BİZLER NEYİZ, NEREDEYİZ!

Fehmi KETENCİ 22 Mar 2021

Hızla gelişen iletişim ve bilgi teknolojilerinin hızına ayak uydurabilme telaşı özellikle yazılı, görüntülü ve dijital medyada bazı hatalara neden olmaya başladı çoktan.

      Hızla gelişen ve adına “İletişim Çağı” dediğimiz yeni bir yüzyılın birinci çeyreğine doğru yaklaşmışken en etkin iletişim araçları; önce televizyonlar ve şimdi de internetin yarattığı sosyal medya sayesinde dünya küçüldükçe küçülüyor.

      Hızla gelişen iletişim ve bilgi teknolojilerinin hızına ayak uydurabilme telaşı özellikle yazılı, görüntülü ve dijital medyada bazı hatalara neden olmaya başladı çoktan.

      Kontrolsüz ve hızlı gelişme iletişim kirliliğinin yanı sıra, medyanın en önemli kaynağı olan savruk, özensiz haber tüketimini de hızla artmasına yol açtı.

      Yanlış veya abartılı, yanlı, meslek etiğine, basın meslek ilkelerine uymayan yayın anlayışının giderek ağırlık kazandığı bir bilgi iletme politikasının çukurundayız.

      Bu yanlış habercilik anlayışı toplumun sosyal yaşamına, en çok etkilendiği iletişim aracı olan televizyonların renkli camından girmeye başlayınca olanlar oldu. Buna bir de dijital dünyanın en etkin haber ve dedikodu iletişim araçlarından olan, adına sosyal medya dediğimiz çağın illeti iyice yaygınlaşmaya başlayınca işin ucu iyice kaçtı. Asılsız, uydurma haberlerle, masabaşında oluşturulan, gerçek olmayan ve yazı dili ve kurgusu olarak özensiz yazılan haberlere dönüşerek, sosyal medyaya olan güveni ve habere inandırıcılığı iyice yok etmeye başladı. Konu, akıllı telefonların yarattığı etkin ve hızlı iletişim ortamında iyice çığırından çıktı. Gençler artık, canlı olarak; Gazeteleri, televizyonları hiç takip etmiyorlar. Sinemaya, tiyatroya gitmiyorlar, kitap okuma alışkanlıklarından iyice vazgeçtiler.

      Sosyal medyanın bu savrukluğunda insan haklarına saygının sınırları ortadan kalktı. Günümüz medyasının en etkin aracı olan internet ve oluşan ortamında enjekte ettiklerinin tam anlamıyla esiri olduk. Elektronik uyuşturucunun etkisine kapılmış gidiyoruz.

      Gelenek ve görenekler bir nostaljidir artık. Sosyal medya ne diyorsa odur!  Yaşamımızda bize yön verendir. Sosyal medya ne diyorsa o!.

      Aileniz, öğretmenleriniz, yöneticileriniz, liderler, ünlüler yaşam standartlarınızı, yaşama bakışınızı belirlemede size ilk örnek olanlardır. Size örnek olan kahramanlar kim olursa olsun, iyi davranış örnekleri sergiliyor veya yaşamı yönlendiren kuralların ihlalinde neler olabileceğini size gösteriyorlardı veya siz anlayabiliyordunuz. Dikkatle bakınız, izleyiniz, sosyal medya, sizden zorla aldıklarından başka, bunların hangisini size verebiliyor?

      Bir başka deyişle; doğru ile yanlışı ayırt etmeyi öğrenirken, bir yandan da iyilikten ve doğruluktan ayrıldığınızda, doğru olanı yapmaktan kaçındığınızda, bir bedel hem de ağır bir bedel ödemeniz gerektiğinin ikazlarını verenler nerede şimdi? Günümüz elektronik haber kaynaklarıyla iletişim kurmadığınızda, bu öğut vericilerle ne kadar yüzyüze iletişim kurabiliyorsunuz? Etrafınızdaki gençlere bakın. Yan yana olduklarında bile tercihleri elektronik iletişimi kullanmaktan yanadır.

      Durum bu kadar karmaşık, karmaşık olduğu kadar da üzüntü vericidir.

      Teknolojinin acıması yoktur. Siz onun size ne kadar çok ve cabuk etkileyeceğini hiç araştırmıyorsunuz. Sadece sizi etkilemiş olmasının peşinden koşar adım gidiyorsunuz. Teknoloji bizim ülkemizin deva bulmaz baş dertlerinden biridir. Çabuk kapılıyoruz, tutuluyoruz ama hiçbir şekilde düşünemediğimiz, hesaplayamadığımız tarafı ise çok çabuk da terkedebiliyoruz. Ayran gönüllüyüz. Hızla tüketime alışmışız bir kere. Yenisi üretildiğinde eskisini terketme konusunda üzerimize yoktur.

      Akıllarda kalan ve yanıt bulunamayan tek soru; Teknolojiyi ne kadar iyi kullanabiliyoruz veya teknoloji bizi ne kadar iyi kullanıyor.


BİR TUTAM TEBESSÜM   

ARASI YOKMUŞ

      Yolda yürüyen adamın birinin gözü, yolun kenarında bankta oturmuş portakal soyan adama takıldı.  Adam yanında bulunan sepetten portakalı alıyor, soyuyor, tuzluyor sonra da yanındaki çöp kutusuna atıyormuş!...

      Adam bir süre durup portakalları soyup tuzladıktan sonra çöp kutusuna atanı izler ve yanına gidip sorar:

      -  Afedersiniz, merak ettim. Güzelim portakalları tuzlayıp çöpe atmanız garibime gitti de...

      -  Efendum, penum tuzlu portakalla aram eyu değuldur da o nedenle!...