APORTTA BEKLEYENLER

Aslı SERTDEMİR 03 Ağu 2019

Kusuruma bakmayın bile demeden yekten yazıyorum. Şu sosyal medyayı erkeklere hiç yakıştıramıyorum. Yani mümkünse kullanmasınlar.

Televizyoncular yaz dönemi için ölü sezon derler. Tüm televizyon programları tatile girer ya da biter. Bu yaz çoğu kanal kışın devam eden magazin programlarını biraz değişiklikle devam ettirdiler. TV8’de bunu yaptı. Sabah yayınlanan magazin programının, adını ve yorumcularını değiştirerek devam etti. Bu kişilerden biri de Seray Sever oldu. Şu ‘’fasulye’’ meselesi malumunuz. Bu gaf günlerce oradan oraya çekildi.                                                                                                                        Yani Seray sen de yıllardır ekranlardasın daha öğrenemedin mi? Ne diyeceksen açıklamalı, alt yazılı anlat!  Şu dönem bu tarz konuşmalara, benzetmelere millet kuduruyor. Sonra neden büyütüyorsunuz? Büyür tabi, hatta bazen düşünüyorum da belki de büyüsün istiyorsunuz.                                                              

Neyse meğer böyle bir olayı dört gözle bekleyen biri varmış. Seren Serengil bu lafı havada yakaladı. Hemen sosyal medyadan saldırıya geçti. ‘’Herkesi o koltuğa oturtursan bak olacağı buydu.’’ yazıp, tiye aldı. Bu lafın esas sahibi tabii ki Acun Ilıcalı. Adamın sesi çıkmıyor diye konuşan konuşana. Muhatap olmuyor, gülüp geçiyor, kimse ile kötü olmayım diyor anlayan yok. Bir gün patlayacak diyordum, Seren Serengil’e nasip oldu. Ilıcalı, sosyal medya hesabından ‘’Seren ile çalışmak istemedik, reddedildi ondan bu karalama.’’ açıklamasını yaptı. Bana yakışmaz yazmak istemiyorum ama tutamıyorum kendimi yazacağım. KAPAK gibi cevap derler ya tam öyle olmuş. Serengil avukatı ile olayı yalanladı. Eski defterleri açtı ama nafile. Haklı bir eleştiri yapmış olsa bile seçtiği kişi, yol yanlış. Herkesin gözünde çizdiği profil, kıskançlıktan kudurmuş nereye saldıracağını bilmeyen bir kadın. Yeni yetme meslektaşları bile bu tarz hatalara düşmüyor. Kıskançlıktan kurdeşen döksen susacaksın. Politik olacaksın. Yeri gelecek, kan içip kızılcık şerbeti diyeceksin. Bunca yıl size bunu öğretmedi mi?

 Ankara havaları

Hiç pavyona gittiniz mi? Ama öyle çakması falan değil, gerçek pavyon. Hani şu Türk filmlerinde gördüğümüz türden. ‘’Gitmedim’’ cevabını veren özellikle kadınlar; peki siz, hiç merak ediyor musunuz? İmkânınız olsa gider misiniz? Ankara’da büyümüş biri olarak bir türlü gitmek, görmek nasip olmadı. Gerçeği söylemem gerekirse bir tarafım hep merak etti. Gerçekten de filmlerde gördüğümüz gibi mi? Bir dolu kadın zorla mı çalıştırılıyor? Tarlasını evini satıp bu adamlar niye oralarda yiyor? Falan filan…                                                                                                                                                             Gitmeyen erkek neredeyse yok. Ama maalesef her kadının ‘’Merhaba birader ben geldim.’’ deyip kapıyı vurup gireceği bir yer değil. Bu merakı fark eden akıllı işletmeciler bir dönem çakma pavyonlar açtı. Çakmaları bizi kesmedi, hatta ön bilgi bile olmadı.  İnsanın başına ne gelirse ya merak ya meraktanmış  ya…                                                                                          Şimdi pavyona gidemeyen ama ‘’Orada neler oluyor acep?’’ diye içi içini yiyen hatunlar! Size hoşunuza gidecek bir haberim var. Kulaktan kulağa dolaşan bir belgesel var. Adı ‘’Pavyon!’’ İzleyen herkesin beğenip birbirine önerdiği bu mini diziyi, arkadaşım bana söylediği gibi izledim. BluTV’de yayınlanan belgesel Ankara’nın meşhur pavyonlarını anlatıyor. Mekanlar, insanlar, olaylar gerçek. Son derece basit bir anlatım dili var. Pavyonu ve pavyon hayatını iyisi kötüsü ile çalışanı, iş verini, taksicisine kadar sansürsüz anlatıyor. Belki bir pavyona gitmek değil ama gitmiş gibi oluyor insan.

 Çaresizliğin fotoğrafı

Kusuruma bakmayın bile demeden yekten yazıyorum. Şu sosyal medyayı erkeklere hiç yakıştıramıyorum. Yani mümkünse kullanmasınlar. Hadi kullanıyorlar bari adabıyla adam gibi kullansınlar. Ergen kızlar gibi takılmasınlar. Son zamanlarda öyle profiller gördüm ki o kızcağızlar bile hayretle bakıyor. Photoshop uygulamalarını bir kadından daha iyi kullanan adamlar var. Fotoğrafları için kıyafetlerini özenle seçip, ışık için doğru saati falan bekleyenler var. Her güne özel cümleler bulup felsefe yapmaya çalışma çabaları ise trajikomik. Ne yani hem yakışıklı hem de dolu bir adam imajı mı bu. Kim yiyor ki? 

 Kullandığı arabanın, saatin logosunun görünmesi için özenle çekilen fotoğrafların da gözümden kaçtığını sanmayın. Bakın o adamcağız bize burada ne diyor? Bütün bu özellik ve güzelliklerimin yanında bir de zenginim. Yemede yanımda yat hesabı. Bunca zahmeti çekmelerinin başka bir sebebi daha var. Bu adamcıklar aynı zamanda sosyal medya üstünden ruh eşini arıyorlar. İşte bu üstün gayreti, ünlü insta düşünürlerinin söylediği sözle ile cevaplayacağım. ‘’Bir ölene çare yok bir de instagramda her kızın fotoğrafını beğenen erkeğe.’’