FolkartX


AŞI TUTMADI MI?

Daha önce birçok defa, birçok konuda başlıktaki bu deyimle karşılaşmışızdır. Anadolu'da ağaç işleriyle uğraşan köylü abi-amcalarımızın kullanımındayken spor basınının bir şekilde edindiği bir deyim aşının tutmaması.

Bağda-bahçede gerekli olduğu durumlarda (ya kalem aşısı ya da yarma aşı olarak), Şubat-Mart aylarında işinin erbabı tarafından uygulanır genelde erik, kayısı ve şeftali ağaçlarına, nadiren de kiraz, ayva ve vişne ağaçlarına aşı yapılır. Meyveler çiçeğe durmadan da aşının tutup tutmadığı belli olmaz.

Lafı dolandırmadan söylemek gerekirse Ümraniye’de Nevzat Demir Tesisleri’nde Koca Çınar Beşiktaş’a yapılan Abdullah AVCI aşısının ilk altı hafta içinde tutmadığını hepimiz görmekteyiz. Böyle büyük camialarda çok farklı dinamikler söz konusu olduğu için “şimdilik” kaydını düşmeliyiz öncelikle ama durum tespiti olarak bakacak olursak evet Beşiktaş Futbol Takımı ile yeni teknik direktörleri Abdullah AVCI’nın beklenen uyumun çok uzağında olduğunu, saha kenarı ile saha içi senkronizasyonunun yeterli olmadığını “çıplak gözle” görebilmekteyiz.

Beşiktaş muhabiri arkadaşlarımız bunun çok farklı sebepleri olduğunu belirtmekteler. Öncelikle Şenol Hoca gibi bir ağır toptan sonra Abdullah AVCI biraz “toy” kaldı. Abdullah Hoca’nın CV’sinde Başakşehir’de yaşadığı ikincilik ve üçüncülüklerden başka bir başarı olmadığı biliniyor. Milli Takım serüveninde de Abdullah AVCI için 2013 yılında Aşı Tutmadı diye başlıklar atıldığı hatırlardadır. Bir önemli etken de kulübün içinde olduğu maddi sıkıntılar. Bu darboğaz futbol takımına da yansıyınca omurganın önemli unsurları birer-ikişer kirişi kırıp daha güvenli sulara yol aldı. Ricardo QUARESMA’nın anlattıkları yenir-yutulur şeyler değildi ama kimse Fikret Başkan’a “ne oluyor?” diyemedi çünkü zaten ne olduğu işin erbabı için meçhul değil malûmdu. Para bitti, kasa boş maalesef. Finansal Fair Play ve Dolar-Euro paritesinde TL’nin yaşadığı sarsıntılar deliği büyüttükçe büyüttü. (diğer kardeşleri Fenerbahçe ve Galatasaray da çok farklı değil ama Galatasaray hiç olmazsa Şampiyonluk bonuslarıyla ve Şampiyonlar Ligi ayakbastı parası ile günü çevirebiliyor, Fenerbahçe ise Koç Ailesi’nin çeşitli sponsorluklarla kulübe enjekte ettiği nakitle idare ediyorken Beşiktaş bunlardan mahrum). İşte bu tıkanma Fikret Başkan’ı bırakma noktasına getirdi.

Bir diğer sebep; Abdullah AVCI’nın idman ve tempo beklentilerinin takımın “papazları” tarafından benimsenip, karşılanamaması. Başakşehir’de her taşını, tuğlasını seçip beğendiği, bina ettiği bir oyuncu topluluğu vardı Abdullah Hoca’nın ama Siyah-Beyazlılarda çelik bir çekirdek mevcuttu geldiğinde ve bunlar ikna edilmeleri çok kolay olmayan oyuncular. Şenol Hoca karizmasıyla, tatlı-sert, yerine göre babacan tavırlarıyla bu kadrodan istediğine yakın verim alabilmekteyken halefi Abdullah Hoca için bu henüz mümkün olamıyor.

Bir de medya-camia baskısı var elbette işleri zorlaştıran. Beşiktaş büyük camia ve arkasında milyonlar, tribünlerinde on binler var. Başakşehir’in seyirci ortalaması ve medyadaki kapladığı yer ile Beşiktaş’ın ki mukayese bile edilemez. Başakşehir Süper Lig’in en tuzu kuru takımıydı hala daha öyle. Ne yönetim, ne spor basını, ne taraftar baskısı var orada ama Beşiktaş öyle mi ya! Adamı diri diri çarmıha gerecek birçok “havari” var kenarda köşede.

Yarın oynanacak Avrupa Ligi maçı önemli bir sınav olacak Abdullah AVCI için. “Boğaziçi Şıngır-Mıngır” Vodafone Stadı’nda alınacak –Allah muhafaza- kötü bir sonuç sonun başlangıcı olabilir. Lucescu ellerini ovuşturup Milli Takım’dan alıştığı “tatlı mama”ya devam edebileceği bir kapının açılmasını bekleyedursun bize göre en sağlıklı çözüm Şenol GÜNEŞ’in Milli Takım’la birlikte Beşiktaş’ı da çalıştırması olacaktır. Ne var ki;  geçen sene Fikret Başkan’ın güç elindeyken bu teklife “hayır” dediği de unutulmamalıdır (bu yüzden Nihat Bey’e böyle bir teklifle gidecek bir “delikanlı” henüz ufukta gözükmüyor).

Yazımızın yazıldığı saatlerde Galatasaray-PSG maçı henüz başlamamıştı. Umarız ve dileriz ki dün akşamki maç da yarın oynanacak Avrupa Ligi maçları da takımlarımız için başarılı olarak tamamlanır. Hepimize güzel bir hafta diliyoruz.