ADAM MESELESİ

Osman ATAMAN 18 Ağu 2016

Kanuni Sultan Süleyman herkes için "muhteşem"dir. Sultan Abdülhamid Han ise tartışmalı; gök sultan diyen de var, kızıl sultan diyen de, ulu hakan demeyi tercih eden de. İki padişahı karşılaştırmak kolay ve doğru değil ama…

Kanuni Sultan Süleyman herkes için “muhteşem”dir. Sultan Abdülhamid Han ise tartışmalı; gök sultan diyen de var, kızıl sultan diyen de, ulu hakan demeyi tercih eden de. İki padişahı karşılaştırmak kolay ve doğru değil ama… Ama şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki, Kanuni’de bolca olan ve Abdülhamid Han’da bulunmayan şey “adam”dır. Kanuni mimariden şaire, şeyhülislamdan sadrazama zirve isimlerle çalışmıştır. Halbuki Abdülhamid Han için bu zenginlik söz konusu değildir ve olan “adam”lardan da asla emin olamamıştır. “Hangi taşı kaldırsam altından İngiliz çıkıyor” diyen Abdülhamid Han, bugün bütün dünyanın kabul ettiği siyasi dehası ile en zor zamanda 30 küsur sene tahtta kalabilmiş fakat rezil bir tablo ile “hal” edilmiştir.

İhanetin nerelerden nasıl gelebileceği, nasıl sızabileceği ve yayılabileceği gerçeğini bugün sindire sindire yaşıyoruz. Abdülhamid’in istihbaratını ve jurnallerini kolayca eleştirenler, bugün haber almanın önemini ve değerini acı bir dersle anlamış vaziyetteler. Abdülhamid ve istibdat… Recep Tayyip Erdoğan ve diktatör… Senaryo aynı. Problemlerimiz de aynı üstelik… Ve artık ders almış olmalıyız. Kuşatılmış vaziyetteyiz. Hain çok. PKK’lı, IŞİD’ci, FETÖ’cü…

Aslında aynı fabrikanın virüslü imalatları… Çoğalıyorlar, bulaşıyorlar. Diğer taraftaysa, vatandaş tankın altına yatabilirken, o “Büyük Türkiye”yi oluşturacak kadrolar ise müteahhitliği tercih etmiş durumda. Müteahhitlik de başka bir bulaşıcı hastalığımız. Lider kiminle nasıl iş yapacak? Bir tarafta hainler… Bir tarafta müteahhitler. Geleceği inşa etme işini yanlış anlayıp, Ortodoksların kutsal haç töreninde Haliç’e atlamaları gibi, herkes avm, rezidans, lüküs hayat konakları işine atladı.

2023 hedefleriyle işaret edilen seviyeye, sadece demir/ çimento/ hafriyatla gelinebilir mi? “Dik dur eğilme, bu millet seninle” sloganları, külliyedeki yalnızlığa çare olmuyor. Kanuni zamanında da… Sultan Abdülhamid zamanında da… Ve bugün de ülke bizim. Tarih zamanı gelince hükmünü verir. Fakat ders almakla, seyirci kalmak arasındaki tercihimiz vicdanımıza kalmış. Yahut bir kenara çekilip kıyamete kadar tartışabiliriz de: Kızıl mı? Ulu mu?