CEREN HOCA'DAN BÜYÜK DERS

Mehtap DEMİR 06 Oca 2019

20 yıldır eğitimciyim, lisede de öğretmen oldum, ilköğretimde de ders verdim…

Uzun yıllardır üniversitede lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencilerimle çalışıyoruz…

Öğrenciler ailemizin bir parçasıdır… Onların derdi bizimdir… Neş’esi bizim…

Kuşaklararası fark, nesilden nesile değişen davranış, ahlak, bilgiye hürmet, bilene saygı dereceleri değişik olmuştur…

Tam bundan ötesi de olmaz artık canım…

Derken…

Ailemizin ferdi, geleceğimiz zannettiğimiz “öğrenci” önce kendini kandırır

Sonra elindeki kirle, tüm ülkeyi, eğitimcileri yandırır…

O halde kurduğumuz “geleceğe” her taraftan bakalım…

Eğitimcinin rolünü ve etkisini azaltan politikamız

Parasıyla, lobi gücüyle, erk eliyle vs. her şeyi yaptıran yapan velimiz,

Kumpas, ölüm, mafya, silah gösteren iletişim araçlarımız,

Ailesine, aşiretine, parasına, dayısına, amcasına güvenen gencimiz…

Hepsi kopya çekiyor… Kocaman bir aldatmaca bu…

Üniversitedeki güvenlik sorusundan önce, silahla okula nasıl girdi demeden önce

Sormamız gereken asıl soru bir beyni sözde hukuk öğrencisini bu hale nasıl getirdik…

Hepimiz Ceren Hoca’nın eşinin metanetli, saygın ve öğüt dolu bilge konuşmasına hayran olduk…

Şimdi sormamız gereken ikinci soru…

Levent ve Ceren gibi beyinlerin, yüreği bu ülkenin iyiliği için çarpan kişilerin…

Kötülüğü yenemeyeceğini anlayınca ülkesini terk etmesi kimin suçu…

Özlü söz der ki;

Başıboşu evine alırsan, bitten kurtulamazsın…

Bizim son zamanlarda yaptığımız budur..

Sistemden, insana liyakat, ahlak, saygı, hayat bilgisi konusunda lakayit gitmemizdir…

Bu umursamazlık Ceren’imize mal oldu..

Hakkını Helal Et Ceren Hoca

***

‘Önce Dilini Düzelt’

Ağzımızdan çıkan söz mühürdür… An’a ses vermenin ötesinde zamandan ve uzamdan bize kadar gelen derin bir mirastır… Naif, dikkatli, özgün, bilge insan olmanın göstergesidir…

Öte yandan… Hemen her gün dilimize yabancılaşıyoruz…

Televizyonlarda, gazetelerde, caddelerde, sokaklarda, mağazalarda Türkçeden uzaklaşmanın örnekleri o kadar çok ki…

Hayatımızın tam da ortasında bizi kimlik sorunun ile başbaşa bırakan ciddi bir durum bu…

Dilimizden uzaklaşma tehdidi…

Birçok alanda şakası, sohbeti yapıldı… Beyaz yakalı denilen çalışan kesimin ya da yeni kuşak gençlerin arasında konuştukları karışık bir dil var artık…

“Center” diyoruz mesela “Merkez”e…

“Provokasyon” diyoruz “Kışkırtmaya”

Rahatlamaya relax olmak, iletişime komünikasyon, başlamaya ise “start almak” diyoruz…

Öyle ki anlık tepkilerimiz bile değişiyor… Bir duruma şaşırdığımızda bile tepkimiz, yabancı sözcüklerle oluyor…

Wauv… Yeap…!

Dilimizi unutmak denilemez ama kirletmek denilir…

Geçtiğimiz günlerde yayımlanan Dünya Ekonomik Forumu’nun “dünyanın en güçlü dilleri” araştırmasında Türkçenin 18. sırada yer alması bu durumun önemli kanıtlarından birisi…

Coğrafya, Ekonomi, İletişim, Bilgi ve Diplomasi alanlarında yapılmış bir çalışma “Dünyanın en güçlü dilleri” …

Buna göre en güçlü dil, İngilizce…

Zira, günlük hayatımızı kuşatan dillerin de başında geliyor ve belki en çok değişime maruz kalan dil…

Yine de dünyanın en güçlü dili olan İngilizceyi, Mandarin Çince’si, Fransızca, İspanyolca, Arapça ve Rusça takip ediyor…

İncelenmesi gereken dikkat çekici bir araştırma…

Uzun uzadıya verileri paylaşmak bir yazı için yorucu olabilir ki konumuz Türkçeye yabancılaşma…

Konfüçyüs’e “bir ülkeyi idare etmeye çağırılsaydınız, ilk iş olarak ne yapardınız?” diye sorulduğunda yanıtı şu olmuştu:

“Önce dili düzeltirdim demiş çünkü dil düzgün olmazsa, kelimeler düşünceyi iyi anlatamaz. Düşünceler iyi ifade edilemezse yapılması gerekenler iyi bir şekilde yapılamaz. Gereken yapılmayınca ahlak ve kültür bozulur. Ahlak ve kültür bozulunca adalet yolunu şaşırır. Adalet yanlış yola saparsa, halk güçsüzlük ve şaşkınlık içine düşer. Ne yapacağını, işin nereye varacağını bilemez. Bu sebeple söylenilen sözü doğru söylemeli. Hiçbir şey dil kadar mühim değildir”

Dünyada Türkçe ve lehçelerini konuşan 250 milyon insan olduğunu belirtelim…

“Dünyanın en güçlü dilleri” araştırması bir daha ne zaman yapılır bilinmez ama Türkçenin önümüzdeki yıllarda listedeki yerini koruyamaması, güçlü dilimizin güçlü tarihimizle ters düşmesi anlamına gelmez mi?

Çünkü;

Dil, ulusu meydana getiren en önemli unsurların başındadır…

Çünkü; dilini koruyamayan, başka dillerin istilasından uzaklaştıramayan uluslar kültürlerini koruyamaz… Başka dilleri bilmek bizi zenginleştirir…

Çünkü; yabancılaşma sadece dille değil, değerlerle yabancılaşma anlamına gelir…

Milli değerlerin daha da fazla sahiplenildiği dönemlerde, öncelikle dilin korunması tam da bu yüzden önemlidir…

 Bu görev hepimizin…