ANALARINA BENZEMEYEN KIZLAR!

Neyiz, ne kadarız, hepimiz bilelim ve gerçeklerle yüzleşelim bence.

Mağdur programları, aslında hayatın gerçekleri ile yüzleşmenin tam aynası.

Çok eleştiren var, bu programların ne gereği var, olmasın isteyenler var.

Tam tersi.

Neyiz, ne kadarız, hepimiz bilelim ve gerçeklerle yüzleşelim bence.

Mesela ben. 

Bu programlar olmadan önce, kızların evden bu kadar çok kaçtığını bilmiyordum.

Mesela ben,

Kızların koca meraklısı olduğunu bu kadar bilmiyordum.

Mesela ben, 

Kızların doğduğu aileyi, anasını, babasını ailesini beğenmediğini bu kadar bilmiyordum.

Mesela ben, 

Herkes anasını sever biliyordum.

Evden kaçan kaçana, annemi hiç sevmiyorum beni unutsun diye bağıran bağırana.

Çaresiz kalan insanlar ne yapsınlar, hemen daha kısa sürede her yere ulaşma imkanı olan bu programlara koşa koşa geliyorlar.

Eh daha orada otururken, evden kaçan haber alamadığı, ortadan kaybolmuş kızlarını burada buluyorlar.

Valla hemen de buluyorlar.

Anne, üstüne ördüğü yeleği, ayağında eski ayakkabısı, başında tesettürü, ömründe krem görmemiş yüzü ve yorgun elleri ile anlatıyor.

Ağlıyor.

Tuzlu gözyaşları yüzünü yaka yaka akıyor.

Acılı göz bebekleri, endişeli, kederli analık halinde yanıyor.

Ahhh ahhh diyor.

Ben onu ne emeklerle büyüttüm.

O eller ki emeğin fotoğrafı olsa o eşlik ederdi.

Eller çok yorulur.

40 yaşında annenin, sanki 70 yaşında yorulmuş elleri var.

Tam o sırada, ekranda kızın sosyal medyada paylaşımlarını gösteriyorlar.

İnanılmaz.

Saçlar rengarenk boyalı, burnunda, kaşının üzerinde piercing, dövmeler içinde şarkı çalıyor ve çaldığı müziğe eşlik ediyor.

Protezli tırnaklı parmaklarını sallıyor, gerdan kıvırıyor.

Ben demiyorum ki kızlar anasının aynısı olur.

Ama demem o ki bu kızın anası bu değil. Aslında doğru tanımla, bu ananın kızı bu değil.

Anasına bak kızın al yalan olmuş anladım da!

Analar ve kızlar birbirine hiç mi benzemez, bu kadar mı ayrışır?

Kız sosyal medyadan bulmuş birini kaçmış.

Sosyal medya birçok insanın hayatını çok değiştirdi.

Ve kabul edelim ki, birçok insanın hayatını mahvetti.

Ana baba sevgisi kalmamış, hiç ölmeyecek gibi yaşamaya koşanlar, dur diyen bir ölüm levhası var.

Bir durun yahu.

Anasını dur bak yavrum levha var diyor anlayan yok.

Her çocuk önce anasına emanet, sonra hayata emanettir.

Analık işte.

Yapma diyor, etme diyor, yalvarıyor.

Analık acizliği içinde, dön diye yakarıyor.

AH canım ah.

Merhametli.

Pişmanlık bilen, pişmanlık arayan kızları kaybetmişiz farkında değilmişiz. 

Funda'nın aklındakiler…

... Oyuncu Demet Özdemir'in anneannesi vefat etmiş.

Sosyal medyasından fotoğraflarını aynen paylaşmaya devam etmiş.

Vay arkadaş sen misin böyle fotoğraflarını paylaşan. 

Başladılar yazmaya; ölümün var, kaybın yasını tut, anneannen ölmüş, senin paylaşımlarına bak hiç hoş değil, utanmıyor musun?

Yazılanlar berbat.

Yazılanlar ne hakla yazıyorsun ne münasebet kardeşim dedirten türden.

Evet acı kişiye özeldir ve sadece o kişiyi ilgilendirir.

Acının nasıl yaşayacağına sen mi karar vereceksin diyebiliriz.

Kim bilir evde saatlerdir ağlıyor, kederi, elemi acısı  ne kadar çoktur.

Ama.

Arada dur şöyle bir iki akıllı fotoğraf paylaşayım derseniz.

İnsanlar öyle anlamazlar.

Sosyal medya madem ki vazgeçemediğimiz ve kendi hayatımızın her anını paylaştığımız bir mecra.

Onlara canlarım.

Onlara sizi çok seviyorum yazıyorsunuz.

Yüzünü görmediğiniz, sesini duymadığınız insanlarla mesafesiz kaldığınız bir mecrada yazarlar kardeşim.

Sınırlarını bilmeyen insanlara dur diyemediğimiz bir alan var.

O halde, o süreçte hiçbir şey olmamış gibi, paylaşımlar yapmasanız olmaz mı?

Gerçekten bir akraba, yakının, sevdiğin ölmüş paylaşımlarınıza dikkat edeceksiniz.

Gerçekten ölümün yası yokmuş gibi.

Gerçekten ölümün acısı yokmuş gibi davranırsanız, size hiç acımazlar.

Funda'nın aklındakiler…

... Güneş tutulması geçirdik.

Ben o gün sokağa çıktım, gözlerim zarar görmesin diye her türlü önlemimi aldım.

Pırıl pırıl, sıcacık güneşli havada, gözlük ve şapka takarak o anlara şahit oldum.

Şahane bir gündü.

Denize giren yüzen insanlar vardı.

Tüm gün televizyonlarda, güneş tutulmasını anlatan insanlar vardı.

Yahu! Ay, Güneş ile Dünya arasına girecek, olay bundan ibaret.

Birine rastladım ki, 4 gün sokağa çıkmayın falan diyordu.

Neler anlattılar neler, başımıza ne kadar kötülükler gelecek falan.

Astroloji bilimini inkar edecek değilim, ama Güneş tutulması bir tabiat olayıdır.

Demem o ki.

Gökyüzünden medet ummayın arkadaşlarım, Güneş tutulması ile farklı bir kişiliğe bürünmeyeceksiniz.

Burcunuz bilmem ne yörüngesine girdiğinde, gökyüzünde yarattığı acı ne kadar istediğini varsa kucağına lap diye bırakmayacak .

Retro nedir bilmem ama çalışmazsan sana para falan bırakmayacak. 

Dolunayda medet ummak, olan aşk hayatını falan değiştirmeyecek.