ALAATTİN ABİ'M..

Tam 30 saattir ağlıyorum.

Gözyaşlarımın tuzu yanaklarımı yaktı.

İçim dağlandı.

Kalbim sızım sızım sızlıyor.

Komşum benim.

Alaattin abim.

Ne kadar iyi insandın sen.

Neden, niçin, durup dururken 

Ölüverdin.

Böyle de ölünür mü?

Alaattin abi, iyiliğin fotoğrafı olsa sen olurdun, iyiliğinden, iyi insan olma halinden, defalarca utandığım Alaattin abi.

Bir gece, perşembe gecesi ansızın ölüverdi.

Hayat ne kadar acımasızdı.

Çok uzun yıllara dayanan komşuluğumuz var.

Sonrası dostluğumuz var, sonrası Alaattin abim olma halin var.

Sesin kulaklarımdan gitmiyor.

Çok sevdiğim, anneliğine, aile olma, ailesini bir arada tutma duygusuna hayran olduğum kadın, çalışkan, becerikli, akıllı arkadaşım Fatma'nın sevdiği kocasıydı.

Kıymetlisi, bir yastığa baş koymuş hayat arkadaşı, iki oğlunun babası ve bir taneciğiydi.

Akşama kadar bin kere seslendiği, Fatma'nın Alaattin'i.

Sesin kulaklarımdan silinmiyor, ayak sesin kulaklarımdan gitmiyor.

Fundaaaa, Fundaaaa...

Yüzlerce defa, tepsi ile getirdiğin yemekler, sabah kahvaltısında yaptığın tostlar.

Gerçek komşuluk ne, sizden öğrendim ben.

Aniden, uykuda vefat ettin, gidiverdin Alaattin abim.

Artık.

Senin için ağlayan.

Öldüğüne inanamayan.

Kahramanı, babası, atası, olduğun ailen içinde, iyice kahraman baba, iyice kahraman ataları olarak yaşayacaksın.

Öldün zannetme kendini sakın.

Bak Alaattin abim, ölmenin sırası mıydı.

Daha kocaman bir yaz geçirecektik.

Anladım ki.

Varken fark etmediğin, her şey yokken ne kadar acıtıyor insani, bilemezsiniz.

Şairin dediği gibi.

Yürek vuruşlarına, 

Yürek yakarışlarına.

Bir babanın gözyaşlarına.

Bir çocuğun, oğlunun, avuçlarına gömün beni.

Kalbime gömün acıları.

İki mezar taşı arasında dinlensin başım.

Dinlen Alaattin abim.

Çok sevdiğin, biricik karın Fatma, iki aslan oğlunun kahramanı olarak hep yaşayacaksın.

Ya komşuların.

Bizim için daima, dünyanın en iyi insanı, dünyanın hepimizin Alaattin abisi olarak hep yaşayacaksın.

Alaattin abim benim, hakkını helal et olur mu?

Alaattin abim benim, nur içinde yat.

Funda'ya takılanlar..

... İtalya’nın ünlü turistik sahil yerlerinden Portofino'nun yerel yönetimi, yani belediyesi, görgüsüz davranış gösteren turistleri, yani misafirlerini cezalandıracakmış.

Nasıl mı?

Limanda çıplak ayak ve tişörtle yürümek,

Bir şeyler atıştırırken etrafı kirletmek,

Gece yarısından sonra yüksek sesle müzik dinlemek,

Kentin meydanları veya parklarında yatıp uzanmak..

Gibi davranışlarda bulunanları, 300 Euro’ya kadar cezalandıracakmış.

Dahası var. 

Turistlerin, yollara, banklara ve merdivenlere bıraktıkları bavulları, başkalarının geçişini engellerse yine ceza kesecekmiş. 

Üç kentin belediye başkanı oturup, bu kararları almışlar.

Hadi bakalım.

Bizim Bodrum, Çeşme belediye başkanları da oturup böyle bir karar alsınlar.

İnşaatlara sahip çıkamayan, yer gök beton, delik deşik edilmiş, tatil bölgesinde.

Utanç verici hal almışken, adı var, sanı yok bu adamlar.

Belediye başkanları.

Güldürmeyin beni.

... Şarkıcı, oyuncu Şevval Sam, yeni single hazırlığı içindeymiş.

Kendi turnesi, kendi projeleri ile ilgili anlatırken ve objektiflere poz verirken, Talat Bulut ve iddia edilen taciz hikayesini soruveriyorlar.

"Şahit olduğum bir olay değil, ispatı da çok zor. Ne diziye, ne kendilerine yakışan bir durum. Eğer gerçekten böyle birşey varsa, hep beraber, kınayacağız" demiş.

Bu nasıl açıklama.

Anlayan beri gelsin.

Yahu bir senedir kocan rolünde, yakın çekimler yaptığın, sahnelerinin bol olduğu, adam ile ilgili, anladığın, bildiğin, hiç mi diyeceğin bir şey yok.

Sen, ben, o ne diyorsak, afaki, dışarıdan, satıhta, ancak onu söylemiş.

İki satir uyduruktan bir şey.

Demek ki bırakın arkadaşlığı, bunlar sahne dışında birbirlerine selam bile vermiyorlar.

Eğer, "gerçekten böyle birşey varsa hep beraber kınayacağız" yerine, iddia doğru ise adamı kınarım, yoksa kıza iftira attın ne ayıp ettin derim..

Deseydin.

Tamamdı.

Herkes işinin peşinde.

Herkes parasının peşinde.

Adam, ya da kız kimin umuru.

Hep beraber, diye hiç bir halimiz yok.

Böyle biline.