BİZİM AİLE

Münir Özkul ve Adile Naşit'in oynadığı Bizim Aile filmini hatırlarsınız. Onu zihninizde izlemeye başlayın ama sonra değineceğim.

Eskiden Muhammed Ali’nin maçlarının olduğu zaman anne babalarımız saatlerini Amerika saatiyle yapılacak maça kurup yatarlarmış. Gecenin yarısındaki maç için televizyonları olmayanlar olanlara gidermiş. Muhammed Ali vefat ettiğinde Türkiye’nin büyük bir acıya gömülmesinin, sanki evden cenaze çıkmış gibi olmasının nedenlerinden biri budur. Geçmişimizin bir parçasıdır. Peki Muhammed Ali o eve nasıl girmişti? Eve değil gönüllere girdi. Hem Muhammed hem Ali… Müslümanların kültürel olarak yıkıma uğradıkları bir dönemde kaldırdı yumruğunu ve bir Müslüman olarak Allah’ın en büyük olduğunu haykırdı. Tüm Türkiye bağrına bastı. Muhammed Ali aslında bize kim olduğumuzu ve hangi değerler etrafında birleşebileceğimizi hatırlatmıştı sadece. Ondan önce de ondan sonra da boks hiç o kadar sevilmedi. Sevdiğimiz yumruklar değil taşıdığı anlamdı.

Geçen akşam bizim aile ile birlikte tiyatroya gitmeye karar verdik. İzleyeceğimiz oyun çocukların da sıkılmayacağı bir temsil olmalıydı. Bizim Aile oyununda karar kıldık. Hani şu yazımın girişinde belirttiğim filmin tiyatro versiyonu. Ne yalan söyleyeyim Münir Özkul’un olmayacağı bir aile pek de Bizim Aile olmaz diye düşündüm. Adile Naşit’in o gülüşü olmazsa Bizim Aile hiç Bizim Aile mi olur dedim. Oyuna zar zor yetiştik. Hatta ben geç girebildim. Oyun başladı başlayacak. İçeri almadı önce kapıdaki görevli: “Bizim aile içeride” dedim çaresiz bir bakışla. Anlayış gösterdi ve bizimkileri buldum. Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’ndeki oyun kapalı gişe oynuyordu. Müziklere ve dekora alıştık. Sonra bildiğimiz replikleri aradı kulaklarımız. Oyuncuları filmdeki oyuncularla karşılaştırdık gayri ihtiyari. Sonradan fark ettik ki müzikli olan bu oyundaki melodiler Şehir Tiyatrolarının müzisyenleri tarafından canlı olarak icra ediliyor. Herkes bir ucundan tutmuş. Nasıl geçtiğini anlayamadığımız biçimde iki perdelik oyun sona erdi. En sonunda sahnenin ortasına açılan perdede Bizim Aile filminin oyuncuları belirdi. Birbirinden farklı yaş ve sosyal çevrelerden izleyiciler aynı mutluluğu paylaşmış olmanın mutluluğuyla kapıya ilerlediler. Bizim aile için güzel bir etkinlikti. Sabah uyandığımda sosyal medyada Habib ismindeki bir dövüşçünün adı geçiyordu. Sabaha karşı yaptığı maçta İrlandalı rakibini evire çevire yenmişti. Dövüş seven sevmeyen herkes Habib deyip duruyordu. Nedir bu diye baktığımda İrlandalı oğlanın bizim Dağıstan’lı Habib’i aşağıladığı, dinimize hakaret ettiğini ve terörist olarak yaftaladığını okudum. Bir de kalabalık bir grupla saldırmışlar daha önce. Habib de enerjisini ringe saklayıp ağzının payını vermiş. Muhammed Ali günleri eşsizdir diyenler için alın bir imkan daha. 

Bizim aile dediğimiz aile, hiç tanımadığımız fertleri de içinde barındırır. Kalplerimizi bir araya getiren düşmanların hücumlarıdır. Düşman yıkmaya çalışırken kenetlenir dosta düşmana gücümüzü gösteririz. Münir Özkul da aynısını yapmıştı Dağıstanlı Habib de… İkisi de ortaya koydukları iradeyle bizim kocaman bir aile olduğumuzu gösterdi.