KTO


ELİMİZDEN GELEN

Geçen günlerde bir haber gözüme çarptı. Bir robot insanların el yazısını taklit ediyormuş. Ne şekilde yazarsanız yazın sizin yazınızın karakteristiğini bulup aynısını çıkarıyormuş.

Uzmanı olmadığım için değerlendirmede bulanamam ama başarılı olacağını sanmıyorum. Ancak yine de girişilen, cüret edilen konu hayli üzücü. El yazısı, kurşun kalem, tükenmez kalem ya da dolam kalemle kendi öğrendiğimiz şekliyle hayatı yazmanın şekliydi. Sonra bilgisayar işimizi kolaylaştırdı. Elimizle yazdıklarımız arasına kalem yerine başka bir uzvu yerleştirdik. Bu, kuşkusuz gerekli bir gelişmeydi. Önce daktilo sonra da bilgisayar tuşları üzerinden bu süreci yaşadık yaşıyoruz. Ancak yine de el yazısı önemini koruyor. En sıcaklık veren yazı fontları arasında el yazılarının olması veya kaligrafinin hala değer gören bir uğraş olmasını veya kurşunkalemlerin hala çokça tercih edilmesini başka nasıl izah edebiliriz ki?

Bilgisayarların icat edilmesi ve sonrasında yapay zeka ile gelişen algoritmalar ve daha da sonrasında emojilere evrilen ifade biçimleri bizi insan olmamızın en temel bileşenlerinden iri olan düşünme ve düşünceyi ifade etme yolculuğumuzdan alıkoyuyor. Siyasi gelişmeler bunlardan sadece biri, sosyal medya üzerinden oluşturulan etiketlere imza atmaya zorlanan insanlar el yazılarından vazgeçmiş oluyorlar. Sadece dijital olarak kendilerine dayatılan metne imza atmakla yetiniyorlar. Hazin bir durum. Küresel anlamda devletlerin zorlandığı ve yerelde de nefretle körüklenen bu durum sonunda özgür olduğumuzu sanarak yönlendirmelerde yerimizi alıyoruz. Böyle davranmayı özgürlük sayarak.

Sahici özgürlük, hayatımızı kendi el yazımızla şekillendirmek ve robotların yerimize karar vermesine engel olmaktır. Her türlü şekillendirmeye karşı çıkarak duygu ve düşüncelerimizi ifade ederek buna ulaşabiliriz. O yüzden, düşünceler üzerinde tahakküm kurulmaya çalışılan karar süreçlerinde el yazımızı hatırlamakta fayda var. Başkalarının bizi nereye yönlendirdiği değil el yazımızla neler yazabileceğimiz önemli olan. Dikkat edelim orijinal gibi görünen birçok imza aslında bir robotun ellerinden çıkmış olabilir. Ne kadar güzel görünürse görünsün.

El yazılarını, sahici el yazılarını nasıl tanıyacağız peki? Onlar kalbimize dokunur ve içimize ferahlık verir. Gürültüden uzak, sağduyuya yakındır. İkiyüzlü değillerdir, kullanılan kelimeler de kişilere özeldir. Cesurdur el yazıları ve kişiye özeldir. Çoğaltma gayreti olmadan tarihe düşülen notlar gibidir.

El yazınız kötüyse yazan robot kullanın diye tavsiye veriyor bazı uzmanlar. Aynı görüşte değilim. Bir robotun sizin yerinize geçmesine izin vermeyin. Eğer böyle yaparsanız bir robotun, insan görünümlü bir robotun da sizi yönetmesine izin vermiş olacaksınız. Ne kadar eksiğiniz kusurunuz olursa olsun insan kalmaya devam edin. Kendinizi robotlara teslim etmeyin ve el yazınızın sizin kişiliğiniz olduğunu unutmayın. Sırf güzel görünsün diye size ait olmayan bir yazıyı sahiplenmek kendinize yapacağınız en büyük kötülük.

En olmadı susun ama yine de bir robotun sizin yerinize geçesine asla izin vermeyin. İnsanlık onuru bunu gerektirir.  Elimizden gelmeyen bizim sayılmaz.