BÜYÜME VERİLERİ ÜSTÜNE: KRİZİN NERESİNDEYİZ?

Cuma günü büyüme verileri açıklandı.

İsterseniz ilk önce TÜİK’ten medyaya servis edilen verileri paylaşalım. Sonra da yorumlarız.

SEKTÖREL BÜYÜME ORANLARI

“Gayrisafi Yurt İçi Hasıla birinci çeyrek ilk tahmini; zincirlenmiş hacim endeksi olarak (2009=100),2019 yılının birinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 2,6 azaldı.

Gayrisafi Yurt İçi Hasılayı oluşturan faaliyetler incelendiğinde; 2019 yılının birinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak; tarım sektörü toplam katma değeri yüzde 2,5 arttı, sanayi sektörü yüzde 4,3 ve inşaat sektörü yüzde 10,9 azaldı. Ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetlerinin toplamından oluşan hizmetler sektörünün katma değeri yüzde 4 azaldı.

Takvim etkisinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, 2019 yılı birinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 2,3 azaldı. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, bir önceki çeyreğe göre yüzde 1,3 arttı.”

Türkiye’nin krize gidiş süreçleri daha önceki yazılarımda da bahsettiğim gibi bir kredi döngüsüne bağlıdır. Yukarıdaki veriler de bu iddiamızı desteklemektedir. Türkiye ekonomisi genel olarak iç talebi karşılamaya yönelik üretim yapmaktadır. Bankacılık sektörü kredilerinin genişleme evrelerinde bu kredilerden aslan payı daha çok inşaat ve hizmetler sektörüne gitmekte, özellikle inşaat sektörü yarattığı çarpan etkisiyle toplam harcamaların hızla büyümesine yol açmaktaydı. Tabiî ki, bunun sonucu uzun dönemde hızla artan ithalat ve cari açık, hızla büyüyen dış borç ve nihayetinde döviz krizi gelmekteydi. Kredi genişlemesini kredi daralması takip ediyor ve bu da kriz sürecinin ana itici gücünü oluşturuyordu. Sıralama şöyledir: Kredi arzı genişlemesi inşaat sektörü üretimini, inşaat sektörü üretimi milli gelir artışını, milli gelir artışı da cari açığı tetikler. Kriz döneminde de tam tersi olur. Kredi arzı daralması inşaat sektörü üretiminde küçülmeyi, inşaat sektörü üretiminde küçülme milli gelir azalışını, milli gelir azalışıı da cari açığı tetikler. Eğer krizden çıkış emaresi arıyorsak, inşaat sektöründeki küçülmenin durması gerekir. Ancak hali hazırda inşaat sektörü tam gaz küçülmeye devam ediyor. Bir sonraki büyüme rakamının da bu eğilimle devam edeceği söylenebilir. İnşaat sektörünün güven endeksi ve diğer benzeri aylık endekslere bakılırsa içinde bulunduğumuz ikinci çeyrek –yani Nisan - Mayıs – Haziran ayları- verileri de inşaat sektöründe olumlu bir gelişmenin yakında görülmeyeceğini söylemektedir. Bir ilginç nokta da İmalat Sanayii’dir. Medeni bir toplumda ekonominin belkemiği imalat sanayidir. Bu sektördeki büyüme oranları üç aşağı beş yukarı milli gelirdeki büyümeyi yansıtır. İlk çeyrek büyüme verisi bu açıdan iç açıcı değildir. Ancak hem sanayi üretim endeksi hem de kapasite kullanım oranlarının aylık değerlerine baktığımızda bir toparlanma emaresine rastlanmaktadır. Yani, önümüzde Haziran ve Temmuz aylarında açıklanacak sanayi üretim endeksi aylık artış oranlarına bakarak Eylül ayında açıklanacak ikinci çeyrek büyümesi için bir tahmin geliştirebiliriz.

HARCAMALAR YÖNÜNDEN BÜYÜME ORANLARI

“Yerleşik hanehalklarının ve hanehalkına hizmet eden kar amacı olmayan kuruluşların (HHKOK) toplam nihai tüketim harcamaları, 2019 yılının birinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak yüzde 4,7 azaldı. Devletin nihai tüketim harcamaları yüzde 7,2 artarken gayrisafi sabit sermaye oluşumu yüzde 13 azaldı.

Mal ve hizmet ihracatı, 2019 yılının birinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre zincirleme hacim endeksi olarak yüzde 9,5 artarken ithalatı ise yüzde 28,8 azaldı.”

BEN NEREDE YANILDIM?

Buradan anlaşıldığına göre Türkiye ekonomisinde kriz süreci aynen devam etmektedir. Yılın ilk çeyreğinde, yani Ocak, Şubat ve Mart aylarında seçimler sebebiyle harcamaların olumlu etkileneceğini ve bu çeyrek için büyüme verilerinin daha olumlu gerçekleşeceğini düşünmekteydim. Daha basitçesi, ben 2019 yılının birinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 0 ile -1 arasında bir büyüme oranı bekliyordum. Buna bağlı olarak da krizin W şeklinde olacağını düşünüyordum. Eylül ayında açıklanacak verilerde yeniden yüzde -3,5 düzeyine dönüleceğini tahmin ediyordum. Ama olmadı, yanıldım. Birçok arkadaşımın beklentilerine göre çok daha iyimser olduğum söylenmekteydi ki, bu da doğrulanmış oldu. Ben, en azından hükümetin yaptığı kamu harcamalarının yanı sıra, sağlanan kredi kolaylıkları sebebi ile yatırımlarda bir artış olmasa bile azalmanın yavaşlayacağı beklentisi içinde idim. Bu tutmadı, yatırımlarda çok ciddi bir küçülme gerçekleşti. Bu da kamu harcamalarından kaynaklanan büyüme etkisinin çok üstünde özel yatırımlardan kayaklanan bir küçülme etkisine yol açtı. Krizlerin dip noktasına yakın gerçekleşen iki önemli olgu yatırımların ve ithalatın daralması ile ihracatın artmasıdır. Bugün tamda bunu görmekteyiz. Kredi arzındak artış ve bunun özel yatırımlarda büyüme eğilimini canlandırması ile toparlanma safhası başlayacaktır. Bu ne zaman olur bilinmez ancak, bildiğimiz, şu anda bir toparlanma emaresi görünmemektedir. Bu analizden sonra söyleyeceğimiz şey şudur: Kriz W şeklinde değil ama V veya U şeklinde olacaktır. Hangisi gerçekleşecek, bunu yaşayıp göreceğiz.

BAYRAM VE İZİN 

Önümüz Bayram… Herkesin Ramazan Bayramını kutlarım. Allah memleketimize huzur, barış, refah ve rahatlık versin. Ben de bu bayramda aile ve akraba ziyaretlerini yapacağım. Daha sonra da düğünlerimiz var. O yüzden 14 Haziran 2019 tarihine kadar yazılara kısa bir ara vermek istiyorum. 14 Haziran Cuma günü görüşmek üzere….