DERİNLİĞİ İÇİNE ÇEKİYOR…

Aslı SERTDEMİR 25 May 2019

İslam aleminin en büyük düşünürlerinden birisi olan Mevlana Celaleddin Rumi yalnızca ülkemizde değil, dünya çapında da büyük nam sahibi.

Öyle ki Mevlana sözleri dünyaca ünlü yıldızlar tarafından sosyal medya hesaplarından sıkça paylaşılıyor. Rumi sözlerini en sık paylaşanlardan biri Jennifer Lopez. Gwyneth Paltrow, Madonna, Chris Martin, Pink gibi ünlü isimler de Mevlana etkisi altında. Yabancı ülkelerde Rumi olarak bilinen Mevlana’nın şiirleri ABD’de 2 milyondan fazla satmış. Bu şiirler için “Derinliği ünlüleri içine çekiyor’’ yorumu yapılıyormuş. Bazıları için durum daha derin olmalı ki Beyonce çocuklarına Mevlana’nın isimleri olan Rumi ve Sir isimlerini koymuş. Ayrıca son çıkan haberlere göre Beyonce Mevlana’nın hayatını anlatan bir belgesel çekmeye hazırlanıyormuş. Coachella Festivali'nde kazandığı 60 milyon doları da bu belgesel için harcayacakmış. Bir ara yapımcı Stephen Joel Brown da Rumi’nin filmini çekeceği haberleri çıkmıştı. Şu an film hangi aşamada bilgim yok. Tabi ki bu haberleri okudukça mutlu oluyorum. Diğer bir taraftan da asabım bozuluyor. Böyle bir ismi Hollywood’tan önce biz yapmalıyız. Hatta çoktan yapmalıydık. Bu işi Amerikalılara kaptırmak bizim için büyük ayıp. 

 Bir devrin sonu

Kış ha geldi ha gelecek diye yıllarca bekledik. Sonunda geldi. Game of Thrones 12 Mayıs’ta sabaha karşı yayınlanan son bölümü ile bize veda etti. Şimdi eee bize ne demeyin! GOT’un dünya genelinde ki ben gibi müptelaları için bu tarihi bir olaydı. Az değil, 9 yıl o kış nasıl gelecek diye yatıp kalktık. Düşünün, dizi başladığında kundakta bebek olanlar büyüdü de okuma yazma öğrendi. Dizimiz bitti bitmesine de ardından bir dolu eleştiri yapıldı. Büyük bir çoğunluk dizinin finalini beğenmedi. Hatta durumu bir üst seviyeye taşıyıp imza falan toplandı. En son baktığımda 220 bini geçen imzalar, dizi finalinin tekrar çekilmesi içindi. Açıkçası ben de hiç akıllarda olmayan bir son bekliyordum. Şanına yakışır daha sansasyonel bir son olmalıydı. Dizideki en şaşalı karakterler ya öldü ya sürüldü. Hiç olmaz denen isim 7 krallığın tacını aldı. Bizim sinsi suratsız namı değer 3 gözlü kuzgun Brandon Stark. “Biz şok! Düşünüyorum düşünüyorum öyle bir diziye, neden böyle bir son? Hayranı olduğum Game of Thrones’ın yaratıcısı George RR. Martin’i de aklamam lazım. Zaten adam nasıl bir son yazarsa yazsın herkesi mutlu edemeyecekti. Şaka değil kriz çıkaracak fanatik Cercei, Targeryan, Jon Snow’cuları falan var. Şimdi ben diyorum ki Martin bu fanatiklerin arasında kalmaktansa tacı dizinin en antipatik ve sönük karakterine verelim gitsin demiş. Suya sabuna dokunmadan!                                          

Güzaf!

Beyin aktivitelerimi tamamen dondurmuş, koltuğumun popo çukuru yaptığı yerde boylu boyunca uzanıyorum. Nasıl rahatım, resmen yattığım yerden meditasyon yapıyorum. Miskinlikten öleceğim. Bu hal benim gibi evhamlı ve ekstra endişeleri olan biri için ömürde üç bilemedin beş defa rastlanacak bir durum. İlla rahatım bozulacak ya geldi yine aklıma keyfimi bozacak bir şey. Üstünden bunca zaman geçti niye aklıma düştü bu olay.  Şeytan dürttü işte. Şu dünyada iki dakika rahat yüzü yok bana. Sanki olay dün olmuş gibi öfke doluyum. Masanın etrafında tur atmaya başladım ki bu en üst seviye. Hani kendime yakıştırsam açıp telefonu boca edeceğim ağzımı ulu orta. “Derin nefesler al Aslı. Ağızdan al, burundan ver! Al, veeer.’’ Sakinleştirdim kendimi güç bela. Hala normal seviyede nefes alamasam da sordum kendime sen affetmiştin ne oldu Aslı? Yüzleşmedin mi? “Affetmek özgürlüktür. Seni affediyor ve kendimi özgür bırakıyorum.” diye 1574 kez ritüeller yapmadın mı? Peki şimdi ne oldu da dert arandım? İşin aslı astarı neydi? Hiç unutmamıştım! Affetmek yetmiyormuş tek başına. Silmeden hafızadan ne kendimi ne onu azat edemiyormuşum…