DÜNYA BIÇAK SIRTI İKEN BİR ŞİİR DE YÜREĞİMİZE GELSİN

Yaşar İÇEN 11 May 2020

Uzun zamandır edebiyata dair cümlelere yer veremiyordum yazılarımda. Bugüne kısmetmiş deyip üç beş cümleyle merhaba diyorum tüm insan dolu yüreklere...

Bakışlarında beni dinlendiren bir tılsım var...

Kıyısındaymışım gibi en sakin denizlerin,
En uçsuz bucaksız ovaların,
En cennete yakın duaların
Ve yüzüme, ruhuma dokunan en SEN kokulu rüzgarların...
Dedim ya; bakışlarında bir tılsım var...
İşte o bakışlarda kaybolmayı
Kayboldukça sana karışmayı,
Oradan da yüreğine akmayı seviyorum...
Yüreğine akıp tüm damarlarına sızmayı,
Sızdıkça her zerrene iltica etmeyi seviyorum...
Dedim ya bakışlarında bir tılsım var...
Aslımda mevzu sadece bakışların değilmiş...
Şimdi anlıyorum ki ‘su misali yüreğini’ alıp her nereye koysam,
Cansuyu niyetine şifa oluyormuş bana....
Sonra ben bir seyyah olsam diyorum,
Sende sırtımdaki hırkam...
Alsam seni hayat yolunda üşüyen omuzlarıma...
Sarsan ya beni, ömürlük sevginle sımsıkı...
Ve yol alırken bir sen, bir ben, sadece biz olsak...
Sonra dalsak huzur denizine,
Unutsak yüzmeyi, çırpınmayı, kurtulmayı...
Ve boylasak dibi huzur denizinde

***
Uzun zamandır edebiyata dair cümlelere yer veremiyordum yazılarımda. Bugüne kısmetmiş deyip üç beş cümleyle merhaba diyorum tüm insan dolu yüreklere...
Koronavirüs ile haddini okkalı bir tokatla hatırlayan insanoğlu az buçuk özüne döndü ve kendine geldi sanırım. Geçmişi ve geleceği ile yüzleşti, özüne yolculuklara çıktı, elinde eteğinde kalan son eyvallah zerrelerini de silkeleyip ‘Eyvallahsız günlere’ merhaba dedi İNSAN...
Tahammüller kalmadı anlayacağınız!
Dünya şu an bıçak sırtı! Bıçağın bir yanında, hırslarımızı ve egolarımızı törpülersek elde edeceğimiz huzur var... Diğer yanında da ders almayıp hatalarda, egolarda, kibirde ve hırslarda diretirsek; kaos var!
Dedim ya kainata kafan tutan, ölümü unutan, sevmeyi ve sevilmeyi basitlik olarak gören, emeği elinin tersi ile itip görmezden gelen ukala insanoğluna haddini bildirdi zerre bir virüs! İyi de oldu olmasına da umuyorum ki köprüyü geçene kadar ayıya dayı demiyoruz! Karantina günlerinde yüreğindeki vicdanı ortaya çıkaran insanoğlu umuyorum ki hayatın yavaş yavaş rutine oturmasıyla yüreğinde yeni yeni açan insanlık tomurcuklarını infaz etmek için kılıçlarını kuşanmaz!
Geçtiğimiz akşam gerçekleştirdiğim Instagram yayınımda konuğum ünlü programcı ve yazar Funda Özkalyoncu’ydu. Kendisiyle hayata ve topluma dair keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. İki saatlik söyleşi de öyle bir cümle zikretti ki Funda abla asırlara meydan okuyan türden!
“Sevilmekten ziyade sevmeyi önemsiyorum. Kimin beni ne kadar sevdiğinden emin olamam fakat ben insanları ne kadar sevdiğimi bilirim...”
Ne değerli bir cümleydi; sevilmekten ziyade sevmeye önem vermek... Seviyorum dediğine emek vermek... Önemsemek... Yokluğunda bile varmış gibi her anında yaşatmak...
Yüreğine insanlık tohumları yeşerenlerin yüzüne iyice bakın. Ayrı bir güzellik göreceksiniz... Anlam verilemeyen bir ışık vardır; karanlıkta taaa uzaklardan bile görüp güvenle yol almanızı sağlayan deniz feneri misali... Gözlerinde ayrı bir huzur vardır; acılarınızı dindiren, derinlerinize işleyen, çıkmazlardan çıkarıp umut veren...

Dedim ya tüm zorluklara rağmen bitip tükenmeyen ayrı bir tılsımı olmalı kişinin; İNSANOĞLU olmak için...