BEYRUT'U KİM YAKTI?

Beyrut'un patlamadan sonra bir limanı yok... Kalbi atmıyor artık.

O kadar içimize kapandık ki coğrafyamızın kadim şehirlerini patlamalar, çatışmalarla hatırlar olduk. Halep gibi, Kerkük gibi, Beyrut gibi. Lübnan başkentinde limanda yaşanan patlama ile sadece Beyrut yanmadı, yangın hepimizi sardı.

Beyrut’un patlamadan sonra bir limanı yok... Kalbi atmıyor artık. Patlama amonyum nitratın depolandığı 1 ve 2 no.lu depolarda yaşandı. Yangın ya da sabotaj deniyor ama konu Lübnan ve Ortadoğu olunca başka faktör ve etkenleri göz önüne almamız gerekiyor.
İran yanlısı Hizbullah’ın ülkede etkisi ve zaman zaman İsrail saldırılarına hedef olması. Ülkenin işgal altında tutulan Filistin ile 9 yıldır iç savaşın yaşandığı Suriye’ye komşu olması göz ardı edilemez. Hizbullah hala hükümet ortağı ve İran’ın bölgedeki en etkin gücü. İran’ın Suriye ve Lübnan’da güçlenmesinden ABD, İsrail ve Körfez’deki dostlarının bu durumdan çok rahatsız olduğunu ve bu nedenle ekonomik çöküşe göz göre göre izin verdikleri 2 yıldır yaşanan bir gerçek. Beyrut, ülke ekonomisinin kalbi ve silah ithalatının da kalbi. Buraya gelen silah ve mühimmatlar Şam’a ve Hizbullah depolarına gidiyor.  Beyrut limanının yok olduğunda neler olacağını göz önünde bulundurun. Olağan şüpheli ise İsrail.
Komplocu muyum? Evet, fakat konu sadece Lübnan değil, Filistin ve elbette Kudüs.
Beyrut ile dikkat edilmesi gereken hususlardan biri de ülkede yaşayan Hristiyan nüfus. Özellikle liman çevresinde yoğun olarak Hristiyan Maruniler yaşıyor. Patlamadan etkilenen mahalleler de hasar gören binalar onlara ait. Fakat Beyrut’ta hava alanı ve limanın işleyişinde Hizbullah’ın ciddi bir etkisi var. Özellikle örgütün silah ve mühimmat ihtiyacının karşılanması hususunda Beyrut limanı en önemli nokta.  Limana olası bir saldırı yapıldıysa Hristiyanların öldürülmesinden Lübnan’daki siyasal değişimi tetikleyecek bir toplumsal/siyasal dalga beklentisi olabilir. Patlamalardan sonra yaşanan gösteriler unutulmamalıdır. Bir Lübnan baharı bu patlamadan çıkar mı çıkmaz mı sorusunun ötesinde İran’ın bölgede Hizbullah ve diğer milis unsurlar üzerinden artan gücünü azaltmak ve bu amaçla da Hizbullah’ı oyunun dışına itmek istenmiş olabilir. Lübnan korona süreci öncesinde de iflasın eşiğinde ve ne Batı’dan ya da Körfez’den yardım alamıyor. Hizbullah ülkede parayı bir şekilde kontrol ediyor ve kendi etki alanında kullanıyor. Ülkeyi kendisi teknokrat Sünni bir Başbakan hükümetin başında olsa da Cumhurbaşkanı Hristiyan Maruni ve Meclis Başkanı Şii. Ülkeyi yönetenlerin eli kolu bağlı. Aslında Lübnan ve Ortadoğu’daki krizler tamamen bir vekalet savaşlarının ürünü. Vekaleten ortaya çıkan yangında İran ve muhipleri ile İsrail destekli Körfez muhipleri savaşıyor.. ABD’nin pozisyonu net olarak Tel Aviv.

ZEYTİNDAĞI’NDAN BEYRUT’A BAKMAK

Lübnan’da Beyrut’ta bulunan Zeytindağı, Falih Rıfkı Atay'ın yedek subay olarak katıldığı I. Dünya Savaşı anı ve izlenimlerinden oluşan ve Osmanlı İmparatorluğu’nun savaşta içine düştüğü durumu ortaya koyan esere de adını vermiştir.
Zeytindağı, insanın kanını donduran tarihi bir gerçekliği, “koskoca bir imparatorluğun çöküşünü” karşımıza getiriyor. Kitapta Mehmetçiğin Filistin’den Lübnan’a Yemen’de, Aden’de, Kanal’da, Gazze’de, Arap Çölleri’nde nasıl savaştığını, hayretler içerisinde okuduk
    Cemal Paşa’nın emir subayı olarak, o günlerde en yakınında olan Falih Rıfkı, Zeytindağı kitabıyla tarihimize bir ibret belgesi bırakırken, her biri bir destan olabilecek, askerlerin günlükleri ve  masada kaybedilen Ahmetlerin, Mehmetlerin hikâyelerini okuduk.

“Osmanlının son dönemlerini anlatan Zeytindağı isimli kitabı gençlerimiz mutlaka okusunlar.”
Recep Tayyip Erdoğan ( Türkiye Cumhurbaşkanı)

“Bu kitabı okumak âdeta bir borçtur ve bir vazifedir.”
Behçet Kemal Çağlar
 
 
“Falih Rıfkı’nın son eseri Zeytindağı, Cumhuriyet devri edebiyatının en büyük hâdiselerinden birini teşkil etti. Falih Rıfkı’nın bize hatırlattığı devir, Türk milletinin geçirdiği ve geçirebileceği felâket devirlerinin en facialısı, en dehşetlisi ve ruha en çok bezginlik verenidir. Eğer, muharririn keskin ve yüksek zekâsı bu devir üstüne berrak bir aydınlık gibi aksetmemiş olsaydı, biz ona doğru başımızı çevirip tekrar bakmak arzu ve cesaretini kendimizde bulamayacaktık.”
Yakup Kadri Karaosmanoğlu
 
 “Zeytindağı’nı seve seve okudum. Zaten başladıktan sonra bırakmak kabil değil. Bence bu yeni kitabında Falih Rıfkı’nın üslûbu, öbür kitaplarından daha göz kamaştırıcıdır ve zannedersem en güzel hâline vâsıl olmuştur. Zeytindağı, bugünkü Türkçe ile ne kadar kuvvetli anlatım yapılabileceğine sağlam bir delildir.”
Nurullah Ataç

Son olarak Beyrut yangını söndürülmezse İstanbul’u ve hepimizi sarar.. 2015 yılında Lübnan’da gazeteci olarak çalışırken şu satırları yazmıştım..
‘’Ey Zeytindağı verir misin bana yitik yanımı
Kudüs’ten dönen yaralı aslanlarımı
Yanıyorsun yine şehri Beyrut için için
Bu bir efsanemi yoksa bir kahramanlık  mı
 Bu bir aşk mı yoksa  beklenen kara  savaş mı