"ÇÖZÜM SÜRECİ" DEĞİL "TRAVMA TEDAVİSİ" GEREKİYOR

Yaşar İÇEN 09 May 2019

İstanbul seçiminin yenilenme kararı sonrasında anında "yeniden çözüm süreci mi başlıyor" söylemleri yayıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan bunu yalanladı. Ağzına, yüreğine sağlık! Olmasın bir daha o görüntüler.

“Türkler ve Kürtler Ortadoğu’nun en önemli ve en vazgeçilmez iki unsuru...”

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Erbil ziyareti sonrasında yazdığım köşe yazımda pek çok önemli detaya değinerek “Türkler ve Kürtler sağlam geçmiş bağlarını daha da geliştirmeli, daha sıkı sarılmalı ki Ortadoğu’da oynanmaya çalışılan tüm oyunlar bozulsun” demiştim.

Sonra “Türkler ve Kürtler hava ve su gibi Ortadoğu’nun temel iki taşı. Unutulmasın ki hava ve su birlikte var olmadığı sürece Kâinatın yeşermesi, umut filizleri vermesi ve devamı sağlanamaz...” diye de eklemiştim.

İstanbul seçiminin yenilenme kararı sonrasında anında “yeniden çözüm süreci mi başlıyor” söylemleri yayıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan bunu yalanladı. Ağzına, yüreğine sağlık! Olmasın bir daha o görüntüler.

O zaman da söyledim yeri gelmişken yeniden söylemek istiyorum; çözüm sürecinde niyet iyi olsa da çizilen yol haritası ve işleyişi çok ama çok yanlıştı!

Kürtler geçmiş yılların travmalarının tedavisini istiyordu aslında... Kültürler arası önyargıları, vebalı muamelesi ile tanımayı reddederek uzaklaşmayı yok etmek gerekiyordu... Terörü, şehitleri, gözü yaşlı anneleri değil yurdumun güzelliklerini konuşmamız gerekiyordu... Kısaca birbirimizi anlamamız gerekiyordu.

Ülkenin birlik beraberliğinin sağlamlaşması niyetiyle ve birilerinin rehberliğinde bir yola çıkılmıştı, fakat ekranlara yansıyan içimizi burkan görüntülerle değildi yapılması gerekenler! Ki şükürler olsun ilerleyen günlerde belki de çok büyük yanlışlardan dönüldü.

Bir kadın yüreğiyle Kürtlerin nabzını alarak “Kardelenler Misali” günlüğünü tutmamım amacı tam da şimdi konuşmaya başladığımız sürecin önceden tahminiydi.

Kürtler geçmişi unutmayı herkesten çok istiyor ve bu konuda tek isim olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı görüyor. Çünkü Erdoğan öncesine kadar Kürtçe konuşamayan, okuyamayan, çocuğuna isim dahi koyamayan, şarkılar söyleyip dinleyemeyen Kürtler bunun istikrarlı ve kalıcı bir şekilde devamını istiyordu. Fakat bu istek siyasilerle oturulan masalarda değil sivillerle olmalıydı. Çocukları sokağa ölüme çağıranlarla değil ruhunda ve bedeninde terörün mağduriyetini yaşayan Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı Kürtlerle olmalıydı...

Kürtler yeni bir çözüm süreci istemiyor! Kürtler geçmişin travmalarını unutturacak samimi dokunuşlar istiyor! Anlayan gözler istiyor! İşiten yürekler istiyor! Tıpkı fesleğenler gibi içten dokunuşlar ile mis gibi kokular saçmak istiyor..

Birbirimize dokunmayı, gönülleri huzurla doldurmayı bilirsek, siz o zaman görün ülkemin fesleğen kokulu günlerini...