DERDİMİ UMMANA DÖKTÜM!

Fehmi KETENCİ 18 Eki 2021

Bizim ev, mantolamalı olduğundan mıdır, ısıtma yönünden kışın sıcak, yazın ise serin.

      Ege’de Akdeniz kıyılarında birçok yerde henüz memleketlerine dönmeyen turist konuklarımızın hala denize girdikleri bu dönemde biz İstanbullular neredeyse kaloriferlerimizi yakacağız. Havalar soğudu. Çevremde birçok arkadaşımdan duyduklarıma göre, kaloriferlerini akşamın belli saatlerde yakmaya başladılar bile.

      Bizim ev, mantolamalı olduğundan mıdır, ısıtma yönünden kışın sıcak, yazın ise serin. Bazı geceler oldukça serin olmasına rağmen henüz kombimizi harekete geçirmedik, şimdilik üzerimize uzun kollu giyecekler giyerek idare ediyoruz.

      Görünen o ki, bu kış oldukça sert geçecek ve doğalgaz faturaları uykularımızı iyice kaçıracak. Kaloriferleri yakarken oldukça tasarruf etmek zorunda kalacağımız için derin uykudaki gecelerimiz kopuk kopuk olabilir. Uykuya dalıp uykudayken soğuktan donmamak için, battaniyelere sıkıca sarılarak soğuklarda geceleri sabaha eklediğimiz olacak gibi.

     Konuyu kıştan açmışken, daha Ekim’in yarısını yeni geçmişken, geceleri iyice hissedilmeye başlanılan soğuklar, günlerin büyük bölümünün kapalı geçtiği, yedi tepeli İstanbul’un, bazı tepelerinde nöbetleşe kendini gösteren yağışlar ve serin rüzgarın eşliğinde giderek hissedilir soğuk havalar sere serpe artık. Kışın kapıya dayanması ve kaloriferlerin yanmasıyla, habersizce, ne zaman, ne kadar zamlanacağı bilinmeyen doğalgazın faturalara nasıl yansıyacağını düşünmek bile istemiyorum.

      Bu sıralar, geçtiğimiz yıl kış aylarında eve gelen doğalgaz faturalarımızı bir ara gözden geçirmek geldi içimden. Baktım balktım, keşke bakmaz olaydım. Geçtiğimiz yıl kış aylarında gelen doğalgaz faturalarımda 450-550 TL aralığında rakamlar yazılıydı. Sanki hidroelektrik santrali çalıştırdık! Geçen kış aylarından bugüne, doğalgaz ve elektrike gelen zamların faturalar yansımasın nasıl bir travma yaratacağını, canların, ceplerin nasıl yanacağını düşünemiyorum bile.

      Anladım ki; bizi kimse düşünmüyor. Bazı yetkililerin doğalgaz zamları konusunda söylediklerini duyunca, endişelendim, bu kaygımdan çok daha emin oldum. Faturalar gelmeden, kara kara düşünmeye başladım çoktan. Öyle ya, onlara göre; “ufak ufak” diye nitelendirilen ve “zorunluluktan Avrupa’daki gibi ufak ayarlamalar” diye adlandırılan

o zamların nelere malolabileceğini, hele hele, bu salgın ortamında üzerimize iyice çöreklenen pandemi ve mutasyona uğrayarak bizimle dalga geçen, adına bilmem kaçıncı varyantlar denilen, virüs salgınının iyice yerleştiği bu ortamda, soğuktan üşütüp grip olmaya bile korkan bir toplum olduk. Şimdi de, canımıza tak eden peşi sıra doğalgaz, elektrik zamlarının yaratacağı psikolojik çaresizliğin tutsağı durumundayız. Bu şartlarda, bu kışı nasıl çıkarırız bilemiyoruz.

      Ben, henüz o kadar kötü durumda mıyım, bilemiyorum. Ama, çevrmde yaşayanların birçoğundan “uykumda, aklıma geldikçe, doğalgaz ve elektrik faturalarını sayıkladığım, sayıklarken de, ürpererek uykudan uyandığım gecelerim oluyor” diyenlere rastlıyorum.

      Günlük yaşamımızı sürdürebilmek için, iyice darboğazda olduğumuz, temel tüketim ihtiyaçlarımız ve mutfak giderlerimizde ölçüsünü takip edemediğimiz, bütçemizle asla denkleştiremediğimiz, iyice kontrolden çıkan o zamları unuttuk bile.

      Doğalgaz zam karabasanından söz ederken, kardeş kardeşe hareket eden, aslında iyice kontrolden çıkan elektrik zamlarını unuttuk sanmayın. Kışın özellikle kombilerle birlikte, nerdeyse, iki misline yakın oranlarıyla zamlanan elektrik faturalarını düşünecek halimiz hiç kalmadı. Geçtiğimiz kış 400-450 civarıdaki elektrik faturalarının zamlarıyla neyi göstereceğini düşünmek bile istemiyorum. Ama, bu kışa girmeden, elektrik tesisatımı mutlaka kontrol ettirmeyi düşünüyorum. Sanki küçük bir atölye çalıştırıyor gibiyim veya kaçağa mı bağlandık ne!. İlk fırsatta faturalardaki yasal olmayan kesintiler için yasal yollara başvuracağımı da söylemeliyim.

      Görünen o ki, çivi çiviyi sökecek. Doğalgaz ve elektrik zamları sayesinde temel tüketim ve mutfak ihtiyaçlarımıza yansıyan, iyice oynaklaşan günlük zamların unutulması etkisinin hissedilmemesi için uygulanan gizemli bir yöntem.

      Bu zam meselesini ben çözemedim. Bunu da iyi bilen ekonomistlerimiz bizlere anlayabileceğimiz şekilde anlatırlar artık.

      Aklıma bir şarkının ilk sözleri geldi;

      “Derdimi ummana döktüm, asumana inledim”