BİR ANITKABİR ZİYARET HİKAYESİ!

Şarkıcı Bülent Ersoy sahne almak üzere Ankara'ya gitmiş.

Şarkıcı Bülent Ersoy sahne almak üzere Ankara'ya gitmiş.

Ve gitmişken Anıtkabir ziyareti yapmış.

Ne güzel gitsin tabi ki.

Buraya kadar bir durum yok, canı ne isterse onu yapar.

Ve bize ne.

Sonrası Anıtkabir'i ziyarete gidiyor ve tekerlekli iskemlede arkasında adamları ile çekilen fotoğraf basına yansıyor.

Fotoğrafta üniformalı bir subay Bülent hanıma şemsiye tutuyor.

Hava belli ki yağmurlu.

Ama Bülent hanım tekerlekli iskemleye mahkum biri değil ki.

Akşam ayakta cayır cayır sahnesini yapmış, sahne öncesi ayakta röportaj vermiş.

Sahnede kilolarca ağırlıkta elbisesi, kilolarca ağırlıkta takıları ile en az 2 saat sahnede kalmış.

Yani bir sonraki gün tekerlekli iskemlede oturması çok anlamsız.

Burada mesele yürümekte zorluk çeken yaş almış, ya da hasta bir kadına gösterilen nezaket değil ki.

Mesele, çok kibir, çok ego ve ben ne dersem ne istersem o olur kafasının isteği, ben herkesten farklıyım derdi.

Ve kendini ülkenin tüm otoritesinin üzerinde görme hali.

Anıtkabir ziyaretinde bile ben ayrıcalıklıyım derdi.

İskemlede yüzündeki kilolarca makyajı, o egolu hal, kayıtsızlık hali inanılmaz.

Aslında Anıtkabir'de o saygı ile yürünen Aslanlı Yolda aslanlar gibi yürüyebilirdi.

Mesele nasıl olursa olsun konuşulsun, gündem olmak derdinin aymazlığı.

Peki sonunda ne oluyor.

Milli Savunma Bakanlığı o şemsiyeyi tutan subayı ve Anıtkabir Komutanı'nı hemen görevden alıyor.

Hangisini bilmiyorum ama bu subayların birini Hakkari Yüksekova'ya tayin ediyor.

Yazık değil mi bu subaylara.

Hemen cezalandırıyor yani.

Keşke; subaylar, bizim görevimiz gerçekten yürüyemeyen, ya da hasta ve bu nedenle tekerlekli iskemlede olan vatandaşlara nezaket gösteriyoruz ve yardım ediyoruz, diyebilselerdi.

Diyememişler.

Dememişler.

Neden? 

Keşke anlatsalar.

Bakın Bülent hanıma sormuşlar, açıklama yapmış, "Bir Anıtkabir’e gittik hakkımızda söylenmeyen söz kalmadı" demiş.

Ve "arkamda kim vardı, görmedim bile" demiş.

O kadar büyük ki arkasına bile dönüp bakmıyor.

Sanki konu Anıtkabir'e gitmesi.

Kibir, ego ve kendini tüm dünyanın insanlarının üzerinde görmek, kafası ne kadar değişik.

Böyle insanlar yüzünden nalıncı keseri bile çok şaşkın. 

Vallahi kibire dayanamayan birisi olarak ben.

Ne diva tanırım ne başka bir şey tanırım.

Siz tekerlekli iskemlede yaşayan, iskemleye mahkum biri değilsiniz.

Ve size bir tavsiyem var.

İlk fırsatta Anıtkabir' e tekrar gidin, her sade vatandaş gibi o Aslanlı Yolda yürüyen ve saygı duruşunda bulunun.

Tıpkı 2 saat sahnede ayakta kaldığınız gibi.

Funda'nın aklındakiler…

… Ne nedenle olduğu pek de anlaşılamayan, takipçi sayısı çok genç var.

Sayfalarına bakıyorum, insanların alamayacağı ayakkabılar, botlar, çizmeler ve çantalar ile poz veriyorlar.

İnsanların alamayacağı elbiseler, pantolonlar, giysiler ile poz veriyorlar.

İnsanların gidemeyeceği kuaförlere gidip, saç boya bakım pozları paylaşıyorlar.

İnsanların gidemeyeceği restoranlarda yemekleri tabakları paylaşıyorlar.

İnsanların gidemeyeceği tatil yerlerinin fotoğraflarını paylaşıyorlar.

Onlara her şey ve hepsi bedava.

Ama çok paralara alınacak herkesin tanıtımını yapıyorlar.

Bazen düşünüyorum, bu kadar bedava yaşam sürmenin ruhlarında yaşanan beleşçilik duygusu nasıl. 

Neden düşünüyorum, sanki dalga geçer gibiler.

Yani ben beleş bedavalardayım ama sen para öde bunları al.

Yersen yani.

Bu bir iş olamaz ki.

Sizlere bakan senelerce okumuş ve işi olmayan genç insanlar ne düşünsünler.

Şöyle mi düşünsünler:

Bir dizi film ile ömürlük kariyer yapmış kabiliyetsiz oyuncular var.

Evde cep telefonu elinde, sayfasında boş beleş paylaşım yapan para kazanan insanlar var.

Ya biz.

İşsiz ve ekmeksiz ama onurlu bir hayat sürelim.

Bizim de onurlu kariyerimiz bu olsun.

Funda'nın aklındakiler…

... Gencecik kız, 23 yaşında öğrenci.

Kocaeli'nde mimarlık okuyor, son sınıfta.

Polis erkek arkadaşı var.

Başka bir polis arkadaşlarının evlerine misafirliğe gidiyorlar.

Ertesi günü sabah erken saatlerde 7.kattaki daireden balkondan aşağıya düşüyor.

Ve düştüğü yerde 10 dakika yerde yatıyor ne erkek arkadaşı ne diğer erkek ve sevgilisi hiç kimse aşağıya inmiyor.

Polis sevgili şüpheli ölümden göz altına alınıyor.

Ve anlatıyor.

"Alkol aldık, beraber olduk, cep telefonumda başka kızların mesajlarını görmüş, bağırıp çağırdı. 

Kavga çıkardı, hızlıca balkona gitti ve aşağıya atladı".

"Lan diye bağırdım" gerisini hatırlamıyorum.

Ve şok geçirdim aşağıya inemedim.

Bu arada cep telefonumda beraberlik videolarımız var.

Bu videoları o da biliyor ve onunda rızası vardı.

Bakın erkek gözü ile olanı biteni ne kadar basit anlatıyor, gördünüz mü?

Anladığı bu.

Anlattığı bu.

Ağır yaralı kızın hastanede tedavisi sürüyor.

Kızın sağlığı ne olacak belli değil, ya annesi ve ailesi ne yapsın. 

Adı;

Evlat sahibi olmanın çaresizliği.

Umarım kurtulur.