BİR PİKNİK HATIRASI!

Güzel havalar başladı, cuma günü okullar tatil oldu.

Bulaşıcı hastalık ve kısıtlanma senelerini çok şükür atlattık.

Hastalık henüz bitmedi ama, artık özgürüz.

Güzel havalar başladı, cuma günü okullar tatil oldu.

Bu hafta sonu üniversite giriş sınavları da bittikten sonra ailelerin gönülleri rahat olacak.

Bir gazete piknik zamanı demiş ve piknik tüyoları hazırlanış.

Deniz kenarları, ormanlar, piknik alanları piknikten dolup taşacak diyorlar.

Ünlü şefler soğuk sandviç tarifleri, tavuk butları, köfteler, rozbif tarifleri, sos tarifleri vermişler.

Valla ben hayatımda hiç zengin ailelerin pikniğe gittiğini hiç görmedim. 

Ortalama Türk ailesi, özellikle babalar hafta sonu çalışmadıkları için, çoluk çocuk bir nefes alsın diye pikniğe giderler.

Ekonomi çok kötü, hayat pahalılığı almış başını gitmiş, 1 kutu süt 30 TL olmuş.

Ortalama geliri olan alileler artık, peynir, zeytin, domates, salatalık alırız, bir de zeytinyağlı yaparız ve de börek tamamdır, piknikte yeriz diyemez durumdalar.

Domates hala 17 TL.

Peynir, yufka ve diğerleri hatta meşrubatlar bile o kadar pahalı ki artık yazmayacağım.

Ya mangal, mangalda pişecek etler, köfteler, sucuklar, tavuklar kanatlar.

Gazeteler hiç kriz yokmuş gibi yazıyor, çiziyor ama.

Piknik imkansız görünüyor.

Benim de bir piknik hatıram var.

Yıllar önce, bir erkek arkadaşım var.

Bu hafta sonu cumartesi günü seni pikniğe götüreceğim, hazırlan, tabiatın içinde, temiz havada güzel bir gün olacak diyor.

Aileden piknik kültürüm hiç yok, yani pikniğe gitmezdik biz.

Daha yeni yeni birbirimizi tanıyoruz, heyecan var tamam dedim.

Ben bir şeyler hazırlarım dedim, iyi olur dedi.

Ben heyecanla önce piknik çantası, piknik malzemeleri, tabak bardak, piknik örtüsü ne varsa gidip aldım.

Piknik ilk pikniğim ve erkek arkadaş tanışma dönemi düşünsenize heyecanı.

Evde annem zeytinyağlı barbunya, soğuk köfte ve börek ve kek pişiriyor.

Ben domates, salatalık, 3 çeşit peynir, kek, kesilmiş dilimlenmiş karpuz, sandviç ekmeği hazırlıyorum.

Steril kaplarda hazırlık son safhada.

Neyse, sabah benim araba arızalı çalışmıyor, beni alır msın dedi, hoşuma gitmedi ama napalm arabası çalışmıyor diye ben almaya gittim.

Nasıl ve neden aklıma geldi bilmem ama, evinden alamam caddeye çık, orada bekle dedim.

Aslında içsel duygularım bir şeyler anlıyor.

Neyse caddede beni bekliyor, küçücük bir sırt çantası var, elinde başka bir şey yok.

Ne tuhaf diyorum bunun elinde niye bir şey yok, hiç hazırlanmamış..

Arabaya binerken arka koltuğa bakıyor, oh maşallah arabamız yiyecekler ile dolu diyor.

Arabamız diyor ki, biz benimsenme duygusu kadınların hoşuna gider.

Neyse piknik alanına geliyoruz, örtüyü yayıyoruz, çantadan yiyecek kutularını tek tek açmaya başlıyorum.

Sırt çantasından iki bira çıkarıyor.

Başka bir şey yok.

Ben bira hiç içmem, bira içen adam da sevmem.

Ve bir erkek daha yeni tanıştığı bir kadın ile piknik ya da başka bir buluşmada alkol alır mı?

Kafamdan aşağı kaynar sular iniyor.

Ben ne o zaman, ne hiçbir zaman hiç kimseyi çakallık konusunda idare etmedim.

Evet gafil avlanmıştım.

Çakal her şeyi bana hazırlatmış, kendisi içeceği 2 birayı alıp gelmişti.

Terbiyesiz.

O zaman cep telefonları da yok.

Hani numaradan konuşur gibi yapıp aaaa! Annem çağırıyor önemli bir şey olmuş diyecek toparlanıp gideyim.

İçimden dedim ki, bir daha seni görmeyeceğim.

Ve annemin hazırladığı, el emeği olan hiçbir şeyi sana yedirmeyeceğim.

Annemin yemeklerini çantadan çıkarmadım ve açmadım, anlayacağınız zırnığını yiyemedi.

Çantadan açmış olduğum, kendi hazırladığım yiyecekleri çıkarıyorum.

Ne kendi tadım kalmış ona da tat bırakmadan bir saati zor geçiyorum.

Gafil avlanmıştım.

Gafil avlamıştı.

Senelerce aklıma geldikçe çok sinirlendim.

Bana hazırlık yaptırıp, kendi hiç hazırlanmadan utanmaz çakallık içinde pikniğe gelmişti.

Ben arabam arızalı gel beni al dediğinde, arabanı tamir ettirdiğinde pikniğe gideriz demeliydim ve iptal etmeliydim ve onu ilk adımda yakalamalıydım.

Bir daha bu dangalak çakalı hiç görmedim.

Televizyon programlarında, kadınlara hep söylüyorum ya, zırnık vermeyin diye.

İşte yaşanmış tecrübeler var.

Aldığım dersler var.

Ey kadınlar.

Kendiniz enayi yerine koydurmayın.

Şimdi çakal, bedavacı adamlar daha çoğaldı ve çok daha dikkatli olmalısınız.

Kadın karnını doyursun diye kedi gibi bekleyen adamlar var.

Başka bir hikayem daha var, onu da sonra anlatacağım.

Zaten topu topu 2 hikayem var.

Benim.

Demem o ki, kahvesini içmediğiniz adama su bile vermeyin.

Funda'nın aklındakiler..

... Emrah Serbes.

Aman sonuna t koymayın sinirleniyor ve ayar çekiyor, yani çekmişliği var.

Trafik kazası yaptı, önce arkadaşının üzerine attı. Akollü mü idi bilinmez ama ve bir ailenin yok olmasına sebep oldu.

3 yıl 8 ay tutuklu kaldı ve sonra tahliye edildi ve serbest kaldı.

Pandemiden dolayı erken tahliye olmuş.

Şimdi yeni kitap çıkarmış, ve önemli bir yayın evi kitabını basmış.

Cezasını çekmiş ve normal hayata dönmüş, eh hapisten kaçmamış ya, kanunlar çerçevesinde tahliye olmuş diyebilirsiniz.

Suçlular da kitap yazabilir.

Ama kitabını almak içime sinmiyor.

Hep aklım, masum hiçbir şeyden haberi olmadan yola çıkan ve ölen ailede.

Duygularım sadece ölenlerde kaldı.  

Funda'nın aklındakiler..

... Oğlum Amerika'da öğrenci. 

Ocağının bir gözü çalışmıyor, gözler tıkanmış.  Yenisini alıyoruz, ev sahibine soruyoruz, tamirci bulabilir miyiz acaba.

Karı koca birbirlerine bakıyorlar, nasıl yani siz kendiniz neden takmıyorsunuz diyorlar.

Eskiyi sökmek, yenisini takmak işi var.

Alışmışız her işi yapacak birini aramak ve bulmak.

1 saatlik bir iş var, yapıyor, arkadaşım diyor ki kaç lira vereceksin, 200 TL veririm, o da iyi adam seviyorum yoksa 100 TL veririm diyorum.

Aaaaaa diyor, 200 TL paraya asla gelmez.

500 TL aşağı iş yapmaya gelen yok dedi, hem de nasıl nazlılar anlatamam.

Anlayacağız pabuç pahalı, evin bir köşesinde marangozhane ve malzemeleri ufak ufak alın bulundurun.

Her işi kendimizin yapma zamanı geldi.

Ben, darbeli matkap, şarjlı vidalama makinası ve budama makinası ile işe başladım.