WebKizilAyMasthead
KizilayMobil20Ekim


DOĞU AKDENİZ BAĞLAMINDA MERKEL'İ PLATON'LA OKUMAK

Avrupa Birliği'nin değerlerinin Hristiyanlık, Roma Hukuku ve eski Yunan Felsefesi olmak üzere bu üç saç ayağı üzerinde yükseldiği söylenebilir.

Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, Türkiye’ye gelmeden önce Yunanistan’a uğramış ve burada, “Avrupa Birliği ve Almanya’nın, Doğu Akdeniz’de Türkiye ile kriz yaşayan Yunanistan’ın yanında” olduğuna işaret etmişti. Heiko Maas’ın ardından Merkel de, "Tüm Avrupa Birliği ülkelerinin Yunanistan'ı desteklemekle yükümlü" olduğunu açıkladı. Söz konusu açıklamaları yan yana koyduğumuzda Türkiye ile Yunanistan arasında Doğu Akdeniz bağlamında yaşanan gerginlikte Almanya’nın Yunanistan’dan yana saf tuttuğu söylenebilir. Öyleyse biz de söz konusu Alman politikacıların bu yaklaşımını eski “Yunan” filozoflarından Platon’la birlikte okumaya çalışalım.

Avrupa Birliği’nin değerlerinin Hristiyanlık, Roma Hukuku ve eski Yunan Felsefesi olmak üzere bu üç saç ayağı üzerinde yükseldiği söylenebilir. Eski Yunan Felsefesinden söz ederken Sokrates’i, Platon’u ve Aristoteles’i anmadan geçemeyiz. Platon deyince de eserlerinden Sokrates’in Savunması düşünce tarihinin başyapıtları arasında yer alır. Platon söz konusu yapıtında hem dostu hem de hocası olan Sokrates’i yargılayan ve ölümüne hükmeden mahkemenin temel aldığı çoğunlukçu adalet kavrayışını eleştirir. Sokrates mahkemede az bir farkla suçlu bulunmuştur. Platon yapıtında yargıç sayısından ya da oy sayısından söz etmez ancak Sokrates’in 30 oy daha almış olsa suçsuz bulunacağını belirtir. Sonuçta çoğunlukçu kavrayışın bir sonucu olarak her ne kadar mahkeme Sokrates’i ölüme mahkûm eden hükümle sözde yasaya uygun bir karar almış olsa da, bu karar açıkça adalete değil, olsa olsa iktidara uygundur. Diğer bir ifadeyle çoğunluğun kararı adaletin (dikaiosyne), doğruluk (aletheia) ile bağını koparırken keyfiliğin önünü açar. Oysaki Platon’un Sokrates’in Savunması’nda dile getirdiği bağlamda adalet, keyfiliğe göre değil idealara göre hüküm vermeyi gerektirir. Öte yanda Platon bir diğer yapıtı olan Devlet’in 1. kitabında adaleti, “her birine borçlu olunanını vermek”, olarak tanımlar. Romalı hukukçu Ulphio da Platonla benzer bir kavrayışla, adaleti “herkese payına düşeni vermek konusunda sürekli olarak ve sonsuz şekilde çaba harcamak” olarak tanımlar. Öyle görünüyor ki günümüzde Heiko Maas ve Merkel gibi Alman politikacılar AB üyesi ülkelerin Yunanistan’ın tezlerini desteklemesi gerektiğine işaret ederken adaletin ölçütü olarak çoğunluğun görüşünü temel almaktalar. Yani ne kadar çok sayıda Avrupa Birliği üyesi ülke Yunanistan’ı desteklerse Yunanistan haklı olmuş olacak. O halde söz konusu politikacıların Avrupa Birliği’nin kurucu değerlerinin çıkış noktasını oluşturan eski Yunan Felsefesi ve Roma Hukukuna yabancılaştıkları ileri sürülebilir. Alman politikacılara Doğu Akdeniz'de en uzun kıyı şeridine sahip olan (1792 kilometre) Türkiye ile Doğu Akdeniz’de kıyısı olmayan ama maksimalist iddialarla Türkiye’nin kıta sahanlığının olası münhasır ekonomik bölgesine tecavüz eden Yunanistan’ın tezlerini adaletin terazisine koyduklarında aynı zamanda Platon’un öğrencisi olan Aristoteles’in hakkaniyet olarak adalet ilkesine bir daha göz atmalarını salık veririz.