BİR SOSYAL BİLİMLER ÜNİVERSİTESİ MODELİ

Dr. Can CEYLAN 26 Ara 2018

Ancak "akıllı çocuk, mühendis ya da doktor olur" gibi bir ön kabul sebebiyle, özellikle sosyal bilimlerde ihtiyaç duyulan insan değerlerinin yetiştirilmesi maalesef zayıf kalmaktadır.

Ülkemizdeki üniversitelerin tatmin edici sayıya ulaşması, yükseköğretim ile ilgili ihmâl edilen veya görünmeyen diğer hususların da ortaya çıkmasına imkân vermiştir. Bunlarda biri de tematik üniversite olarak adlandırılan uzmanlık üniversiteleridir. Bu konuda tıp ve hukuk fakülteleri hangi üniversitede olursa olsun, müfredat yapılar ve uygulama açısından bize örnek oluşturmaktadır.

Tematik üniversitelerin yavaş yavaş açıldığına şâhit oluyoruz. Psikoloji (Üsküdar Üniversitesi) ve denizcilik (Piri Reis Üniversitesi) gibi bâzı alanlara odaklanarak az da olsa kurulan üniversitelerimiz bulunmaktadır.

Ancak özellikle sosyal alanlardaki nitelikli insan yetiştirme ve insan kaynağının ötesinde insan değeri oluşturma konusunda açıklarımız gün geçtikçe daha hissedilir hâle gelmektedir.

Doğa bilimleri alanlarında eğitim veren fakültelerimizde bu sorunlar ciddî seviyede değildir. Bunun başlıca sebebi, orta öğretimdeki “fen lisesi” modelimizin başarısıdır. Özellikle mühendislik fakültelerini tercih eden öğrencilerin çoğunluğu fen lisesi temelli olduğu için, bu fakültelerinde bölümlerindeki eğitimde gerekli altyapı önemli seviyede hazır hâldedir.

Ancak “akıllı çocuk, mühendis ya da doktor olur” gibi bir ön kabul sebebiyle, özellikle sosyal bilimlerde ihtiyaç duyulan insan değerlerinin yetiştirilmesi maalesef zayıf kalmaktadır. Bunun sonucunda da birçok sosyal sorunda mühendis bakış açısıyla çözülme durumu ortaya çıkmakta ve bir çıkmaza girilmektedir. Bunun yanında özel sektör ve kamu yönetiminde görev alacak kadrolar, sosyal bilimlerde sâhip olunması gereken temel konularda bilgi eksikliği ve zâfiyet içine düşmektedir. Geldikleri makamın gerektirdiği kültür konusundaki bu eksiklik müzik, mimârî, târih, edebiyat gibi konularda kendisini göstermektedir.

Bu ve benzeri eksikliklerin ikmâl edilmesi ve entelektüel seviyesi yüksek kamu ve özel sektör idarecilerinin yetiştirilmesi amaçla, başta Millî Eğitim Bakanlığımız ve YÖK olmak üzere ilgililerin ve yetkili devlet büyüklerimizin dikkatine arz etmek istediğim bir sosyal bilimler üniversitesi ya da bir sosyal bilimler fakültesi modelini, bu satırlar aracılığıyla târihe not düşmek istiyorum.

Bu modelin özellikleri

1- Üniversite veya fakültenin eğitim-öğretim dili kesinlikle Türkçe olacaktır.

2- Öğrencilerin farklı dillere olan ilgi ve ihtiyâcı ilk iki yılda müfredattaki yoğun yabancı dil öğretimi ve yaz dönemi yurtdışında öğretim ile karşılanacaktır.

3- Mezun olan her bir öğrenci en az bir batı ve bir doğu diline akademik seviyede hâkim olacaktır.

4- Üniversite ya da fakültenin tüm bölümlerinin öğrencileri yüzde yüz burslu olarak ve ihtiyaç duyanların konaklama ihtiyaçları giderilerek okuyacaklardır.

5- Üniversite ya da fakültenin tüm bölümlerinin öğrencileri ilk iki yıl ortak dersler alacaktır. Bu süre içinde sosyal bilimlerdeki standart altyapı sağlanmış olacaktır.

6- Tüm öğrenciler iki bölümde okuyup mezun olacaktır.

7- Üniversite ya da fakültede her öğretim yılı güz, bahar ve yaz olmak üzere üç dönemden oluşacaktır. Her sınıf, bu üç dönemde alınacak derslerden oluşacaktır.

8- Birinci yıl, “baraj uygulaması” yapılacak ve ilk yılın güz, bahar ve yaz dönemlerinin herhangi birinde bir dersten başarısız olan öğrencinin ikinci sınıfa geçmesi mümkün olmayacaktır. İlk yılın üç döneminde toplam dört dersten başarısız olan öğrencinin üniversite ile ilişiği kesilecektir. Bu öğrencinin eğitimine üniversite giriş sınavında aldığı puana uygun başka bir üniversitenin ilgili bölümünde devam etmesi sağlanacaktır.

9- Târihten sosyolojiye, psikolojiden antropolojiye, güzel sanatlar ve müzikten iletişim ve siyâset bilimine kadar tüm sosyal bilimler, “giriş” seviyesinde oluşturulan ders içerikleriyle öğrenciye ilk iki yılda verilecektir.

10- Öğrencilerin bölümlere dağılımları üçüncü sınıftan itibâren gerçekleşecektir.

11- Farklı öğrenme seviye ve hızına sâhip öğrencilere yönelik, üstten ders alma ve erken mezuniyet uygulaması olacaktır.

12- Not ortalaması yüksek öğrencilerin, lisans dördüncü sınıftayken yüksek lisansa başlama imkânı olacaktır.

13- Bu üniversite veya fakültenin tercih edilme ve yüksek puanlı öğrenci almasına teşvik için, öğrencilere ekonomik durumları dikkate alınarak nakit öğretim bursu ve konaklama imkânı sağlanacaktır.

14- Bu üniversite veya fakültenin 7/24 açık ve ulaşılabilen bir kütüphânesi olacaktır. Kütüphânede klâsik ve güncel yayınlardan oluşan en az bir milyon cilt kitap ve ulusal-uluslararası süreli yayın aboneliği bulunacaktır.

15- Bu üniversite veya fakültenin eğitim-öğretimi, tercihen İstanbul’da ve İstanbul’un Fatih ya da Beyoğlu ilçelerinde ve yine tercihen anıtsal ve târihî özelliğe sâhip bir kampüs binâsında yapılacaktır. Bunun için mevcut târihî binâlar tahsis edilecek ya da inşa edilecektir.

16- İkinci nesil bir dil-târih-coğrafya fakültesi olarak ve çağın ihtiyaçları göz önünde bulundurularak açılacak bölümlerin bulunacağı bu üniversite veya fakültenin bölümlerinde yıllık öğrenci kontenjanı azamî otuz olacaktır.

15- Bu üniversite veya fakültenin kurucu akademik kadronun dışındaki akademik kadro, bu üniversite veya fakültenin bünyesinde açılacak yüksek lisans ve doktora programlarıyla yetiştirilecektir. Böylece mevcut üniversite ya da fakültelerin akademik kadrolarından transfer yapılarak bu üniversitelerin kadro zafiyetine düşmesine engellenecektir.

16- Üniversitenin ana faaliyet alanlarından biri de yayıncılık olacaktır. Yabancı eserlerin Türkçeye kazandırılması ve Türkçe klasiklerin dünya dillerine çevrilmesi için tercüme yayıncılık esaslı bir yayınevi kurulacaktır. Bu yayınevi ayrıca farklı sosyal bilimlerde süreli yayınların koordinasyonuna yönelik çalışmaları yürütecektir.

Her şeyin ötesinde bu üniversite veya fakültenin öncelikli amacı, iş dünyâsına yetişmiş insan kaynağı sağlamak değil, sosyal bilimlerde yetkin bir akademik kadro yetiştirmektir. Üniversite veya fakültenin faaliyet alanının merkezinde meslekî eğitim değil, entelektüel insan değeri oluşturmak ve mevcut değerleri geliştirmek olacaktır.