BİR OTORİTER LİDERİN PORTRESİ- I

Kızımın sömestr tatili sebebiyle Bursa'ya gitmiştik. Bu süreçte, ben de, ilginç bir kitap okudum: Öteki Hitler.

Kızımın sömestr tatili sebebiyle Bursa’ya gitmiştik. Bu süreçte, ben de, ilginç bir kitap okudum: Öteki Hitler. Walter C. Langer adlı bir psikanalist tarafından ABD ordusu adına yapılan sıra dışı bir portre çalışması… Langer 1941-43 yılları arasında Hitler’i tanıyan birçok kişi ile görüşmeler yapmış ve 1100 sayfalık bir röportajlar toplamına ulaşmış. Bu bilgileri ABD’nin seçilmiş psikanalistlerinden oluşan bir grupla psikanalize tâbi tutmuş ve daha savaş bitmeden Hitler’in karakteri hakkında muazzam bir eser oluşturmuş. Bu eser 1943 yılı sonunda ABD ordusuna gizli savaş raporu olarak sunulmuş. 50 yıl geçtikten ve gizlilik ibaresi kalktıktan sonra kitap olarak yayınlanmış. Benim okuduğum 2005 yılında Birharf yayınlarından çıkan tercümesiydi. Bu kitapta anlatılan bilgileri iki yazılık bir diziyle özetleyeceğim. Amacım, bugün dünyada tekrar ortaya çıkan bağnaz, popülist ve ırkçı politikacıların güce ulaşma süreçlerini anlatabilmek. Bu karikatür liderler için Hitler’den daha iyi bir örnek olabilir mi? Göreceğiz ki, bu tip hareketlerin ve liderlerin ortaya çıkmasına sebep olan temel etkenler evrenseldir. Her zaman ve mekânda, eğer gerekli şartlar ortaya çıkarsa, popülist ve bağnaz despotların güce kavuşması muhtemeldir. Cennetmekân şairimiz Mehmet Akif ne güzel demiş: “Tarihi tekerrürden ibaret sanıyorlar / Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi?” Ben de bu vesileyle bir ibret almamız için bu satırları yazıyorum.

HİTLER PORTRESİ NASIL OLUŞTURULDU?

Yukarıda da belirttiğim gibi, Langer 1941-43 yılları arasında Hitler’i tanıyan birçok kişi ile görüşmeler yapmış ve 1100 sayfalık bir müsveddeye ulaşmıştı. Bunu çeşitli üniversitelerden seçtiği psikanalistlerden oluşan bir gruba analiz ettirmişti. Elde edilen bilgileri dört ana gruba ayırmış ve dört soruya cevap aramış:

-          Hitler kendisinin olduğuna inandığı haliyle kimdir?

-          Alman halkının inandığı haliyle Hitler kimdir?

-          Kurmaylarının olduğuna inandığı haliyle Hitler kimdir?

-          Kendisini tanıdığı haliyle Hitler kimdir?

Daha sonraki iki bölümde Hitler’in psikanaliz incelemesi yapılmakta ve ileriki dönemde neler yapabileceğine yönelik tahminler sunulmaktadır. Bugün hikâyeyi hepimiz biliyoruz ama bu rapor yazıldığında Hitler gücünün zirvesindeydi. Kitabın sonunda Hitler’in kişilik yapısının onurlu ve zamanında yapılacak bir barış anlaşmasına müsait olmadığı, kendisiyle beraber bütün Avrupa’nın da yıkımını getireceği ve teslim olmayıp Almanya’nın yıkıntıları arasında intihar edeceği bir kehânet gibi yazılmıştır.

Bu yazıda, tarihin görmüş olduğu en büyük demagoglardan birinin karakterini inceleyen ilk iki soruya verilen cevapları özetleyeceğim. Hepinizin bunları okuduğunda gerekli hisseleri çıkaracağını zannediyorum.

KENDİSİNİN OLDUĞUNA İNANDIĞI HALİYLE HİTLER

Hitler’in yaptığı konuşmalardan ve yazdığı “Mein Kampf – Kavgam” adlı kitaptan uzmanlar tarafından çıkarılan bilgilere göre Hitler kendisi hakkındaki inancı beş kategoride sınıflandırılmış:

·         Hitler kendisinin yanılmaz olduğuna, büyüklüğüne ve başarısına koşulsuz bir şekilde inanç sahibiydi.

Elde edilen bilgilere göre Hitler kendisinin doğuştan itibaren sahip olduğu özelliklerden dolayı her konuda doğru karar verdiğini, kararlarının tartışılmaz olduğunu, doğuştan büyüklük ve soylulukla donandığına ve muhakkak başarılı olacağına inanmaktaydı.

·         Hitler kendisinin Tanrı tarafından seçilmiş bir kurtarıcı olduğunu düşünüyordu.

Kendisinin yanılmaz olduğuna, büyüklüğüne ve başarısına inancının sebebi veya -belki de- sonucu kendisinin Tanrı tarafından seçilmiş bir kurtarıcı olduğunu düşünmesiydi. Kurtaracağı ve yücelteceği de üstün ırka mensup Alman Halkı’ydı. Arkasında doğa üstü bir gücün olduğuna inancı onun kendine duyduğu özgüveni de açıklamaktadır.

·         Hitler –sadece kendisinin- yasalar ve geleneğin biçtiği kayıt ve kurallardan bağımsız olduğuna inanıyordu.

Hitler Tanrı’nın bizatihi seçtiği üstün kurtarıcı olarak kendisinin hiçbir yasa veya gelenekle bağlı olmadığına inanıyordu. Sıradan insanlara göre suç teşkil eden fiiller, ona göre, kendisi için mubahtı. Her türlü suç, onun için eğer kendi öz kararıyla yapılıyorsa, suç değildi. Bunun için, iktidara geldiğinde hiçbir yasa veya antlaşmanın kendi kararlarından daha üstün olmasına müsaade etmedi. Devleti ona göre bir piramit şeklinde yeniden oluşturdu ve piramidin tepesinde de bütün güçleri kendisine bağlayarak tek başına yer aldı.  

·         Hitler’e göre kendisine Tanrı tarafından verilmiş bir misyonu / görevi / davası vardı ve kendisini bu davaya adamıştı.

Tanrı tarafından seçilmiş, yanılmaz, doğuştan büyük ve yasalarla sınırlandırılamayacağına inanan Hitler için kendi yolunu çizerken –bugünkü popüler deyimle “yol haritasını belirlerken”- dayanacağı davası şuydu: Üstün ırk olan Almanya’nın dünya hakimiyeti, Marksizmin yeryüzünden silinmesi ve Yahudilerin dünya hakimiyetinin sonlanması. Bunun gerçekleşmesi içinse demokrasinin ortadan kaldırılarak devletin kendi deyimiyle “Führer Prinzip ile / Liderlik İlkesiyle” yönetilmesi gerekliydi.

·         Hitler kendisinin sertliği ve merhametsizliğiyle övünürdü.

Hitler’e göre liderin iyi bir tahsil görmesi, demokrat ve hoşgörülü olması düşünülemezdi; bunların hepsi birer zaaftı. Liderin bilgisi ve yetenekleri doğuştan gelirdi. Bu yüzden entelektüel birikimin aşağılanması, demokrat ve ılımlı siyasetin horlanması, buna karşın eğitimsiz kitlelerin cehaletinin “Volks Überlieferung / halk irfanı” olarak yüceltilmesi konuşmalarında sıkça görülen temalardır. Hitler kendisinin sert ve merhametsiz olmasıyla övünürdü.   

ALMAN HALKININ GÖZÜNDE HİTLER  

Araştırmaya göre Alman Halkında oluşan Hitler algısının iki kaynağı vardır: Olağanüstü konuşma yeteneği ve NAZİ Propagandası. Her ikisi de modern kitle iletişim tekniklerinin kullanılarak sanayi çağında mitleri, efsaneleri ve hurafeleri ile yeni bir ortaçağ yaratmak için kullanıldı.

İlk bakışta Hitler’in fiziki görünüşü bir lider adayı olmaktan uzaktı: Kısa boylu, zayıf kol ve bacaklı, bakımsız ve kılıksız, belirgin tikleri olan ve sakar bir adam. Burada Nazi propaganda mekanizması devreye girdi: Afişler, Hitler’in her daim beraberinde götürdüğü SA Fedaileri, bando takımı ve marşlar, fener alayları, Hitler’i en uygun durumda gösteren fotoğraf ve afişler… Sonunda Alman halkının gözünde kuvvetli, çevik, uzun boylu ve düzgün giyimli bir Hitler imajı çizildi.

Hitler’in sesi tiz ve kulak tırmalayıcıydı. Almancanın çok ağdalı bir versiyonunu Avusturya aksanıyla konuşuyordu, (Boyuna ağdalı bir Osmanlı Türkçesiyle konuşan bir politikacının halka ne kadar hitap edebileceğini düşünün… DMD). Bu da bir Alman politikacısı için hiç de iyi bir şey değildi. Dahası, uzmanların bildirdiğine göre, nutuklarının metinleri okunduğunda iç sıkıcı ve uzun cümlelerden oluştuğu için okuma tamamlanamamakta, sürekli aynı fikirler tekrar edildiği için yavan bulunmaktaydı. Ancak Hitler, sahneye çıktığında iş değişiyordu: Adeta büyülü bir atmosfer oluşturuluyor, her tarafta yanan meşaleler, tepelerde dalgalanan flama ve bayraklar arasında Hitler karşısındaki kitlenin psikolojisini avucuna alıyordu. O yavan sözler, adeta sihirli bir orkestra müziği eşliğinde etkileyici bir senfoniye dönüşüyordu. Bir zamanlar beraber NAZİ Partisinde çalıştığı ve sonradan yolları ayrıldığı için canını zor kurtarıp kapağı Kanada’ya atan Otto Strasser’e göre Hitler “Alman Halkının en gizli tutkularını, en yasak güdülerini, acılarını ve kişisel isyanlarını seslendirmişti.” Araştırmacıların ulaştığı neticelerden biri de, Hitler’in halka ne söylediği değil, nasıl söylediği önemliydi.

NAZİ Propagandası Hitler’in konuşma ve kitleyi avucuna alma kabiliyetiyle birleşince kitlenin içinde bulunduğu olumsuz koşulları ortadan kaldıracak kuvvetli bir baba figürü oluşuyordu. Hitler’in etrafında bir güç aurası mizanseni oluşturuluyordu. Bunun Hitler’in bilinçli bir tercihi olduğu aşikârdı. Hitler Mein Kampf / Kavgam adlı kitabında şunları söyler:

“Geniş kalabalıkların ruhu zayıf ya da yetersiz hiçbir şeye kulak vermez… … kalabalıklar yalvarandansa hükmedene boyun eğmeyi yeğlerler.”

Sonuçta Alman Halkı’nın NAZİ Propagandasının katkısıyla çoğunluğunda oluşan Hitler imajı araştırmayı yöneten Langer’a göre şu maddelerle özetlenebilirdi:

Hitler Almanya için durmak bilmeden çalışan, kalbini ve ruhunu davaya (Dünyada Alman Hâkimiyeti) adamış, halka gerçekleri gösteren, dünyaya ve dış güçlere meydan okuyan ve halka inanan Tanrı tarafından seçilmiş kurtarıcı bir liderdi.

Devamı cumaya…