AVRUPA PARLAMENTOSU SEÇİMLERİ VE TÜRKİYE

Ozan CEYHUN 01 May 2019

23 ve 26 Mayıs 2019 tarihinde yapılacak olan Avrupa Parlamentosu seçimlerine artık bir aydan daha az bir süre kaldı. Avrupa Birliği üyesi 28 ülkede gerçekleşecek seçimler sonucu 751 milletvekili seçilecek. İngiltere de Brexit muamması nedeniyle henüz AB'den çıkışını gerçekleştiremediği için seçimlere katılıyor. 

Seçim sonuçları birçok dengeyi değiştirecek. Bunu şimdiden kamuoyu yoklamalarında görmekteyiz. Örneğin Theresa May ve iktidarda olan “Conservative Party” tarihinin en büyük hezimetine uğrayacağa benziyor. Oy oranı yüzde 13! Ancak sadece Başbakan May değil daha birçok lider benzeri sorunları yaşayacaklar.

Pazar Günü gerçekleşen İspanya seçimlerinde bundan önceki seçimlerin birincisi muhafazakâr parti yüzde 33’ten yüzde 16,7 oy oranına düştü. Bakalım 26 Mayıs 2019 tarihinde yapılacak olan AP Seçimlerinde İspanya’da yeni sürprizler olacak mı?

Son kamuoyu yoklamalarına göre Hristiyan demokratlar (EPP) 40 civarında sandalye kaybedecekler ve 180 kadar sandalye ile birinci sırayı koruyacaklar. Sosyal demokratların (S&D) 30 - 40 civarında sandalye kaybetmeleri ve 150 civarında bir sayıya ulaşmaları bekleniyor. Liberaller (ALDE) kazanan taraftalar. 100’ün üzerinde sandalyeye sahip olmaları bizi şaşırtmayacak. Aşırı sağ kesimi temsil edenler de sandalye sayılarını arttıracaklar. Aynı grupta olmasa bile sayıca 200 milletvekiline sahip olacak durumdalar. Yeşiller ve aşırı sol var olan sayılarını koruyacağa benziyorlar.

Eğer bu kamuoyu yoklamaları bu şekilde kalırsa Avrupa Parlamentosu içinde oluşturulacak komisyon ve komiteler için yeni koalisyon modellerine de ihtiyaç olacak. Çoğunluklar daha değişken bir hale gelecek. Klasik iş birlikleri artık değişmek zorunda kalacak. AB Komisyonu önerisini oylayacak olan parlamento komisyon adaylarını bugüne kadar olduğundan daha fazla terletecek.

Yeni Avrupa Parlamentosu belki de bu yeni hali ile birçok alanda yeni politikalar için de bir şans olabilir. İyi niyetli düşünmekten yanayım. Avrupa Parlamentosu’nda eğer isterlerse çoğunluğu oluşturacak olan Hristiyan demokrat, sosyal demokrat, liberal ve yeşil gruplar bu son seçimlerden gerekli dersi alarak Avrupa Parlamentosu’nun imajını düzeltmek zorundalar. 

Avrupa Parlamentosu radikal grupların bir miting alanı olarak istismar edilmemeli. 

Örneğin AB ve Türkiye arasındaki ilişki söz konusu olduğunda aslında Avrupa Parlamentosu çok önemli bir rol oynayabilir. AB’nin Türkiye ile olan ilişkisinin krizler nedeniyle sorunlar yaşaması aslında sadece Türkiye’ye değil AB’nin çıkarlarına da zarar vermekte. Avrupa Parlamentosu bu konuda önemli bir arabulucu ve köprü olabilir. Bugüne kadar Türkiye düşmanı gruplar ve daha da kötüsü PKK gibi kanlı terör örgütleri için bir platform haline getirilmeye çalışılan Avrupa Parlamentosu artık buna izin vermemeli. Avrupa Parlamentosu eğer gerçekten Türkiye’nin daha da demokratikleşmesini ve hali hazırda var olan sorunlarının çözülmesini istiyor ve buna katkı sunmaya niyetli ise Türkiye konusunda atması gereken adımlar var.

Yıllık Türkiye raporlarının birçok maddesini terör örgütü temsilcilerinin propaganda broşürlerini kopyalayarak ya da bu örgütlerinin temsilcilerini dinleyip kaleme alarak gelinen nokta ortada. AP ve Türkiye arasındaki diyalog bu nedenle çok zarar gördü. Oysa yapıcı bir diyaloğa ihtiyaç var.

Elbette Avrupa Parlamentosu, Türkiye’ye yönelik eleştiriler yapabilir ve yapmalı. Türkiye ile her konuda aynı görüşte olması da imkânsız. Ancak terörle mücadele gibi insanlık adına çok hassas konularda Avrupa Parlamentosu ve Türkiye’nin iş birliği de çok önemli. 

Yeni seçilen Avrupa Parlamentosu ilk olarak Türkiye ile ilgili komisyonlara ya da komitelere “Türkiye düşmanı olmakla nam salmış” isimleri atama hatasına son vermeli. Yine aynı şekilde Türkiye ile ilgili yer aldıkları karma parlamenter komiteyi (KPK) sadece ve sadece kendi iç politikaları ve medya faaliyetleri için istismar eden Kıbrıs Rum Kesimi milletvekillerinin bugüne kadar diyaloğa hiçbir yararının olmadığı gerçeğini görmeli. Elbette Kıbrıslı Rum milletvekilleri de söz konusu komitede üye olarak yer alabilir. Ancak AP ve TBMM arasında Türkiye ve AB için hayati önem taşıyacak olan diyaloğa katkı amacı ile var olan bir parlamenter komitenin (KPK) eş başkanının Yunanlı bir milletvekili ve de başkan yardımcılarının Kıbrıslı Rum milletvekilleri olmaları tahmin edebileceğiniz gibi pek yararlı bir adım değil. Nitekim son beş yıl içinde de öyle oldu.

AP Türkiye Raportörleri geçmişte deneyimli ve diplomatik kuralların bilincinde dengelere önem veren milletvekilleri arasından seçilirdi. Dileğimiz 2019 yılında da yine böyle olması. Çünkü deneyimsiz ve propagandalara çok kolay kanan bir raportör Türkiye gibi hassas konu söz konusu olduğunda hiçbir tarafa yarar sağlamamakta. Doğru ve Türkiye için katkı olacak eleştiriler Türkiye için de bir şans. Ancak eleştiri adı altında “haksız iddialar ve neredeyse hakaretler” gündeme geldiğinde doğal olarak bu tarz raporlar Türkiye tarafından kabul görmediğinden işe yaramamakta.

Dileğimiz sözünü ettiğimiz detaylar da göz önüne alınarak oluşturulacak komisyon ve komitelerin ve inşallah deneyimli bir raportörün katkılarıyla 2019 yılından itibaren Avrupa Parlamentosu’nun AB-Türkiye ilişkisini ve diyaloğunu yapıcı bir hale getirmesi.