ŞokMobil


ASLANIN ERKEĞİ DİŞİSİ OLMAZ,YÜREKLİSİ OLUR.

Yaşar İÇEN 27 Şub 2021

Son yıllarda devletin yürüttüğü başarılı mücadele ile terör örgütüne ve onu besleyen tüm kanallara neşter vuruldu...

Son süreçte yazılarımda sık sık “ana yürekliler” başlığına değindim, bundan sonra da fazlasıyla değineceğim öyle görünüyor...

Doğu ve Güneydoğu’da “Diyarbakır Anneleri” ile başlayan evlat nöbetleri terörü yakıp küle çeviren meşale misali yandıkça güçlendi ve büyüdü...Diyarbakır’da annelerin yaktığı meşale hemen ardından Şırnak, Hakkari ve Sincar’a da ulaştı yüreklerden yükselen evlat hasretiyle...

Son yıllarda devletin yürüttüğü başarılı mücadele ile terör örgütüne ve onu besleyen tüm kanallara neşter vuruldu...Ve bu süreç mis kokulu meyvelerini hızla verdi...Bölgenin kaderi olarak görülen tüm olumsuzluklar birer birer ortadan kalkmaya başlarken güç ve güven bulan bölge insanı yılların bastırılmış sessizliğini bozdu ve terör örgütüne karşı “evlatlarımızı istiyoruz” çığlıkları yükseldi... Şöyle demiştim; ”evlatları kaçırıp terör örgütüne veren “zehire” karşı bölgeden yükselecek “panzehir analar” lazım bize...” Bu panzehirler öyle etkili olmalı ki;yeni acıların yaşanmaması için çaba gösterirken,yüreği acılarla kavrulanları da kucaklamalı, Türkiye adına boy verecek evlatları da kazanmalı...

Evet ana kokulu kadınlar lazımdı bize;aslan yüreği ile Doğu’yu,Güneydoğu’yu,Türkiye’yi  kucaklayacak...Bunca çağrının karşılık bulmaması imkansızdı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan hemen cevap geldi.

Geçtiğimiz hafta Diyarbakır merkezli Doğu ve Güneydoğu illerine yansıyan bir haber herkese “işte bu” dedirtti...Diyarbakır’ın tanınmış Kepolu Ailesinden İş İnsanı Suna Kepolu bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından “ana yüreğini” bölgeye açmak üzere görevlendirilmişti. Ak Parti İl Başkan Yardımcısı olarak atanan Suna Kepolu büyük ilgi ve sevinç uyandırdı.Bu sevinç haftaiçi yapılan Ak Parti Diyarbakır Kongresine hemen yansıdı.Bilhassa kadınlar ve gençler Kepolu’ya desteğini gösterdi.

Bunca ilginin,sevginin ve desteğin elbette temeli vardı çünkü Suna Kepolu;işiyle,sessiz sedasız yaptığı yardımlarla,devletinin yanında duran dik ve taviz vermeyen tavrıyla,Diyarbakır sevdasıyla ve kocaman yüreğiyle herkes tarafından biliniyor, tanınıyor ve seviliyor...Almak değil vermek lafla değil yürekle olur ve herkese de nasip olmaz!Suna Kepolu dokunan yüreği ile tamda bu cümlenin içini dolduran bir isim.

Bunca pozitif veriyle birlikte  Suna Kepolu Türkmen evlada sahip bir Kürt Anne...

Çok konuşmak yerine kucaklamayı,yüreklere dokunmayı ve anlamayı becerebilen bir isim kısaca...Tüm bu vasıflarıyla Diyarbakır’da ve Doğu-Güneydoğu illerinde Ak Parti adına önemli temaslarda bulunabilecek bir isim...Bilindiği üzere bölge geçmişte büyük aileler ve siyaseten “benim ben” diyen isimler üzerinden denge buluyordu.Bu denge son süreçte sarsılmaya başladı ve ciddi anlamda sinyal vermeye başladı...Bölge insanı ısrarla ve açıkça şunu söylüyor artık;”güven veren,anlayan,yanımızda duran,egolarından arınmış mütevazi isimleri görmek istiyoruz...”

Hayal kırıklığı sinyalleri arasında enteresan olan şu;verilen tüm sitem sinyalleri Ak Parti’ye gönderilmiş ve yine çözüm Ak Parti’den istenmişti...Çünkü bunca can kırıkları içinde Doğu ve Güneydoğu’nun gönül kıblesi halâ Ak Parti’den yana...Bu tespitimin en önemli göstergesi şu;seçmenin kırgınlığından faydalanmak isteyen yeni partiler Doğu ve Güneydoğu’da beklediği karşılığı bulamadı.Seçmen ısrarla Ak Parti diyor fakat “önemli AMALAR” eşliğinde!

"Evet parti içindeki sorunların giderilmesine sitem ediyoruz fakat başka bir yere gitmekte istemiyoruz” yönünde duygular...Kanaatimce Suna Kepolu bu sorunların çözümü ve kırgın gönüllerin kazanımı noktasında etkili olmakla birlikte sadece Ak Parti seçmenini değil insan odaklı yaklaşımı ile her kesimi kucaklamakta başarılı olacaktır. Sen-ben-o değil BİZ OLMAK misyonu ile hareket edeceğinin sinyallerini aldığım Suna Kepolu’ya bir kadın ve bir anne olarak “yolunuz açık olsun” diyorum...

Velhasıl kelam siyasette ve sosyal yaşamda insanların gözlerinin içine bakıp fazla söze hacet duymadan yüreklerdeki sızıları dindirecek “ana yüreklere” ihtiyaç var hemde fazlasıyla...