ÇAKILMA

90'lı yılların ortasında bir Fransız filmi. Huzursuz gençler ve banliyödeki kayanamalar. Sarı yeleklilerin ayak sesleri mi? Değil. Ama benzer hikaye.

Sert bir film ve güçlü bir anlatım. Aratacaksanız La Haine diye yazın internete, karşınıza çıkar. Elli katlı bir binadan aşağı düşen adam indiği yere doğru hızla çakılırken “Şimdilik her şey yolunda” diyormuş. Filmde geçen bu. Sonrası ise herkesin malumu, hazin bir son. Bir toplumun düşüşü sanatçının penceresinden böyle görünmüş. Sezgilerin şiirsel anlatımla buluşmuş hali.

Geçen günlerde Etiyopya’dan Kenya’ya hareket halindeki bir Boeing uçağı çakıldı. Kurtulan olmadı. Uçak kazaları daha ziyade Rus uçak modellerine mahsustu veya pilotaj hatalarından kaynaklanıyordu. Şimdiyse aynı modelin kırıma uğrayan ikinci uçağından söz ediyoruz. Durum ciddi. Türk Hava Yolları’nın da içinde olduğu birçok havayolu şirketi Boeing’in bu modelinin uçuşlarını ikinci bir duyuruya kadar kaldırdılar. Yerde duran Boeing, çakılandan daha az zarar veriyor. İşin sonu nereye gider bilinmez. 

Etiyopya’ya gidiyoruz. Uçağın içindeki yolcu profili Nuh aleyhisselamın gemisine benziyor. Her milletten insan var. Etiyopyalı ve Kenyalılar uçak yolcularının küçük bir kısmını oluşturuyor. Turistik bir seyahatteler mi? Hayır. Çoğu uluslararası yardım kuruluşlarının çalışanları ve yöneticileri. Afrika’daki yardım faaliyetlerinin merkezi olan iki kilit ülke Etiyopya ve Kenya’da görevli 33 ayrı milletten insan. Buna göre yolcuların 32'si Kenya, 18'i Kanada, dokuzu Etiyopya, sekizi İtalya, sekizi Çin, sekizi ABD, yedisi İngiltere, yedisi Fransa, altısı Mısır, beşi Hollanda, dördü Hindistan, dördü Slovakya, üçü Avusturya, üçü İsveç, üçü Rusya, ikisi Fas, ikisi İspanya, ikisi Polonya ve ikisi İsrail pasaportuyla yolculuk ediyormuş. Uçaktaki diğer milletlerden insanlar da şöyle: Belçika, Endonezya, Somali, Norveç, Sırbistan, Togo, Mozambik, Ruanda, Sudan, Uganda ve Yemen. Sahada hangi milletlerin faaliyet gösterdiğini görmenin yanı sıra insani yardım kuruluşlarının çalışanlarının böyle bir trajediye uğramasını üzüntüyle karşılıyoruz.

Barış getirmesi beklenen dünya sistemini taşıyan uçağın yere çakılması basit mühendislik hatalarıyla izah edilebilir mi bilmiyorum. Pasaportunu taşıdıkları ülkelerin vicdanını temsil eden insani yardımcıların daha fazla yolcu almak için tasarlanmış bir modelin içinde ölüme yolculukları elbette havacılık sisteminin ötesinde dünyanın genel gidişatını da özetliyor. Karlılık temelli, zekayı ve kârı yücelten sistem, içine dünyanın iyi niyetli insanlardan bir kısmını alıp yükseklerden yere çakılıyor.

Etiyopya uçak kazası insanoğlunun yüzüne vurulmuş bir tokat. Dünya sisteminin neden beşten büyük olması gerektiğinin de açık bir ifadesi. Filmleri taklit eden hayatlarımızın içinde hayretimizi kaybetmiş olarak yaşamayı sürdürüyoruz. Sonraki facia haberine kadar gündemi işgal edinceye kadar gündemimizde kalacak. Cemal Kaşıkçı’nın düşüşünü de aynı umarsızlıkla izlememiş miydik tüm dünya olarak?

Ders olacak mı? Hiç sanmıyorum. O Fransız filminde şöyle söyleniyordu: Önemli olan düşüş değil, yere çarpıştır. Paramparça olmuş insanlık bize yere çakıldığımızı gösteriyor.