AŞI!

Tam 1.5 yıldır korona belası ile uğraşıp duruyoruz.

Çocukluğumdan beri bilirim.

Bulaşıcı hastalıklar için aşı çaredir ve aşı olunur ve aşı olmalıyız.

Tam 1.5 yıldır korona belası ile uğraşıp duruyoruz.

Hemen aşıyı oldum.

İster inan ister inanma.

İster üretildi de, ister yarasadan insanlara bulaştı de.

Ne dersen de.

Neye inanırsan onu de.

Ortada gerçekler var.

Hasta sayısı var, yoğun bakımda yatan hasta sayısı var, çok sayıda ölen var.

Sağlığın yanında, işin ekonomik tarafı var, çok feci.

İşyerleri kapandı, kafeler restoranlar, AVM’ler, bakkal çakkal, aklına kim gelirse, herkes zarar gördü.

Ekonomik olarak zaten bitik olan ülke tamamen sıfırlandı.

Bittik yani.

Sağına bak, soluna bak, arkana bak, önüne bak, hep beraber yandık bittik mahvolduk. 

Gelelim AŞI konusuna.

Önceleri, kendi vücudu kendi tasarrufu, isteyen olur, istemeyen olmaz dedim.

Ben istedim oldum, o istemiyor olmasın dedim.

Ben inanayım, o inanmıyor olsun dedim.

Ama artık yeter, fenalık geldi.

Önce Çin aşısına demedik laf bırakmadılar, sonra Biontec aşısına, adam kendisi, karısı o aşıyı olmadı, biz niye olalım dediler.

Dediler de dediler.

İçerik de içerik.

Yahu çocukken olduğun çiçek, kızıl, kızamık, kabakulak aşılarının içeriğini biliyor muydun?

Bilim var, ilim var.

Yani konunun yıllarca eğitimini almış, kafa yormuş okumuş insanları var.

Koca koca profesörler var, anlatıp duruyorlar.

Adam Harward'da profesör, adam Amerika'da bilmem ne hastanesinde baş hekim profesör.

Hepsi aşı oldum diye anlatıyor.

Hepsi tüm ailecek, karım, çocuklarım hepiniz aşı olduk diye anlatıyor.

Sizde mutlaka aşı olmalısınız diyor.

Bayıldığın Amerika, İngiltere, Almanya tüm Avrupa ülkeleri vatandaşının tamamını aşıladı.

Amerika'da isteyenlere parklarda aşı yapıyorlar.

Derdiniz içerik falan da değil, herkes biliyor.

Her şeye karşı ol, nefret et, kabul etme tamam, ölsün iste, ama aşı ile ne alakası var.

Şehir efsanesi bir dolu tevatür var.

Yalan dolan palavra var.

Bu abuk subuk palavralar yüzünden, aşı hakkı gelenlerin birçoğu aşı olmuyor.

Yahu, bilim adamları profesörler söylüyor tek çare bu AŞI.

Toplum aşılanacak ve bundan kurtulacağız.

Bakın sizin nefret duygusu üzerine oturttuğunuz fantasik düşünceleriniz yüzünden bu kısıtlamalara daha ne kadar maruz kalacağız. 

Bıktık usandık kardeşim.

Bıçak kemiğe dayandı, insanlar ekonomik sıkıntı içinde, işsiz, açlık sınırında yaşıyor. 

Kimsede sabır, anlayış, tolerans, empati falan yapacak hal kalmadı.

Benim demem o ki.

Aşı olmayanlara ilk dersi Avrupa ülkeleri verecek.

Aşı karnesi veren Avrupa, sizden aşı karnesi isteyecek ve sizi ülkelerine almayacak, uçağa binemeyeceksiniz, seyahat falan nanay yani.

Dahası başka durumlarda gelecek 

Sizde tıpış tıpış olacaksınız da.

Hem aşı olanlara hem kendinize hayatı zehir etmeyin. 

Haklı olduğunuz, rahatsız olduğunuz çok konu var biliyorum.

Her şeye karşı olun.

Ama aşı da olun.

Funda'nın aklındakiler!

... Akıllı telefonlarımız var.

O kadar akıllı ki, bizden daha fazla diyebiliriz.

Malûm bu telefonların batarya ömrü var.

Ve bu şirketler o kadar akıllı ki, bu batarya ömrünü kendine göre ayarlıyor.

Zamanı gelince batarya ömrü bitiyor, hadi yeni telefon al diyor.

Onun dışında;

İsviçre merkezli PCloud adlı şirket, bizim bu telefonların batarya ömrünü tüketen uygulamaları bulmuşlar.

Çalışma yapıyorlar.

Bellek kullanımları ve arka tarafta çalışan uygulamaları belirlemişler.

100 uygulamayı tek tek inceliyorlar.

İlk sırada;

Fitnat ve Verizon alıyor.

Sırası ile;

Uber, Skype, Facebook, İnstagram, Tınder, AirB&B, Bumble, Snapchat, Whatsapp, Zoom, Youtube, Booking, Amazon, Telegram, Grinder, Likke, Linkedin.

Şimdi telefonunuzu tekrar gözden geçirin ve gereksiz uygulamaları kaldırın.

Ben öyle yapacağım. 

... Okuduk, iş bulduk, çeşit türlü işler yaptık, çalıştık. 

Ne ben ne ailemden bir kişi, şu devlete bir kapak atalım, sırtımızı dayayalım, ömür boyu işimizi garantileyelim diye hiç düşünmedik.

Ne salakmışız.

Bu yaşımda yeni anlıyorum.

Özel sektörde, yalandan bir neden bulurlar çat diye atarlar, bir şey diyemezsin.

Geçen yıllarda Ankara'dayım.

Bürokrat bir yakınım ile arabadayız ve Kültür Bakanlığı'nın önünden geçiyoruz.

Tam da öğle tatili yemek saati.

Akın akın insan kafası çıkıyor.

Bak Funda dedi, bu yüzlerce insan 10 kişinin yapacağı işi yapıyor, aslında yani hiçbiri iş yapmıyor, iş güç yok, tüm iktidarlar boyunca herkes yakınını kakalamış dedi.

Konu şu;

Şimdilerde nüfus müdürlüklerinden ve tapu dairelerinden çok şikayet var.

Telefonlara çıkmıyorlar.

Saatlerce müzik dinliyorsun.

Randevu vermiyorlar, randevu krizi var.

Esnek çalışma falan palavralarını bırakın, işinize dönün ve işinizi yapın.

Çalışın.

Nüfus kağıdı, ehliyet, tapu, cüzdan ne varsa sizden geçiyor.

Evde yata yata maaş alan kamu görevlisi kim varsa, herkesin hakkı var sizde, unutmayın.

Siz devlet görevlisisiniz.

İzin ne ya.