ANCAK KÜLTÜREL BİR NOKTADAN HAREKETLE ÜST TASARIM YAPABİLİRİZ

Böyle sorular sormamız, böyle sorulara ulaşmamız gerek.

Kültür bütün politika alanlarıyla ilgili bir şey, diplomasinin kültürü var, hukukun bir kültürü var değil mi? Hatta bilgiyi de kültürün bir fonksiyonu olarak ele almak mümkün. Bunu yaptığınız zaman dünya çapında kaç bilim adamı yetiştirdiğimizle ilgili bir soruyla karşılaşırız. Bilgiye dair bir kültürümüz var mı sorusuyla karşılaşırız.

Böyle sorular sormamız, böyle sorulara ulaşmamız gerek. 2004'te Marmaris'te öğretmenler günü programında Sabancı Lisesi Korosu Onuncu Yıl Marşı'nı söylüyordu. Bu sırada çoğunluk ayağa kalktı ama emekli olduktan sonra Marmaris’e yerleşmiş olan rahmetli Kenan Evren marşı oturduğu yerden dinledi. Daha sonra salondakilere “ayağa kalkmadım çünkü Onuncu Yıl Marşı, İstiklal Marşı değildir" dedi. O esnada ayağa kalkanlardan bir kısmı dönüp Evren Paşa'yı alkışladı.

Bunu niye söylüyorum, yaptığımız işlerin üzerine fazla düşünmüyoruz, uyum sağlıyoruz ve alışkanlıklarımız belirleyici oluyor. Bu da kültür işlerinin önündeki önemli bir engel… Bunun için Osmanlı camilerini taklit ediyoruz. Bunun için Amerikan senaryolarını dizi olarak yeniden çekiyoruz.

Taklit işlerle bir yere varmamız mümkün değil. Yeni form arayışını ön plana çıkarmamız gerek. Mesela Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası yapıldığı zaman Avrupa’da onunla yarışacak çok fazla “form eser” bulunmuyordu. Plan tipi ve süslemeleriyle benzeri olmayan bir eserdir bu. Selimiye Camii bir formun zirvesi olabilir ama yeni bir form değil mesela… Yeni form arayışımız yok, uyum sağlıyoruz. Edebiyat için de bu geçerli, sanatın diğer alanları için de bu geçerli, her formun altında bir fikir var. Eğer fikre sahip olmazsak gelişigüzel hareket ederiz, bu sefer sağa sola dönüp alkışlamak zorunda kalırız.

Bundan on yıl kadar önce Eskişehir Milli Eğitim Müdürü, “çocuklar okula Süpermen, Spaydırmen çantasıyla değil de Keloğlan, Nasreddin Hoca çantasıyla gelse” demişti. Adamı linç edeceklerdi neredeyse. Hâlbuki doğru yerde duruyordu. Bizim böyle adamlara, böyle adımlara ihtiyacımız var. Bu tür adımlar bizi istediğimiz yere götürebilir. Kültür politikası yeniden ele alınmalı, yetkin bir kültür politikası oluşturulmalı. 2000’lerde savunulduğu gibi kültür politikası topluma bir şey dayatmak anlamına gelmiyor. Hemen hemen AB ülkelerinin kültür politika belgeleri var. Kültür bizi özgürleştiren bir şey, bize aidiyet sağlayan bir şey, bizim kim olduğumuzla ilgili… Üzerine daha fazla düşünmemiz gerekiyor. Bizim kültürle ilgili bir duyguya sahip olmamız gerekiyor.

Kültüre dair farkındalığı üretecek şey devletin iradesi. Herkes devleti takip eder. Tabii bunun için kültürün dönem dönem gündemimize gelen, geldiği gibi de hızla uzaklaşan bir şey olmaması lazım. Bu çok önemli. Zihinlerimiz belli bir konuda belli bir süre konsantre olabiliyor ve bunun gereği de yapılmıyor Türkiye’de… Böyle olmaması lazım.

En son kültürel iktidar tartışmasında bunu yaşadık. Kültürel iktidar tartışmasını son derece anlamlı buldum. Bunu bir fırsat olarak görüyorum. Her ne kadar Alev Alatlı’nın binlerce yılın inançları, değer yargıları ile yoğrulan kültüre iktidar olunmaz savı varsa da küresel kültür son yirmi otuz senede Türkiye’de çok mesafe kat etti, çok şey başardı. Bizim irtibatlarımızı zayıflattı, aileye dair, topluma dair irtibatlarımızı zayıflattı. Bizim asabiyetimizi zayıflattı. İşte kültür bunun için önemli. 21. yüzyılda Türkiye’nin bir üst tasarım yapıp yapamaması kültüre bağlı. Kültürel bir noktadan hareketle biz üst tasarım yapabiliriz. Asabiyetimizi ancak kültürle güçlendirebiliriz.

Kültür lobisi oluşturmamız lazım. Türkiye’de bir kültür lobisi var ama dönüp haksız yere bizim tezlerimizi çürütmeye çalışıyorlar. Bir sosyeteye ihtiyacımız var. Bir TV sosyetesi var Türkiye’de… Diziler ve magazin programları genelde gençlere hedonist bir kültürü aşılıyor. Yalıda yaşayan, lüks arabaya binen, ama beyni meşgul olmayan bir model sunuyorlar. Bizim TV sosyetesi yerine TC sosyetesi geliştirmemiz lazım. Bir röportaj var televizyonda, belki denk gelmişsinizdir. Kıbrıs nerede diye soruyorlar sokakta vatandaşlara. Bir kısmının en az lise mezunu olduğunu düşünüyorum. Kimisi Karadeniz’de diyor, kimisi Ege’de diyor, Kimisi Sicilya’da diyor. Biz eğer Kıbrıs davasını gençlere anlatamayacaksak Milli Eğitim’in de bir anlamı yok. Bu işi bırakalım o zaman. Kültür perspektifi bunun için önemli, kültür bizim asabiyetimizi güçlendirecek şey…