ADALAR ÜLKESİ ENDONEZYA

Hakan DİKMEN 04 Ağu 2018

Endonezya 17 bin 508 adaya sahip bir ülke.

İşte bugün size Endonezya’nın on yedibin beşyüzsekiz adasından sadece bir tanesi ve en ünlü olanı Bali’yi anlatacağım. Daha çok balayı adası olarak anılan bu güzel ada aslında dünyaca meşhur birçok özelliği içinde barındırıyor. Mesela, 250 milyon civarında nüfusuyla dünyanın en kalabalık dördüncü ülkesi.

Tarihi kısaca şöyle: Hindu Majapahit İmparatorluğu M.S 1343 yılında Java’da Bali’li kolonisini kurmuş. Bu koca imparatorluğun çöküş dönemine girmesiyle 15. yy. entelektüeller, artistler, rahipler, müzisyenler topluca Java’dan Bali’ye göç etmişler. Endonezya’daki yaklaşık 17 bin adanın en büyük 4–5 tanesinden biri, en çok turist çekeni, en çok yatırım yapılmış olanı ve tahmin edileceği gibi en güzeli. Doğa harikası görünümüyle, sönmüş volkanik dağı, güler yüzlü insanlarıyla, Ekvator’un az biraz güneyinde yer alan ve teknolojiden uzak kalmayı istemiş bir diyar Bali.

Bali, Endonezya’nın 17 bin küsur adası arasında edindiği dünyaca ünü kadar büyük olmasa da diğer birçok adaya göre daha büyük bir ada. Toplam nüfus 4 milyon ve bu rakam turistler ile birlikte en çok 1,5 katına çıkıyor.  Batıdan doğuya yaklaşık 150 km ve güneyden kuzeye ise 80 km. Tayland’ın aksine temmuz ve ağustos aylarında hava daha kuru ve yağmursuz. Ekvator’un altında güney yarımkürede bulunan ada Singapur ve Cakarta’ya göre de daha ılıman bir iklime sahip. Fakat yine de Türkiye’ye kıyasla çok nemli bir havası olduğunu söyleyebiliriz. Ada halkı birçok Asya ülkesinde olduğu gibi gayet cana yakın ve misafirperver. İşte bu adada önemli birkaç yeri size anlatmak istiyorum bugün.

“Pura Tanah Lot” tapınağı

Aslında, dünyanın en kalabalık Müslüman ülkesi olarak bilinen Endonezya’da Budizm’e inanlar da var. Bali mitolojisinde 7 tapınak çok önemli. Bunlardan biri de Pura Tanah Lot. Bir tapınak düşünün Med-Cezire göre ibadete izin veriyor. Tapınağa deniz yükseldiğinde gitmek çok zor.  Ama deniz çekilince yürüyerek gidebiliyorsunuz. Gördüğünüz fotoğrafı çekerken biraz kendimi kaptırıp ilerideki kayaların üzerinden karayı çekmeye çalıştım. Görevliler düdüklerle beni çağırıp duruyorlar. Ben de içimden “Ne pimpirikler” diye düşünüyorum. Ama bir baktım ki su yükseliyor. 10 dakikada su diz kapaklarımı geçti. Meğerse bana haber vermek içinmiş bu çaba. Neyse Budistlerin mutlaka ziyaret ettiği bir tapınaktır burası. Buradan gün batımını seyretmek de çok keyifli. Onaltıncı yüzyılda yapıldığına inanılan, deniz çekildiğinde yürüyerek ulaşılabilen Hindu tapınağı “Pura Tanah Lot”. Java’dan Bali’ye gelen Rahip Nirartha, bu kayaları ve doğal yaşamı görünce mutlaka bir kaya üstü tapınağı olmasını istemiş. Kayaların altında girip yukarı çıkıyorsunuz. Ama deniz yükseldiğinde Allah ile baş başa kalırsınız kayanın tepesinde.

Bali’de hemen hemen her kapı önünde ve heykellerin önünde Tanrıları için hazırladıkları hediyeleri görebilirsiniz.

Endonezya’nın nüfusunun ağırlığı Müslümanlardan oluşuyor. Ama Bali adasının hemen hemen tamamı Hindu. Bali’de karşılaşacağınız Hinduizm Hindistan’daki gibi de değil. Sadece burada görebileceğiniz Bali tarzı sunaklarda her restoranın, otelin ve her evin bahçesini süslemekte olan hediyeler var. Bu sunaklarda tüm gün boyunca tanrılara ikramlar sunulmakta. Hatta sadece sunaklara değil tüm dükkân ve evlerin önünde yaprak tabaklarda sunulan yiyecek, çiçek ve çok farklı sunumları görebilirsiniz. Çoğunlukla Lotüs çiçeği hediye ediliyor. Bunun da nedeni en kirli suda bile yaşayan tek canlı olmasıymış.

Batur Volkanik Dağı ve Batur Gölü

Batur Volkanik Dağı ve Batur Gölü zamanı olanların mutlaka gitmesi görmesi gereken yerlerden biridir.  Volkanın patlama izleri halen duruyor. Bakmayın yeşil olduğuna zemin hep volkanik kayalarla kaplı. Bu dağa tırmanmak isterseniz erkenden yatıp sabah 3.30’da kalkmanız gerekiyor.  Trekking sabah 4’te başlıyor. “Ya hu daha kargalar bile beslenmedi ne gereği var”  derseniz, Batur dağının tepesinden harika görünen gün doğumunu göremezsiniz. Rehbersiz ya da tura ait olmadan dağa doğru gitmek hayrınıza olmaz. Zaten yasak. En yakın Köyde “Association of Mount Batur Trekking Guides” ( Batur Dağı Yürüyüş Rehberleri Derneği)’var. Oraya kayıt olmalı ve hep birlikte yola çıkmalısınız. Ücreti de yaklaşık 150 Türk Lirası’na geliyor. Tabii sabahın 4’ünde yola düşünce gökteki yıldızları, samanyolunu da bedavadan izleyebilirsiniz. Çok etkileneceksiniz.

Batur Volkanik Dağı ve Batur Gölü 

baktığınızda ortada ağaçsız kara bir bölüm görüyorsunuz ya, işte orası bir zamanlar güzel cıvıl cıvıl köymüş. Yanardağ patlayınca yanıp yok olmuş. Köyün ortasında bulunan bir tapınak ise yangında hiç zarar görmediği için “Lucky Temple” yani şanslı tapınak adını almış.

Dewi Sinta Lokantası

Deniz mahsullerinin ve değişik tropikal meyvelerin tadılabileceği lokantada fiyatlar sizi çok memnun edecek. Bali demek, deniz ürünleri demek. Buraya kadar gelmişken deniz ürünlerinin her türlüsünü deneyebilirsiniz. Hem fiyatlar çok ucuz hem de lezzetli. Yemek için tercih edilen yerlerin başında Jimbaran semti geliyor. Jimbaran sahilinde sıralanmış onlarca balıkçı deniz kenarındaki masalarıyla sizi bekliyor. Gecenin hangi saati olursa yer bulmanız, yemek bulmanız mümkün. Herhangi birine girerek kalamardan karidese, ıstakozdan istiridyeye kadar birçok çeşidi farklı soslarla tadabilirsiniz.

Dünyaca meşhur “Kopi luwak” kahvesi. Dışkıdan çıkan lezzet

Yukarıda gördüğünüz sevimli havyan en kaliteli kahve tanelerini bulup yiyor. Sonra da midesinde bu kahve bir mayalanma geçiriyor. Sonra bunu dışkısıyla çıkarıyor. Dışkı ayıklanıp hayvanın içinden çıkan kahveler bize takdim ediliyor. Yani kediye benzer bu hayvanın bağırsaklarından geçip anüsünden çıkan kahveyi içiyoruz. Belki iğrendiniz. Ama, iğrenmeyenlere kahve çok da pahalıya satılıyor. Oraya kadar gitmişken ben de denedim. Aromalı ama aynı sert kahve tadı aldım. Yılda 380 kilo üretilebilen “Kopi luwak” kahvesinin kilosu 350 dolar ile 500 Amerikan Doları arasında satılıyor.

Jatiluwih Pirinç Terasları  

Çektiğim bu fotoğraf sanki yağlı boya tablo gibi, değil mi? Ama gerçek. Unesco Dünya Mirası olan Jatiluwih Pirinç Terasları hala eskiye bağlı kalarak pirinç yetiştirdikleri için koruma altına alınmış. Görüntü gerçekten çok güzel, mutlaka görmenizi isterim.

Bali Zoo Park 

Çocuklar için harika bir ortam. Kendinizi birden bir cangılın içinde buluyorsunuz. Oldukça gür tropik ormanda 450’den fazla nadir ve egzotik hayvan yaşıyor. Bu hayvanlardan bir bölümü de ünlü filmlerin artistleri.  Fillerle safari yapabilirisiniz. İsterseniz onlarla banyo da yapabilirsiniz. O mu sizi yıkıyor siz mi onu yıkıyorsunuz pek anlaşılmıyor ama çok neşeli oluyor. Sonra artist hayvanlarla yapılan bir gösteriyi izleyerek dinleniyorsunuz.

“Lucky Temple” Şanslı Tapınak

Ulu Watu KACEK DANSI.

Batur dağının eteklerinde bulunan yanan köyü size anlatmıştım. İşte oradaki Uçurumların tepesinde bulunan Ulu Watu Tapınağına. ( Burada dikkatinizi çekecek bir detay tapınağın adı Ulu ile başlıyor. Yani Türkçede de kullandığımız bir kelime. Dünyanın birçok yerinde ULU ile başlayan tarihi yerler var. Araştırılsa belki altından bir şey çıkar.)

Burada Bali folklorunun bir başyapıtı olan “Kacek Dansı”nı izleyebilirsiniz. Aman kaçırmayın. Güneş batmaya az kala başlayan dans karanlıkta dansçıların meşaleleriyle anlam kazanıyor. Enstrüman kullanmıyorlar ama yere vurdukları bambularla değişik sesler çıkarıp enfes bir gösteri sunuyorlar. Hikâye Prens Rama’nın karısı Shinta ve kardeşi Lakshmana ile ormanda dolaşırken başlıyor. Ormanda, Dev Rahwana, Shinta’yı kaçırır ve onu sarayında esir tutar. Rama daha sonra yardım ister ve Lakhsmana’yı maymun kralının arkadaşı Sugriwa’yı bulmak için gönderir. Sugriwa, Rahwana Sarayı’ndaki Shinta’yı kontrol etmek için komutanı Beyazoman’ı Hanoman ismiyle gönderir.  Hikaye böyle devam eder gider. Ama ortam çok etkileyici. Bu gösteri doğal sahnesinde gerçekleştirilen görsel bir şölen.

Oyunculardan biri de Maymun Rahwana.

“Ulu Watu” ya tırmanırken dikkat edeceğiniz bir konu maymunlar olmalı. O kadar çok ve saldırganlar ki azıcık korkuyorsunuz. Giderseniz güvenlik üst seviyede olmasına rağmen dikkat edin lütfen. Ama yine de parıltılı kolye küpe vs varsa saklayın. Çünkü onları çalıyorlar. Benim inanamadığım bir olay oldu. Bir kadının ayağındaki ışıltılı parlayan terliği saniyeler içinde çaldılar. Düşünün terliği çalacak kadar hızlılar. Çalınan malzemeyi güvenliğe söylüyorsunuz. Ufak bir para karşılığında maymundan alıp geri veriyorlar. Bazen çalınan eşyanın yok olduğu da oluyor aman dikkat diyelim. Bence maymunlara kesinlikle dokunmayın. Isırmıyorlar ama çete gibiler. Birden etrafınız onlarcası sarabiliyor.

Bu fil birkaç filmde oynamış. İki dil biliyor

Artist hayvanların gösterisi çok ilginç geliyor seyirciye. “Bu komutu nasıl anlayıp da rol yapıyorlar” diye düşünüyorsunuz.

İşte Bali böyle güzel gezilesi bir yer. Hem Endonezya bizden vize de istemiyor. Pasaport, cepte biraz da paranız varsa huzur ülkesine gidebilirsiniz. Bu arada muhteşem Bali masajını size pek anlatmadım ama bunun bir nedeni var. Canınız çeker diye düşündüm. Dünyanın başka yerinde bu tecrübeyi yaşayamazsınız.

Gittiğinizde kaslarınızı biber, karanfil, tarçın, Hindistan cevizi ve zencefille yapılmış bir kremle kaplayarak elle ezilmiş pirinç masajından sonra baharat kutularına asla aynı şekilde bakmayacaksınız. Kısaca nerenizde bir ağrı varsa masaj sonrası yok oluyor. Yine Bali’ye özgü ilginç bir durum da Kuş saldırısı. Durun hemen ne oluyor demeyin. Bali’de Hitchcock’un korku filmi tarzı bir kuş ordusu göreceksiniz. Her akşam küçük Petulu köyüne binlerce beyaz balıkçıl konaklamak için geri geliyor. Tüm ağaçların üstü, evlerin damı bu kuşlarla kaplanıyor.  O köyde yaşayan halkın birçoğu, kuşların ölen köylülerin ruhları olduğuna inanıyor.

İşte böyle bir yer Bali. Umarım bu yazdıklarımla oraya gitmişsiniz gibi hissedersiniz. Başka bir ülkede buluşmak üzere Hoşçakalın.