BİLİNÇ NASIL ELDE EDİLİR?

Bilinç kavramı belki de gündelik hayatımızda en sık kullandığımız birkaç kavramdan biridir.

Bilinç kavramı belki de gündelik hayatımızda en sık kullandığımız birkaç kavramdan biridir. Bugün artık psikolojinin (ve psikiyatrinin) asli bir kavramı olmakla birlikte, aynı zamanda felsefenin bir alt dalı olan epistemoloji için de önemli bir kavramdır bilinç. ‘Bilgi’ ile arasındaki etimolojik kökensel ortaklığı ‘bilmek’ kökünden gelmektedir ve öncelikle kurucu olması itibarıyla bilme haliyle birlikte oluşan bir durumdur bilinç. İngilizcenin klasik sözlüklerinden olan Oxford sözlüğüne göre bilinç, bir kişinin bir şey hakkındaki farkındalığı ya da algısı demektir. Cambridge sözlüğüne göre ise herhangi bir durumu anlama ve gerçekleştirme halinin kendisine bilinç denmektedir. Etimolojik olarak (herhangi bir) kelimenin kökeninin izini sürmek, kavramın tanımının adeta kendiliğinden ve yeniden bu kökende yer alan kavramlarla birlikte oluşması açısından önemlidir, her etimolojik soruşturma yorumlarla birlikte yeni tanımlamalar oluşturabilmeyi de sağlar. Bilincin İngilizce karşılığı ‘consciousness’tır ve 16.yüzyıla değin dayanacak kadar eski bir biçimde kelime Latince kökenlidir. Latincede -con- “birlikte” anlamındayken –scio- ise “bilmek” anlamına gelmektedir ve bunun sonucunda ‘vicdan’ anlamındaki ‘conscience’ kelimesi oluşmaktadır. Hakeza ‘conscious’ bilinçlilik için kullanılmaktadır ve bilinç ile birlikte vicdan sözcüğünden de izler taşımaktadır. Böylece kavramı oluşturan iki ayrı kelimenin anlamını birleştirdiğimiz zaman “birlikte bilmek, ortak olarak bilgiye sahip olmak” gibi anlamlar çıkmaktadır karşımıza ve bilinç kavramının anlamının, yalnızca tek bir kişiye bağlı olmamasını göstermesi bakımından son derece önemli bir arka plandır bu. Bilinç hali, kendisinden bağımsız olarak düşünmemizin eksik olacağı vicdan sözcüğüyle birlikte, kelimenin yapı taşlarından da berrak bir biçimde görülebileceği üzere, birden fazla kişiyle, birlikte eyleyerek olabilecek bir durumdur, bir birlikte idrak halidir diyebiliriz. Genellikle bilinç-lilik hali için bireysel bir düzlemde, sadece ve sadece bilgili olma erdeminin yeterli olabileceği gibi bir izlenim, bir yaygın yanlış kanı olarak vardır. Ancak kelimenin oluşum tarihindeki kökeniyle birlikte düşündüğümüz zaman, bunun tam olarak yalnızca öyle olmadığını söyleyebiliriz. Zira her bilgili kişi her zaman bir bilinç halini de bilgileriyle birlikte taşıyamıyor, her ikisini eş zamanlı olarak kullanabilme beceresine haiz olamıyor. Elbette bilinç için belli bir derecede bilgi ve insani yetenekler gerekmektedir, bunun aksi zaten ciddi bir argüman da olmayacaktır. Bununla birlikte, unutmamak gerekir ki bilinç kavramının içerisinde ‘vicdan’ kavramı da kökensel olarak gömülü bir durumda mevcuttur ve bilinç halinin oluşması için adeta bir zemin oluşturmaktadır diyebiliriz. O halde bilinç için, başka akılsal özneler ile birlikte, pratik halinde vicdanlı bir bilginin uygulanışıdır dersek, herhalde bu çok yanlış bir tanımlama olmayacaktır. Kelimenin kökeninin izini sürmek, böylesi alternatif bir tanımın ortaya çıkması için iyi bir rota çizmektedir. Örneğin, yalnızca bilginin ve sadece aklın sınırlarında kalırsak, kitlesel olarak insanları imha etmeye sebep olacak bir silah üretmenin kendisi, muazzam bir teknoloji hamlesi, çok önemli bir başarı olarak görülebilir. Ancak bilgiyle birlikte vicdan yetisi de devreye girdiği zaman, gelişmelere ve yeni hamlelere, insanın merkezinde olduğu, bu yeniliğin tür olarak insanlığa ne gibi yeni durumlar oluşturabileceği gibi etik sorular gündeme gelecektir. Aklın ve bilginin istismar edilerek insanlık karşısında bir tehlike durumunun önüne geçilmesini sağlayabilecek insani güç vicdanın içinde, onun sayesinde olasıdır. Bu anlamda bilinç, her zaman vicdan kelimesiyle de birlikte düşünülmelidir. Bu ikisiyle doğrudan ilintili olarak ‘entelektüel ahlak’ –buna ‘aydın’ olma hali de diyebiliriz- da buradan kendisine kaynaklar bulmaktadır.

HAFTANIN KİTABI BUSTOS DOMECQ VAKAYİNAMELERİ

Arjantin edebiyatının en önemli isimlerinden Jorge Luis Borges ile Adolfo Bioy Casares’in her daim edebiyatla beslenen dostluklarından doğmuş olan kurmaca yazar Honorio Bustos Domecq, okurla ilk olarak Don Isidro Parodi’ye Altı Bilmece’de imza attığı polisiye öykülerle bir araya gelmişti. Bustos Domecq Vakayinameleri ise onun bir edebiyat ve kültür muhabiri olarak, Ultima Hora gazetesi için kaleme aldığı birbirinden ilginç yazıları içeriyor. Domecq bu denemelerinde adı sanı duyulmamış sanatçıları, yazar ve şairleri okuyucuya tanıtıyor; edebiyat, tiyatro, mimari, resim, heykel ve moda gibi pek çok farklı sanat dalındaki yeni ve deneysel çalışmalardan, gelişmelerden bahsediyor.

Borges ile Casares’in okura büyük bir şakası olarak nitelendirilen Bustos Domecq Vakayinameleri, bu iki yazarın yakından takip ettikleri edebiyat ve sanatta ortaya çıkan ultra modern akımlara parodiyle verdikleri zamansız bir cevaptır.

GÜNÜN SÖZÜ:

TABİAT ANA TÜM İNSANLIĞI AFFET AFFET VE AFFET