BİR OTORİTER LİDERİN PORTRESİ- II

Geçen yazıdan devamla bu yazıda kurmaylarının gözünde Hitler'i ve ailevi geçmişiyle Hitler'i inceleyeceğim.

Bugünkü dünyada ortaya çıkan ırkçı ve yabancı düşmanı politikacıların rol modeli Hitler’dir. Benim – biraz da alaylı bir şekilde – “ileri demokrasi” olarak adlandırdığım, uluslararası akademik camiada da “illiberal demokrasi – özgürlükçü olmayan demokrasi” olarak tanımlanan bu tarz yönetimler ve siyaset kurumları, aslında, Hitler’in çok ucuz birer karikatürü durumundadır. Kendini Vahşi Batı’da Şerif zannedeninden, “yeni Napolyon” olduğuna inananına kadar bu tür liderler kitlelerin en ilkel dürtülerini, aşağılık komplekslerini gıdıklayan ve bu sayede iktidara tutunan demagoglardır.

Geçen yazıdan devamla bu yazıda kurmaylarının gözünde Hitler’i ve ailevi geçmişiyle Hitler’i inceleyeceğim.    

KURMAYLARININ GÖZÜNDE HİTLER  

Langer’ın yönettiği araştırmaya göre Hitler’in yakın çalışma arkadaşlarının gözünde olumlu ve olumsuz özellikleri bulunmaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki, arkadaşlarının gözündeki Hitler NAZİ propagandasının halka bir kurtarıcı lider veya bir ahir zaman Mehdisi gibi tanıttığı Hitler’den çok daha farklıdır.

Olumlu Özellikler

Sorunları en temel bileşenleri ile görme ve çözme yeteneği:  

Belki temel eğitimden elde ettiği birikimin zayıf olması ve hiçbir uzmanlık alanının olmaması Hitler’in olaylara ve sorunlara belli teorilerin kalıpları ve belli önyargılarla bakmasını engellemekteydi. Özellikle insan ilişkilerini yönetirken, sorunlara pratik çözümler üretme yeteneği artmaktaydı.    

Kararlılık ve inatçılık – hiçbir zaman taviz vermeme:

Hitler’in siyasi hayatında başarısının ve liderlik yeteneğinin belki de en önemli unsurlarından biri de, hiçbir zaman hedeflerinden vaz geçmemesidir. Siyasi yaşamında hedeften uzaklaştığı, içinden çıkılmaz sorunlarla karşılaştığı durumlarda bile, kararlılığını kaybetmeyip inatla çalışmaya devam etmesi birlikte çalıştığı arkadaşlarını da kuvvetli bir şekilde motive etmekteydi. Herkesin pes ettiği anlarda, o pes etmeyip mücadeleye devam ettiği için lider olarak öne çıkıyordu.

Kuvvetli hafıza:

Bütün yakın çalışma arkadaşlarının ortak olarak belirttiği özelliklerinden biri de kuvvetli hafızasıdır. Bir yerde gördüğü bir yüzü ve duyduğu bir sözü unutmazdı. Öte yandan çalıştığı konuda – özellikle askeri meselelerde- bütün ayrıntılı istatistikleri ezbere bilirdi. Bu özelliği altında çalışanları hem şaşırtmakta hem de ona saygı duydurtmaktadır.

Yoğun çalışma temposu:

Yakın çalışma arkadaşlarına göre Hitler, bir soruna yoğunlaştığı anlarda, insanüstü bir enerji ile çalışırdı. Bazı zamanlar üç gün boyunca uyumadığı da olurdu. Kendisi gibi, etrafındaki çalışma arkadaşlarından da aynı çalışma temposunu beklerdi. Sorun çözülene kadar durmak bilmeyen bir irade ile altında çalışanları yönetirdi. 

Olumsuz Özellikler

Düzensizlik:

Hitler’in yoğun çalışma temposundan bahseden arkadaşları, aynı zamanda, onun hayatının düzensiz olduğundan da bahsederler. Kurmaylarından biri “altı ay boyunca arayıp sormadığını daha sonra gecenin üçünde çağırıp sabaha kadar beraber çalıştıklarını” söylemiş. Hitler gerçekten de geç – çoğu zaman sabaha karşı- yatıp, geç – öğleye doğru – kalkan bir insandı. Bazı dönemler hiçbir işle uğraşmaz, sadece ucuz komedi ve seks filmleri izlerdi. Sorunların çözümü için içinden ona konuşan sesin bir şey söylemesini beklerdi. Bazen bir meselenin çözümü için aylarca beklediği de oluyordu. Ancak kararını verdiği ve çözümü bulduğu anda, bu sefer insanüstü bir gayretle çalışmaya başlıyordu.     

Esneklikten yoksunluk:

Bir sorunu çözerken veya bir politikayı uygularken, kendi kafasındaki çözüm yöntemiyle bir sonuca ulaşamayınca takılıp kalıyordu. İnatçılığı ve kararlılığı yüzünden kendi düşüncelerinde diretiyordu. Alternatif görüşlere açık değildi. Bu da, Hitler’in politika uygulamalarında esnekliği ortadan kaldırıyordu.

Sinir Krizleri ve Depresyonlar:

Hitler istedikleri ve emrettikleri uygulanmayınca veya kendi çizdiği politikalardan bir sonuç elde edemeyince sık sık sinir krizleri geçirirdi. Böyle zamanlarda kimse yanında bulunmak istemezdi. Bu hallerde yüksek sesle bağırıp ağladığı, kapı ve duvarları yumrukladığı kurmayları tarafından vurgulanmaktadır. Hatta –doğruluğu şüpheli olsa da - yerlerde yuvarlanıp halıları ısırdığı kurmayları arasında bir söylenti olarak dolaşmaktaydı. Bu yüzden çalışanları arasında “der Teppichfresser – halı yiyici” olarak anılmaktaydı.

Sinir krizleri kadar sık olmasa da Hitler hayatında belli aralıklarla depresyona girerdi. Bu durumlarda insanlarda uzaklaşır, film izler ve müzik dinler, hiçbir toplantı ve çalışmaya katılmaz, çoğu zaman yalnız başına Berchtesgaden’daki dağ evine çekilirdi. Bazen bu depresyon dönemleri üç aya kadar uzayabilmekteydi. 

İtiraz ve eleştirilere tahammülsüzlük:

Yakın kurmaylarının bildirdiğine göre, Hitler’e hiçbir şekilde itiraz edilemezdi. Uzun monologlar halindeki konuşmalarını dinlemeniz ve hiçbir şey söylememeniz en uygunu idi. Eğer her hangi bir meselede Hitler’in görüşlerine itiraz eder veya alternatif bir görüş belirtirseniz meşhur sinir krizlerinden biri patlak verebilirdi. Hitler bir meselede kararını verirken kendi iç sesini dinler, o sesin gösterdiği şekilde kararını verir ve ondan sonra çevresindekilerin kendi emrettiklerini sorgulamasını değil kendi emrettiklerini en iyi şekilde yapmasını beklerdi.  Ne de olsa kendisi yanılmaz bir liderdi!

Uzman görüşlerine değer vermeme

Kendisinin Tanrının seçtiği ve yolunu da Tanrı’nın çizdiği bir Mesih / Peygamber gibi gördüğü için bir meselede karar verdiği anlarda, artık hiçbir uzman görüşünü dinlemek istemez. Entelektüeller ve uzmanlar, ona göre, “boş konuşan çokbilmiş keratalardır.”  O doğruyu görme yeteneğini ve yanılmazlığı doğuştan taşımaktaydı, diğerleri ise bunları  – çoğunu Yahudilerin yazdığı – kitaplardan elde etmekteydiler.   

KENDİNİ TANIDIĞI HALİYLE HİTLER

Langer, kitabın bu kısmında, Hitler’in ailesini ve gençliğindeki hayatını ele almıştır. Çok uzun ayrıntıya girmeyeyim. Hitler Avusturya ve Almanya sınırında bir köyde doğmuştur. Ailesi Avusturya’nın tipik alt sınıf ailelerinden biridir. Evlilik dışı çocukların ve ensest evliliklerin de yaygın olduğu bir ailedir. Babası annesinin ikinci dereceden dayısıdır, keza Hitler’in –belki de-  tek aşkı olan Geli Raubal kendi öz yeğenidir – ablasının kızıdır.

Hitler öğrenciyken tarih ve resim gibi bazı dersler dışında göze batmayan ve silik bir öğrencidir. Çok fazla arkadaşı yoktur, çoğunlukla yalnızdır. Babası bir küçük gümrük memurudur ve sürekli babasından dayak yer. Babasının ilk evliliğinden bir abisi ve bir ablası vardır. Abisi meyhaneci, ablası ise aşçıdır.

Hitler iktidar olduktan sonra şaibeli aile ilişkileri olan, eğitimsiz ve alt sınıflardan gelen ailesini mümkün olduğunca gözlerden uzak tutmaya çalışmıştır. Örneğin abisi Alois Hitler Berlin’de meyhanecilik yaparken Hitler’den hiç bahsetmezdi. Birçok partilinin ziyaretgâhı haline gelen meyhanesinde, Führer hakkında iyi veya kötü bir şey söylemekten korkardı. Çünkü Führer bu, sağı solu belli olmaz, kelleyi kaybedebilirdi.

NAZİ propagandasının çizdiği ahir zaman Mehdisi, Almanya’nın kurtarıcısı ve Tanrı’nın seçtiği kutsal liderin babasının annesi ile ensest evlilik yaptığı, abisinin adi bir meyhaneci olduğu ve en büyük aşkının kendi öz yeğeni olduğu tabii ki halka söylenemezdi. Bu yüzden ailesiyle ilgili bilgiler hep sumen altı edilmiştir.

Bir sonraki yazıda Almanya’da Hitler’i doğuran tarihi şartları ve Hitler’in psikanaliz sonuçlarını irdeleyeceğim. 

Hayırlı Cumalar…