DEMİRTAŞ'IN DEVRAN'I YA DA "BARIŞIN KATİLLERİ"Nİ SAVUNMAK

Faruk AKTAŞ 17 Oca 2020

Malum, bu tiyatroyu Selahattin Demirtaş'ın eşi Başak Demirtaş, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun eşi Selvi Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun eşi Dilek İmamoğlu, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ve bazı HDP'lilerle aralarında Kadir İnanır'ın da bulunduğu bazı sanatçılar birlikte izledi.

Cezaevinde tutuklu HDP eski eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın, geçtiğimiz yıl yayımlandıktan bir ay sonra Hollywood yıldızlarının eline tutuşturulan Seher isimli romanını okumadım.

Demirtaş’ın Devran isimli öyküsünü de okumadım.

Bu öykünün Kenter Tiyatrosu’nda sahnelenen tiyatrosunu da izlemedim.  

Okusam, izlesem de en fazla, “beğendim” ya da “beğenmedim” diyebilirim.

 Zira ne bir edebiyatçıyım ne de tiyatro eleştirmeni.

Ancak bu durum, Demirtaş’ın Devran’ı etrafında dönen tartışmalara katılamayacağım anlamına gelmez diye düşünüyorum.

Zira tartışma ne bir roman veya öykü ne de tiyatro tartışması. Tartışma her yönüyle siyasi.

Tartışma, söz konusu öyküden uyarlanan tiyatroyu izleyenlerle başladı.

Malum, bu tiyatroyu Selahattin Demirtaş’ın eşi Başak Demirtaş, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun eşi Selvi Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek İmamoğlu, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ve bazı HDP’lilerle aralarında Kadir İnanır’ın da bulunduğu bazı sanatçılar birlikte izledi.

Hiç birimiz, söz konusu kişilerin, çok beğeneceklerine inandıkları ve merakla bekledikleri bir tiyatroyu izleme heyecanı ile orada bulunduklarını düşünecek kadar saf değiliz.

Şüphesiz bu bir siyasi mesaj.

Yani hep birlikte “Demirtaş’ın arkasındayız” mesajı.

CHP’nin HDP ile ilişkisi yeni bir ilişki değil ama ana muhalefet partisinin Demirtaş ile olan ilişkisinin derin bir aşka tekabül ettiğini de herkes biliyor.

CHP’nin bu aşkının altında yatan en önemli neden, Demirtaş’ın, terör savaşını AK Parti’yi ve Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı iktidardan düşürmeye endeksleyen PKK’nın “ovadaki” sözcüleri olması.

Zira uzun zamandır CHP’nin tüm politikalarının Erdoğan karşıtlığına endekslendiği herkesin malûmu. Bu çerçevede Erdoğan’ı yıpratacağını düşündüğü herkesle, her türlü güçle iş birliği yapmaktan çekinmiyor CHP.

O nedenle CHP, “Seni başkan yaptırmayacağız” sloganı attığından bu yana Demirtaş’a büyük bir aşk besliyor.

İşte CHP yöneticileri ve liderlerinin eşlerinin bu tiyatronun açılışında fotoğraf vermeleri bu aşkın bir tezahürü.

CHP’nin HDP ve dolaylı olarak PKK ile ilişkisini bilen biri olarak fotoğrafın bu bölümünün benim açımdan şaşırtıcı bir tarafı yok.

Üzücü olan, şahsen de büyük değer verdiğim, Türkiye’nin yaşayan en büyük sanatçılarından birisi olan Kadir İnanır’ın da o karede yer alması.

PKK ve siyasi uzantıları her dönem toplumun önemli isimlerini siyasi hesaplarına alet etmeye çabalamışlardır.

Kadir İnanır’ın istemeden de olsa onların bu hesaplarına alet olduğunu düşünüyorum.

Kadir İnanır tiyatro sonrası gazetecilerin soruları üzerine, kendisini buraya getiren temel motivasyonun “barış” olduğunu söylemiş.

İnanır’ın bu niyetinden zerre kadar kuşku duymuyorum.

Ancak Kadir İnanır’ın tiyatrosunu izlediği Selahattin Demirtaş’a arka çıkarak kendisiyle ters düştüğünü düşünüyorum.

Zira Demirtaş, barışı değil, savaşı ve terörü temsil eden bir figür.

Demirtaş’ın yargılanmakta olduğu davalarıyla ilgili hukuki süreci etkileme arzusunda değilim.

O davalarıyla ilgili karar yargıyı ilgilendirir.

Ancak şahsen Türkiye’nin ve Türkiye’de yaşayan Kürtler dâhil tüm kesimlerin barış, huzur ve kardeşlik içinde yaşamaları için cumhuriyet tarihinin en büyük barış projelerinden biri olarak gördüğüm, Kadir İnanır’ın da Akil İnsanlar Heyeti içinde yer alarak büyük katkı ve destek verdiği çözüm sürecinin altına dinamit koyan en önemli isimlerden birinin Selahattin Demirtaş olduğunu düşünüyorum.

Çözüm sürecinin başından bu yana PKK içinde “şahinler” ve “güvercinler” çekişmesi olmuş, bir süre sonra Cemil Bayık ve Bese Hozat’ın başını çektiği “şahin” kanat PKK’da ipleri eline almış, Demirtaş da aynı süreçte HDP’nin başına getirilmişti.

Toplumun büyük kesiminin büyük umutlarla destek verdiği o barış süreci bunlar tarafından akamete uğratıldı.

Dolayısıyla Kadir İnanır dâhil, yüreğinde “barış” meşalesi yanan her bireyin, Demirtaş’a arka çıkması değil, Demirtaş dâhil “barışı”n tüm katillerini tel’in etmeleri gerekir.