hamisi olduğu PKK/PYD’yi ortada bırakıp çekildi.

Türkiye kararlılık gösterince ABD, Türkiye ile karşı karşıya gelmeyi göze almadı, alamadı.

Ama PKK üzerinden Türkiye ile ilgili hesaplarından da vazgeçmedi.

PKK’nın tek başına Türkiye karşısında direnemediğini görünce, Türkiye ile doğrudan karşı karşıya gelmesinin kendisi açısından da maliyetinin ağır olduğunu anlayınca terör cephesini genişletmeye karar verdi.

Kuzey Irak’taki Kürtleri ve onlara yakın olan Suriye’deki Kürt grupları PKK ile aynı cephede buluşturmaya karar verdi.

 “Kürtlerin ittifakı” denen proje bu.

ABD Başkonsolosu’nun Neçirvan Barzani’ye yaptığı teşekkür de, kendilerine ait bu projeye verdiği destek için.

Peki Barzani, ABD’nin bu hesaplarını bilmiyor mu?

Elbette biliyor.

Peki Kuzey Irak’ta Kürt siyasetçiler arasında Türkiye’ye en yakın isim olarak bilinen Neçirvan Barzani, “Türkiye ile düşman” olma anlamına gelen böyle bir proje içinde neden yer alıyor?

Bilebildiğim kadarıyla Neçirvan Barzani hem içerde hem dışarıda bu konuda yoğun bir baskı altında. Gün geçmiyor ki ABD’li ya da Fransız bir yetkili Erbil’i ziyaret edip onlara bu yönde baskı oluşturmasın.

Yani Neçirvan Barzani’nin durumu, iki arada bir derede durumu.

Ankara tüm bu yaşananların, başına örülmek istenen çorabın farkında ve oyunu bozmak için elinden gelen çabayı gösteriyor.

Ama bana kalırsa Türkiye, Afrin’deki gibi güçlü ve net adımlar atmazsa bu proje belirli bir aşamaya vardıktan sonra bozması çok daha güçleşebilir.

Bu projenin kilit noktası Kuzey Irak Bölgesel Kürt yönetiminin tavrıdır.

Erbil, “Ben bu projede yokum, PKK için Türkiye ile karşı karşıya gelmek istemem” dediğinde proje suya düşer.

Ama önemli olan Ankara’nın Erbil’e net bir şekilde “tarafını seç” demesidir.

ABD, Fransa ve diğerleri ne kadar bastırırsa bastırsın Erbil, bugünkü koşullarda Türkiye ile karşı karşıya gelemez, bu onların sonu olur. Sadece askeri anlamda değil, ekonomik ve siyasi istikrar anlamında da sonu olur.

Türkiye’deki Kürtlerin kahir ekseriyeti zaten PKK ile mücadelede devletin yanında ve arkasında. Türkiye, diğer ülkelerdeki Kürtlerin de ABD’nin piyonu PKK için kullanılmasını önlediğinde terörle mücadelede çok daha başarılı sonuçlar alacaktır.