Üsküdar 320x100


DOLAR 10 TL'YE GİDER Mİ?

Bir hafta da neler oldu, neler…

Akademik işlerin yoğunluğundan dolayı bir hafta yazı yazmadım. Bir hafta da neler oldu, neler… Bizim memlekette bir hafta havadisleri takip etmezseniz olaylardan koparsınız. Hani çok tekrar edilen bir söz var: “İskandinav ülkelerinde bir yılda gerçekleşmeyen olaylar bizde bir günde gerçekleşiyor.” Haliyle bu, belirsizliğin yüksek olduğu bir siyasi ve iktisadi ortamın sonucu… Bazen diyorum ki, acaba millet olarak biz, böyle hareketli ve belirsizliğin yüksek olduğu bir hayatı mı tercih ediyoruz? Damarlarımızda dolaşan akıncı atalarımızın macera tutkusu mu bizi esir almış? Bu konuları sosyal psikolog ve sosyologların araştırması gerekir… Biz konumuza dönelim…

Konumuz Doların 10 TL’ye çıkıp çıkmayacağı… Hemen söyleyeyim: Mevcut iktisat politikasında radikal bir değişim olmazsa, örneğin Merkez Bankası politika faizini yüzde 10 indirmezse Doların 10 TL’ye 2021 yılı içinde gitmesi mümkün değildir. Politika değişmediği müddetçe 2021 sene sonunda, en kötü ihtimalle Dolar kuru 8,7 TL olur. “Hocam, amma yaptınız ha! Pazartesi Dolar kuru 8,5’TL’yı zorladı. Sene sonu garanti 10 TL’dır!”, diyorsanız hemen cevabı yapıştırayım: Tabii ki, Türkiye’de fikir ve inanç özgürlüğü var. İsteyen istediği şeye inanır, isterseniz Doların sene sonu 20 TL’ye çıkacağına da inanabilirsiniz. Hatta bu inanç doğrultusunda, elinizde avucunuzda ne varsa satıp dolara çevirebilirsiniz. Sonuçta kaybedeceğiniz paralar benim değil, sizin paranız. Ancak ben bugün size geçen hafta sonunda başlayan döviz fiyatlarındaki finansal balonu anlatayım. Öncelikle de Sayın Naci Ağbal hakkında bir çift kelâm edeyim.

MERKEZ BANKASI BAŞKANI NACİ AĞBAL

Ben Naci Ağbal’ı Maliye Bakanı olduğu dönemde aşırı muhafazakâr olduğu ve maliye sistemimizdeki yapısal sorunları (vergi gelirleri içinde dolaylı vergilerin yüksek payı ve yüzde 40’lara varan kayıt dışı ekonomi) değiştirmeye yönelik hiç adım atmadığı için çok sempatik bulmazdım. O görevinde, temel vazifesinin devletin kısa dönemli finansmanı sağlayacak kaynakları bulmak olarak tanımlıyordu. Ancak teknik müktesebatının yüksek olduğu ve devlet umuru görmüş bir maliyeci olduğu da şüphesizdi. Merkez Bankası Başkanlığı döneminde ise, onu ekonomi yönetiminde son zamanlarda gelmiş en tutarlı ve en başarılı yetkili olduğunu düşünüyorum. Zannedersem piyasaların ortak kanaati de benimle aynı yönde… Sayın Naci Ağbal’a kendi adıma teşekkürlerimi iletir ve bundan sonraki hayatında mutluluklar dilerim… 

DÖVİZ FİYATLARININ TEMEL VE SPEKÜLÂTİF DEĞERİ

Her menkul kıymette olduğu gibi döviz piyasalarında da iki bileşen vardır: Temel arz ve talep bileşenleri ile spekülâtif arz ve talep bileşenleri. Temel arz bileşeni mal ve hizmet ihracatı, temel talep bileşeni de mal ve hizmet ithalatıdır. Bunlara bir de dış borç ödemelerini dahil edersiniz. Yıl içinde Nisan, Haziran ve Eylül aylarında ama özellikle yıl sonunda Aralık ayında, döviz kurları, bu temel arz ve talep bileşenlerini eşitleyecek düzeye doğru hareket ederler. İşte döviz piyasasında temel arz ve talep bileşenlerini eşitleyen bu fiyata “temel değer – intrinsic value” ya da başka bir deyişle “makro ekonomik denge kuru” adı verilir.

Ancak bir de spekülâtif bileşen vardır ki, bu piyasa oyuncularının ithalat amacıyla döviz talebi veya ihracat yolu ile döviz arzından farklı olarak, kısa dönemde döviz alıp – satıp aradaki farktan kâr etme amacıyla yaptıkları döviz işlemlerini içerir. Özellikle yurt dışında büyük paraları yönlendiren fon sahipleri bu işlemlerden mes’uldür. Spekülâtif işlemlere de spekülasyon adı verilir. Spekülasyonun genel kuralı şudur: “Ucuz olduğunu tahmin ettiğin anda al ve pahalı olduğunu tahmin ettiğin anda sat!”

BİR SPEKÜLASYON ÖRNEĞİ

Örneğin bana yukarıdaki soruyu yönelten arkadaşımız Nisan sonunda doların 10 TL olacağını beklemektedir. Bu durumda bugünden 34 gün sonra Dolar 7,9 TL’den 10 TL’ye çıkacaktır. Bu arkadaşımızın kafasında / gönlünde oluşan tahmini fiyattır. Faiz ortalama yüzde 20 olduğuna göre bugün piyasadan 10.000 Dolar satın almak için bankadan 79.000 TL kredi çeker. Nisan sonunda bu 10.000 Doları piyasada 10 TL’den satacağını ve 100.000 TL kazanacağını düşünür. Yıllık yüzde 20 oranından 79.000 TL’nin  34 günlük faizi 1372 TL’dir. Böylece bankaya Nisan sonunda 80.372 TL öder ve elinde (100.000TL  – 80.372 TL= 19628 TL) kâr elde eder. Tabiî ki, bu Dolar Nisan sonunda 10 TL’ye çıkar demek değildir. Sadece bu arkadaşımız bir spekülasyon yapmıştır ve bu spekülasyonda, büyük ihtimalle, zarar edecektir. Bu arkadaşın bu işlemden zarar etmemesi için, yani en azından sıfır kârla bu işlemi kapatılması için Nisan sonunda Dolar fiyatının en az 9,83 olması gerekir. Bu da pek mümkün değildir. Kısacası spekülâsyon yapmak için temel değere bakılmaz. Tıpkı bahis veya atyarışı oynar gibi, bir nevi kumar oynarsınız. Geleceğe yönelik hangi atın kazanacağını tahmin eder gibi kur tahmini yaparsınız. Kazanır veya kaybedersiniz.

Piyasanın genelinde piyasa oyuncularının kafalarında çoğunlukla o günkü güncel haberlere bağlı olarak bir beklenen değer (tahmini dolar fiyatı) oluşur. Bu fiyatın, yukarıdaki örnekte olduğu gibi, temel değer – denge kuruyla bir alâkası yoktur.

SPEKÜLÂTİF BALONUN TANIMI

Herhangi bir menkul kıymet piyasasında güncel fiyatın beklenen değer ile pozitif ve faiz ile negatif ilişki içinde olduğu bilinir. Eğer bir menkul kıymetin güncel fiyatı bir anda kendi temel değerinin üstüne çıkar ve belli bir müddet hızla yükselirse, bunun sebebi, ya faizlerde ani bir düşüş ya da beklenen değerde ani bir artıştır. Böylece bir balon oluşur. Ancak temel değer olduğu yerde durmaktadır. Döviz piyasaları özelinde Nisan, Haziran, Eylül ve Aralık aylarında bu fiyatlar tekrar temel değere dönerler. Ancak döviz fiyatlarında bir balon, sadece bu yüzden, üç ay sürmek zorunda değildir. Beklenen değeri düşürecek herhangi bir haber veya gelişme balonun patlamasına ve fiyatların birden temel değere inmesine yol açar.

PAZARTESİ GÜNÜ NE OLDU?        

Merkez Bankası Başkanı’nın aniden görevden alınması her ülkede döviz fiyatlarının beklenen değerini etkiler. Hele ülke milli gelirinin yüzde 50’sinin üstünde dış borca sahipse, bu borcun yarısı da kısa vadede ödenmek zorundaysa, bir de yeni gelen Merkez Bankası Başkanı genişletici para / düşük faiz politikası savunuyorsa, oyuncuların kafasında yukarıda örneğini verdiğimiz türden beklentilerin oluşması kaçınılmazdır. Pazartesi günü tam da bu oldu. Asya piyasalarında Dolar 8,40’ları zorladı, gün içinde Türkiye’de piyasalar açıldığında 7,70’lere kadar geriledi ve bu satırların yazıldığı anda da (25 MART 2021 16:36) 7,98 TL civarındaydı. Bu tamamen Merkez Bankası Başkanı’nın değişmesinin yol açtığı spekülatif beklentilere bağlı bir fiyat artışıdır. 2020’den bu yana Türkiye’nin dış ticaret yapısında bir değişim, üretim kapasitesinde bir değişim yoktur. Bu yüzden de temel değerde bir değişim de olamaz.   

Bir balonun oluşması için sadece beklenen fiyatın yükselmesi veya faizin düşmesi yeterli değildir. Aynı zamanda oyuncuların panik halinde ve büyük hacimlerde alım yapmaları da gereklidir. Yani bireysel akılcı davranışların yerini sürü psikolojisinin öngörülemez davranışları alır. Ancak dediğimiz gibi temel değer bir çıpa gibi yerinde durmaktadır. İnsanların sürü psikolojisiyle davranışları ekonominin gerçekleriyle sınırlıdır. Er geç bu balon da patlayacak ve Nisan ayında dolar kendi temel değeri olan 7,70 civarında karar kılacaktır.

Pekiyi biz ne yapalım? Her şeyden önce sakin olun. Amiyane tabirle “dolmuşa binip” dolara hücum etmeyin. Bekleyin, panik hali ortadan kalksın, önümüzü görelim, ondan sonra kararınızı verirsiniz. Ancak Merkez Bankası ciddi bir politika değişikliğine giderse, o zaman, bu sefer teme değer de değişecektir.

Hayırlı Cumalar…