Fon24_Sag


DURMA! DURDUKÇA SIRA SANA GELECEK

Siyasi fikirleri ile Fransız Devrimi'ni etkilemeyi başaran filozof Jean Jacques Rousseau "Ben yalnızca yürürken düşünebilirim. Durduğumda düşüncelerim de durur; benim kafam bacaklarımla hareket eder" demiş. Hemen hemen benim hayatımda aynı eksende sürmekte. 

Düşünceleri devrim sonrasında kurulan devletin kalkınmasında, toplumun sosyal yapısı ve eğitim sisteminde öncü olmuş bir filozofla aynı paralel de, en azından yürümek özelinde olmak da güzel bir duygu. Filozofun toplum yaşayışı ve devlet yönetimi ile ilgili fikirleri yürüyüş ile fikirlerinden çok daha önemli ve evrenseldir. “Doğa bizi asla aldatmaz; kendimizi aldatan biziz” sözü de günümüze kadar gelmiş, benim yaşama bakışımı da anlatan filozofun özlü sözlerden sadece biridir.

Yürümek ve hareket etmek ile ilgili bir yazıya Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta’nın; hareketsizliğin günümüz insanının en önemli sorunlarından biri olduğunu belirtmesinden sonra karar verdim. Jean Jacques Rousseau’nun; ‘benim kafam bacaklarımla hareket eder’ dediği gibi, ‘insanoğlunun kalbi hareket ederse atar’ da diyebiliriz. İlginç olan filozofun 2 Temmuz 1778 tarihinde, 66 yaşındayken sabah yürüyüşü sırasında düşerek yaralanıp, kan kaybından hayatını kaybetmesidir.

Hareketsizlik ölüme götürüyor

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta; “Bu ölümcül hastalık bacak toplardamarlarında oluşan pıhtının buradan koparak akciğer atardamarlarını tıkamasıyla ortaya çıkıyor. Peki, pıhtı nasıl oluşuyor? Bacak toplardamarlarında pıhtı oluşumunu kolaylaştıran üç önemli faktör var: Kanın damarlarda birikmesi, damar duvarının zedelenmesi ve kanın koyulaşması. Uzun süre hareket etmeden oturmak kan akımının yavaşlamasına ve kanın bacak toplardamarlarında birikmesine sebep olur.

Hem uzun süreli oturmak ve hem de bacakların sarkıtılması toplardamarlardaki kan akımının yavaşlatarak pıhtı oluşumuna zemin hazırlar. Bacak damarlarında oluşan pıhtılar buradan koparak akciğer damarlarını tıkarlar ve akciğer embolisi adı verilen tablo ortaya çıkar. Bir de bu duruma kolaylaştırıcı risk faktörleri eklendiğinde, pıhtı oluşumu kaçınılmaz olur. Yaşlılar, şişmanlar, gebeler, doğum kontrol hapı kullanan hanımlar, sigara tiryakileri, varisleri olanlar, kalp hastaları ve yakın zaman önce ameliyat geçirmiş kişilerde pıhtı oluşma riski çok daha yüksektir” diye bildirmiş.

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta’nın önerileri:

Düzenli olarak yürüyüş ve egzersiz yapın 

Oturduğunuz zaman bacaklarınızı sarkıtmayın, yükseğe koyun 

Bacaklarınıza kan dolaşımını artırıcı egzersizler uygulayın 

Çok sıkı çoraplar ve jartiyer kullanmayın 

Hareketsiz olarak uzun süre ayakta kalmayın 

Uzaktan kumandayı mümkün olduğunca az kullanın 

Bol sıvı alın. Sigara, alkol ve kafeinli içeceklerden uzak durun.

Hareketsizlik yüzünden ölenlerin sayısı aşırı şişmanlıktan ölenlerden iki kat fazla

‘BBC Türkçe de yer alan bir araştırmanın sonuçları da ilginç geldi bana. Olayın bu boyutta olduğunu hiç düşünmedim. 300 bini aşkın insan üzerinde 12 yıl süreyle yapılan araştırma, Avrupa’da hareketsizlik yüzünden ölenlerin sayısının aşırı şişmanlıktan ölenlerden iki kat fazla olduğunu ortaya koydu. Cambridge Üniversitesi araştırmacıları her yıl 676 bin ölümün hareketsiz bir yaşamdan kaynaklandığını; aşırı şişmanlık yüzünden ölenlerin ise 337 bin kişi olduğunu açıkladı. Prof. Ekelund; “İnsanlar 24 saatlerini dikkate alarak hareket etmeli. 20 dakikalık bir zinde yürüyüş, evinden işine ya da işinden evine giden veya yemek molası veren herkes için mümkün olabilir. Ya da geceleri, televizyon seyredecek yerde, yürüyüş yapılabilir” diyor.

Hareketsizliğin insanı öldürdüğü çağdayız şimdi

Hareketsizlik elbette en çok ofis çalışanlarını etkileyecek bir durumdur. Aynı zamanda ev kadınlarının da hareketsizlikten etkileneceği ortadadır. İnsanoğlunun 50 yıl öncesine kadar ölüm sebeplerin başında savaşlar, salgın hastalıklar, kazalar, doğal afetler ve yaşlılık gelirdi. Hareketsizliğin insanı öldürebildiği bir çağdayız şimdi. Yeni bir çağa mı girdik, yoksa insanlıktan mı çıkıyoruz bilemedim…

Bir Türk atasözü der ki;

Oturuyorsan kalk,

Ayaktaysan yürü,

Yürüyorsan koş!

Durma! Durdukça sıra sana gelecek…