DOSTLUK ÜZERİNE

Recep GARİP 22 Nis 2022

Dostluk ve dostluklar üzerine ne zaman yazacak ve konuşacak olsak rahmetli Fethi Gemuhluoğlu'nu hatırlamadan olmuyor.

"Mü’minler, sakın mü’minleri bırakıp da kâfirleri dost edinmesinler. Kim böyle yaparsa, artık onun Allah ile irtibatı tamâmen kopmuş olur..." Ali İmran süresi ayet 28

Dostluk ve dostluklar üzerine ne zaman yazacak ve konuşacak olsak rahmetli Fethi Gemuhluoğlu'nu hatırlamadan olmuyor. "Dostluk, pekey demekle başlar" diyen M. Zahit Kotku Hazretlerini de rahmet ve şükranla yad edelim. Dostlukların ebed yolculuğuna bu dünyada başladıkları bilinir ve ülkemizde bu babtan kavileşmiş ve kavilleşmiş dostluklar için "ahiretlik" ibaresi kullanılır. Özellikle belli yaşı geçmiş olanların birbirlerini "ahiretliğim" diye ifade edişleri, bu dünyada dostluğun ahiret yurdunda yani cennette de devam netmesi gerektiği istenir. Öylesine imrenilir dostluklardır ki cennette de birlikte olmak için kavilleşilmiştir burada. 

Mahalle komşulukları, aynı sokakta, aynı binada birbirine sır ve sırt veren buna benzer dostluklar bugün de cemiyetimizde elbette mevcuttur. Böyle rahmet ve bereket günlerinde bahar coşkusuyla birbirini arayıp hal hatır etmek, ziyaretlerine gitmek, selamı artırmak, küslüklerden vaz geçmek, bir tas çorba, bir bardak su, bir tebessüm ikram etmeyi ihmal etmemek, büyükleri-hastaları ziyaret etmek, sıklıkla helâlleşmek de önem arz eder. Bu aynıyla hem insani hem de imani vazifelerimizdendir.

Bir dostumuz şöyle naklediyor; "Ömer Nasuhi Bilmen’in Büyük İslam İlmihali’ni okurken, şu hadis-i şerifle karşılaştım: "Eski dostluğu devam ettirmek, imandandır." "Dostlukta kıdem esastır" nasihati gereğince, hemen üç kadim dostumu aradım ve Peygamber (sav) Efendimizin bu mübârek sözünü onlarla paylaştım." Evet arayıp soralım, hal hatır edelim, seslerimizi duyuralım. İmkanımız varsa kalkıp ziyaretlerine mutlaka gidelim. Mesajlardan daha önemlisi sesini duymak, yüzünü görmek, hal hatır etmek dostluğun, kardeşliğin güçlenmesine vesile olur. Aynı zamanda dostun dostu ziyareti dua niteliğindedir.

"İslam’a göre, dostluk, bir nasip meselesidir. Şununla dost olayım deyip dost olamazsınız. Dostluk, yürürken belirginleşen bir durumdur. Katlandığımız değil, razı olduğumuz insanlar dostlarımızdır. "Önce refîk, sonra tarîk" denilerek, yola çıkacağımız insanları dikkatli seçmemiz tembihlenir dergâhlarda, sohbetlerde.  Bilinmelidir ki insanı yol değil, yol arkadaşları, yoldaşları yorar. Yola çıkacağımız insanları yüzde yüz isabetle seçme şansımız ise maalesef yoktur. Çünkü bu seçimi veya elemeyi, esas itibariyle yapacak olan bizler değiliz, yoldur, yolculuktur, yoldaşlıktır. Buradaki en önemli olan "ülfet olunmayanda hayır yoktur" sırrına ulaşmaktır. Yanımızdakinin dostumuz olup olmadığı, yolculuk esnasında, alış verişte, borç verip almada, sözünün eri olup olmadığında, emanete sahip çıkıp çıkmadığında ortaya çıkar. Özellikle siyasette, ticarette, makam paylaşımlarında bu yürüyüşlerin büyük bir kısmı hüsranla sonuçlanır. Hemen hemen her gün tecrübelerimizle bunu yaşarız. Öyle sözler verilir ki mezara kadar denilen sözler pazara kadar bile sürmeden biter. Kapitalizmin yok ettiği kardeşliğimizi, dostluğumuzu yeniden derleyip toparlamaya mecburuz. Cemiyetimizi ihya edecek en önemli unsur birbirine güvenen bir toplumun ihyasıdır. 

Tanıdığımızı sandığımız insanları tanıyamamış olmanın üzüntüsü ve şaşkınlığı bizi, yolculuktan daha fazla yorar. Kırk yıldır birlikte olmuş olsak bile, bir insanı ne kadar tanıyabiliriz sorusu gelip yüreğimize oturur. Şöyle söylendiğini az çok bilirsiniz; rakamlar maddiyatı, harfler ise maneviyatı temsil eder. Dolayısıyla, rakamlar-hesaplar üzerinden sahici bir dostluk oluşmaz, sadece ortaklıklar kurulur. Rakam ile harfi toplamaya kalkışırsanız, bu işlem sizi Nurettin Topçu’nun şu sözüne götürür: "Menfaat, yaşamak, ahlak ise yaşatmak ister." 

Kadim bir dostluğun oluşabilmesi için zorluklara, yokluklara ve imtihanlara ihtiyaç vardır. Asıl marifet, bahar aylarında, yaz mevsimlerinde değil, kışta, zor günlerde, yoksul zamanlarda katlanabilmektir. Demek istediğim, iyi gün dostu olmak kolaydır, aslolanın kötü günde dost olabilmek-kalabilmektir.

Kardeşlik akdi, aynı annenin-babanın evlatları olmakla birlikte İslamın kardeş kıldığı kardeşlik bağının azımsanmayacak gücünü her birimiz yaşayarak öğreniriz. Din kardeşliği yeri gelir kan bağından daha güçlü olur. Üç günlük dünya hayatında hayatı çarçur etmenin bir anlamı yoktur. Kardeşlik sözü, insanı ahirete götürür. Hem bu dünya tanıklığı hem de ahiret şahitliğidir. Verilen söze riayet dostluğun ve kardeşliğin bir gereğidir. Dünya vesvesesi alaveredalaveresi sizin istikametinizi bozmasın. Kırk yıllık dostluklar üç kuruşluk çıkarlar uğrunda heba edilmesin. Hesabi değil hasbi-sahici dostluklar için fedakarlık yapıp, özen gösterelim. Vefalı olmanın yolunu ve yordamını kaybetmeyelim. Bazı dostlukları kırıcı, kıyıcı ve ifşa edici yollarla heba etmeyelim. Dostluklar ifşa etmeyi, fitneye sebep olmayı değil örtmeyi, kapatmayı, katlanmayı gerektirir. Dostun sırrını saklamak, ayıplarını, kusurlarını örtmek, hayrını ve iyiliğini istemek, hüznüyle mahzun, sevinciyle mutlu olmaktır. 

 

Aşık Veysel ne güzel ifade ediyor;

" Dost dost diye nicesine sarıldım

Benim sadık yârim kara topraktır

Beyhude dolandım ey yâr boşa yoruldum

Benim sadık yârim kara topraktır"

 

www.recepgarip.com