CENAZEMİZ VARDI BİZİM!

ARZU ERDOĞRAL 29 Oca 2020

Elazığ'da meydana gelen 6.8'lik deprem böyle yaktı yüreğimizi…

Bir tanıdık hüzün…

Hiç değişmeyen ve öncekiler gibi canı derinden acıtan…

İnsanın burnunun direğini sızlatan…

Avazın çıktığı kadar bağırmak ya da usulca susmak istediğin bir zaman…

Ne yaparsan yap seni her yerinden saran buz gibi bir soğukluk bu!

Elazığ’da meydana gelen 6.8'lik deprem böyle yaktı yüreğimizi…

Kayıplarımız, hayata tutunma hikayeleri ve enkazdan beklenen iyi bir haber.

Bir çifti enkazın altından kurtaran Suriyeli Mahmud’un kanayan ellerinden süzülen insanlık ve ona duyulan minnet!

UMKE Gönüllüsü sağlık personeli Emine Kuştepe’nin soğukkanlılığını koruyarak göçük altındaki Azize Çelik ile yaptığı telefon konuşması ve daha niceleri…

Yardımseverliğin zirve yaptığı bir Türkiye fotoğrafı.

Zor günde birbirine kenetlenen insanlar.

Hayata dair çıkarılan dersler.

Hepsini iliklerimizin derinliklerine kadar hissettik.

Ateş hepimizi yaktı.

Bu fotoğrafa yakışmayanlar ise ne kadar kadraja girmeye çalışsa da bunu başaramadı.

Ne Berna Laçin’in deprem sonrası attığı provokatif tweet ne de gazeteci Serdar Akinan'ın, “AFAD yetkilisi enkaz altındaki kadını 1 saat bekletiyor. Erdoğan oraya vardığında çıkartın talimatı veriyor ve kadın Erdoğan'ın yanına getiriliyor.” şeklindeki alçak iddiası bizim hüznümüzün önüne geçemedi.

Çünkü cenazemiz vardı bizim!

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun "İstanbul Belediye Başkanımız, gönderdiği yardımların halka ulaşıp ulaşmadığını gözlemlemek üzere deprem bölgesine gitti" sözleri ile HDP’nin yardımlarımız kabul edilmedi şovu da acımızdan daha büyük değildi.

Çünkü düne kadar yanında olan ve göçük altında kalan kardeşinin ölüm haberini alan Basri Kara'nın gözyaşlarıyla ıslanan vicdanımızın çıkarcılara kapattığı kapının kilidi enkazla birlikte kaybolup gitti.

Kim ne yapmış, neden yapmış, nasıl bir acımasızmış diye soracak bir soru işaretimiz bile olmadı günlerdir!

Yakınlarını kaybedenler için çok zor olsa da evet, biz millet olarak Rabbimize tevekkül ederek, “Allah’tan geldik Allah’a gideceğiz” diyerek yeniden toparlayacağız.

Kolay olmayacak ama yaralarımızı birlikte saracağız.

Birilerinin adam olma ihtimali ise hiç olmayacak.

Onlar birlik olmayı hiç öğrenemeyecek belki.

Acı neden çekilir, kalp niye hüzünlerin bunların hiç birini bilmeyecekler.

Birbirine yardım edebilmenin huzurunu da yaşayamayacaklar.

Oysaki J. K. Rowling’in dediği gibi "Mutluluk, en karanlık zamanlarda bile bulunabilir, eğer sadece ışığı açmayı hatırlarsa.” 

Tüm acımıza rağmen o ışığı hep birlikte açıp kötülüklerin üstünü örterek yolumuza devam ederken gönlünde merhameti yaşatmayanlar hiç anlayamayacak bizlerin neler hissettiğini.

Geriye bir insanlık bir de insan gözükmeye çalışanlar kalacak.

Hep olacak bu.

Ya iyiliğin yanında ya da kötülüğün.