TDV sağ 160x600


BİR SAVAŞ ÖNCESİ HİKAYESİ

Rusya-Ukrayna savaşı birden başlamamıştır. ABD ve İngiltere'nin başlattıkları hatalar zinciri Rusya'yı cesaretlendirmiş ve konjüktürün uygun olduğu an harekata başlamıştır.

Rusya-Ukrayna savaşı birden başlamamıştır. ABD ve İngiltere’nin başlattıkları hatalar zinciri Rusya’yı cesaretlendirmiş ve konjüktürün uygun olduğu an harekata başlamıştır.

Öncelikle ABD Başkanı Biden’ın geçici ulusal güvenlik stratejisi kılavuzu sürecin başlangıcını oluşturmuş, bu kılavuzda Çin 'iddialı', Rusya 'istikrarsızlaştırıcı' güç olarak tanımlanmıştır. Metinde, Çin'den 15 kez bahsedilirken, Rusya 5 kez anılmıştır. Biden yönetimi Çin'i, Amerika'nın karşı karşıya olduğu en önemli stratejik rakip olarak kabul etmiş ve ekonomik, diplomatik, askeri, teknolojik gücünü uluslararası sisteme sürekli bir meydan okuma için birleştirebilecek tek potansiyel rakip olarak görmüştür. Rusya, küresel etkisini artırmaya ve dünya sahnesinde yıkıcı bir rol oynamaya kararlı bir güç olarak değerlendirilmiştir.

Afganistan yenilgisi sonrası yayımlanan bu belge Trump’ın kırdığı NATO vazosunu birleştirme, NATO ve AB ile ilişkilerde geçmişe sünger çekme, ilişkileri onarma  ve yeni bir başlangıç yapma, ABD’nin dünya genelinde  bozulan itibarını tesis etme, Çin ve Rusya tehdidini ön plana taşıyarak, bu iki ülkeye  karşı müttefiklerini birleştirme,yeni ittifaklar kurma amacını taşıdığı görülmüştür.

ARTÇI SARSINTILAR

ABD’yi buna sevk eden Trump’ın oluşturduğu güvensizliğin artçı sarsıntılarının tsunami oluşturmaya başladığının tespit edilmesidir. Avrupa Dış İlişkiler Konseyi tarafından 11 ülkede 15.000'den fazla kişiyle yapılan anket sonuçlarını kapsayan ve Ocak 2021'de yayımlanan rapora göre, ankete katılan her ülkeden ankete katılanların en az yüzde 60'ının -ve tüm bu ülkelerde ortalama yüzde 67'sinin- kendilerini savunmak için her zaman ABD'ye güvenemeyeceklerine inandıkları ve bu nedenle, Avrupa savunmasına yatırım yapılması gerektiğini düşündükleri ortaya çıkmış, her ülkeden katılımcıların en az yarısı, hükümetlerinin ABD ile Çin arasındaki bir çatışmada tarafsız kalmasını, sadece yüzde 23'ü ABD ile Rusya arasındaki bir çatışmada ABD'nin yanında yer alması gerektiği görüşüne sahipken, yüzde 59'unun ülkelerinin tarafsız kalmasını istedikleri ortaya çıkmıştır.

ABD, Avrupa ve dolayısı ile NATO olmaksızın Çin ve Rusya ile mücadele etme gücünü yitireceğini, maliyet boyutunun üstesinden gelemeyeceği kadar fazla olacağını gördüğünden öncelikle AB’den ayrılarak AB güvenlik mimarisini zayıflatan nükleer güç ve güçlü deniz gücü sahibi İngiltere ile işbirliğini yeniden güçlendirme yolunu seçmiştir.

STRATEJİK BELGE İLE

Nitekim İngiltere, ABD’nin yol haritasına, “en şiddetli tehdit olarak Rusya”yı gösterdiği strateji belgesi ile katılmış, akabinde ikili, aralarında istihbarat başta olmak üzere birçok alanda işbirliğini güçlendirecek bir protokole imza atmışlardır. NATO-2030 zirvesi öncesi vardıkları işbirliği konuları, NATO ve AB ülkeleri arasında bu iki ülkeye karşı var olan güvensizliğin daha da derinleşmesine neden olmuştur. Ayrıca, yine NATO zirvesi öncesinde yapılan G-7 zirvesi sonuç bildigesinde, Çin’e oldukça az yer verilmişken, Rusya’ya ABD ve İngiltere’nin etkisi ile özellikle Ukrayna üzerinden mesajlar verildiği görülmüştür.

NATO liderlerinin de katıldığı NATO-2030 zirvesinde NATO’ya Çin ve Rusya’yı da hedefleyen yeni görev alanları belirleme girişimlerinde bulunmuşlarsa da, NATO’nun özellikle AB’li üyeleri enerji depoları olan Rusya’yı ve ekonomik birçok alanda yakın iş birlikleri  içinde bulundukları Çin’i hedefleyen bu girişime katkı vermemişlerdir.

Ardından ABD ve İngiltere yanlarına Avusturalya’yı da alarak Çin odaklı AUKUS adında yeni bir ittifak kurma yoluna gitmişler, Fransa’nın Avusturya ile imzaladığı denizaltı anlaşmasını yok sayarak Avusturya’ya nükleer denizaltı tedariki konusuda anlaşma imzalanmıştır. Bu ittifak için ABD ve İngiltere’nin NATO ülkelerine danışmamaları, Fransa’nın imzaladığı anlaşmayı yok kabul ederek yeni bir anlaşma imzalamış olmaları kırılmış olan NATO vazosunu birleştirme çabalarını iyice umutsuz hale sokmuştur.

YEM OLMAYI KABUL ETMİŞ

ABD ve İngiltere, Minsk anlaşmalarını imzalamış, ancak gereklerini kendi bilgileri dahilinde yerine getirmeyen Ukrayna’yı, NATO ve AB ülkelerine unutamayacakları bir ders vermek için araç olarak seçmişlerdir. Ukrayna NATO üyeliği konusunda Gürcistan örneğini bile dikkate almamış, ülkenin Rusya’ya adeta bir yem olarak sunulmakta olduğunu görememiş veya batının nasıl olsa yardımı gelir düşüncesi ile yem olmayı kabul etmiştir. ABD ve İngiltere NATO ve AB için Ukrayna’yı sınama alanı olarak seçmişlerdir. Her iki ülke savaş öncesi açıklamaları ile adeta Rusya’yı Ukrayna’ya saldırması için teşvik etmişler, batılı ülke gazetelerinde Rusya’nın harekat planı adı altında Rusya’nın işgalini gösteren krokilere günlerce önceden yer verilerek Batı ülkeleri üzerinde baskıyı giderek arttırmışlar, Rusya’nın saldırısı sonrası için planlanan yaptırımlar için Avrupa’yı hazırlamışlardır.

İlginç olan Zelensky’nin bütün çağrılarına rağmen yaptırımlar, caydırıcı etki yaratması açısından Rusya’nın saldırısı öncesi başlatılmamıştır. ABD, saldırı öncesinde yaptırımlara başlamanın AB ülkelerinde etkili olmayacağını anladığı için kasıtlı olarak Rusya’nın saldırısını beklemiştir.

Çin’de yapılan Kış olimpiyatlarının ABD, İngiltere gibi bazı batı ülkeleri tarafından, Çin’in insan hakları ihlalleri gerekçesi ile alınan diplomatik boykot uygulama kararları Rusya-Çin yakınlaşmasının daha ileri seviyeye ulaşmasında önemli rol oynamıştır.

ABD’nin bu aşamada Doğu Akdeniz doğal gazını Avrupa’ya taşıyacak olan EASTMED boru hattından desteğini çektiğini açıklaması AB ülkelerinde ABD’ye duyulan güvensizliğin daha da artmasına neden olmuştur.

VE SAVAŞ BAŞLAMIŞ

Bütün bu süreçte, ABD-İngiltere ikilisinin öngörüden yoksun attıkları her adım, özellikle NATO zirvesinde NATO harekat alanında değişikliğe gidilmemesi, Ukrayna’nın NATO’ya alınmayacağını kesinleşmesi, yaptırımların uygulamaya konulmaması, Çin ile sağlanan iş birliği, Gürcistan, Kırım işgali sırasında olduğu gibi Batı’nın sadece kınama ile sesini yükselteceğini çıkan farklı seslerden anlaması  Rusya’ya uygun bir ortam yaratmıştır. Ve savaş başlamıştır.

Ukrayna-Rusya Savaşı, aslında ABD -İngiltere ikilisinin Rusya ile savaşıdır. Rusya’ya karşı kendi doktrinlerine (NATO) göre eğittikleri, silahlandırdıkları, harekat planlarını hazırladıkları ancak Rusya korkusu nedeni ile Ukrayna’nın kuvvet gönderme ve hava sahasını kapatma desteği çağrılarını duymazdan gelen ABD ve elbette İngiltere’nin bir kez daha yenildiğinin resmidir Ukrayna.

ÇARESİZLİK VE TÜKENMİŞLİK

Minsk anlaşmaları için arabuluculuk yapacaklarına adeta Rusya’yı saldırması için teşvik eden bu ikili Ukrayna’daki kan ve gözyaşının Rusya ile birlikte asıl sorumlularıdır. Para ve silah göndererek her konunun üstesinden geleceklerini düşünen batı kapitalizminin ülkeleri nasıl çaresizliğe ve tükenmişliğe sürüklediklerinin sonucudur Ukrayna.

Rusya’yı doğrudan hedef almadan yıpratmanın, yaptırımlarla her anlamda çökertmenin, harp ekonomisi çarklarını hızlandırarak finansal açıdan zayıf duruma düşürmenin sahnelendiği alanın adıdır Ukrayna.

Savaş suçlusu olarak Putin’i gösterenlerinde savaşa teşvik suçundan yargılanmalarının ne kadar gerekli olduğunun bir kez daha ortaya çıktığı ülkenin adıdır Ukrayna.

Ukrayna’yı barışa değil savaşa hazırlayan ABD ve onun en büyük yandaşı İngiltere’nin kendi amaçları doğrultusunda bir ülkeyi kan gölüne çevirdikleri son örnektir Ukrayna.

İnsanlarını ve alt yapısını Rus saldırıları karşısında kaybetmeye devam eden Ukrayna barış sağlansa bile nasıl eski haline dönebilecektir?

ABD -İngiltere ikilisinin bu yanlış hamleleri belki de daha sınırlı bir harekat yapmayı planlayan Putin’in harekat planlarını genişletmesinin de önünü açmıştır.