ESKİ CEO, HAMDİ TOPÇU'NUN THY ANILARI

Musa ALİOĞLU 02 Haz 2019

Aylar öncesinden haberi gelmişti. "THY Yönetim Kurulu eski Başkanı Hamdi Topçu kitap yazıyormuş" diye. Doğrusu ben de merak ettim ne yazacak acaba?

Sonradan duydum ki, kitabının taslağını çevresindeki bazı dostlarına gönderip fikirlerini almış. Havacılık camiasındaki bazı abiler, bu yazılanlar davalık olabilir diyerek, sözde yazarı uyarıp gerçekte ise kitabın çok satışı için reklam yapıyordu. 

"Yerel'den Global'e THY'nin Yükseliş Dönemi" adı verilen bu kitap geçen hafta sessiz sedasız piyasaya çıktı. Tanıtımı yapılmayan kitaptan bir iki yazar söz etti. 

Doğrusu ben bu tür kitapları para verip almam. Çünkü zaten çıkmadan basında içeriği yer alır. Ne yazıp ne yazmadığını da anlarsınız. Remzi Kitabevi'nden çıkan bu kitap 288 sayfa ve 34 TL. fiyatla satışa sunulmuş. İsteyen alıp okuyabilir. 

Kitabı okumadan, eleştiri yapmak çok doğru bir şey değil. Ama şunu gördüm ki kitapla ilgili olarak basına, en çok Binali Yıldırım ve İstanbul Yeni Havalimanı'na ait eleştiriler yansıdı. Acaba neden?

Hemen belirtmeliyim ki, bu kitap yerel seçimlerden önce çıkacakmış. Seçim tartışmalarına malzeme olmasın diye basımı geciktirilmiş. Ancak, İstanbul seçimlerinin yenileneceği hiç akla gelmediği için, şimdi birileri kitapta AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Binali Yıldırım'a yönelik eleştirileri, ona karşı olarak kullanıyor. 

Bu iki konuya tekrar döneceğiz, fakat size önce, Hamdi Topçu'yu tanıtmalıyım. Ben kendisiyle geçmişte birkaç kez bir araya gelmiş, sohbetini ve insani ilişkilerini de sevmiş birisiyim. 

Fakat, yıllardır görmedim, görüşmedim. 

1964'te Rize'nin Çayeli ilçesinde doğan Hamdi Topçu, Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nden 1986 yılında mezun oldu. Evli ve 4 çocuk babası olan Topçu'nun özgeçmişi kendi deyimiyle sadece üç beş satırdı. Baba mesleği fırıncılık olan Topçu'nun çok iyi mali müşavir olduğunu da söyleyebiliriz. 

Sonra, nasıl oldu, neden oldu bilinmez bir anda Türk Hava Yolları Anonim Ortaklığı Yönetim Kurulu üyesi olarak tanıdık onu. Tayyip Bey'in Pınarhisar'da hapis yattığı günlerde yakın çevresinde bulunması ve Rizeli olmasının da bu atamada en büyük etken olduğunu söylemek yanlış olmaz. 

Havacılıkla hiç alakası olmayan, fakat yönetim kurulundaki yıllarında sektörü tanıdığını söyleyen Hamdi Bey, mali müşavir olması, hesap kitap da bilmesi nedeniyle, 1 Ocak 2010'da Candan Karlıtekin'in istifası üzerine THY A.O Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanlığı gibi önemli bir göreve atanır. 

İlk demecinde tecrübe ve bilgi birikimimi bu sektöre aktaracağım demesi ilginçti. 

Bu atama beraberinde başka görevleri de getirdi. Artık birçok şapkası vardır ve de özgeçmişi daha uzun bir hale gelmiştir. 

Ortaklık iştiraklerinden THY Teknik A.Ş., THY DOCO İkram Hizmetleri A.Ş., TGS Yer Hizmetleri A.Ş., THY Opet Havacılık Yakıtları A.Ş., THY HABOM A.Ş. ve THY Aydın Çıldır Havalimanı İşletme A.Ş'nin de Yönetim Kurulu Başkanlığı görevlerini sürdürmeye başlar. Başka örnek vermek gerekirse, Türkiye Futbol Federasyonu Denetim Kurulu Başkanı da olur kendisi. 

Futbolu bilmesi şart değildir, çünkü o bu göreve mali denetleyici olarak atanmıştır. 

THY gibi büyük bir kurumda çok zor ve gözlerin üzerine çevrildiği bir göreve gelmiştir. Fakat, halk tabiriyle "Arkası sağlam" olduğu için de çok rahattı. Bir örnek vermek gerekirse, değil vekillerin bazen bakanlardan gelen telefonlara bile çıkmamaktan doğrusu hiç çekinmiyordu. Erdoğan'ın kendisine olan desteği tamdı ve o da bu desteğe çok güveniyordu. 

Başkan Vekili ve Başkan iken tüm atama ve tayinlerde hep onun sözü geçiyordu. 

Milyar dolarlık uçak ve yedek parça alımları, uçak kiralama işleri, personel alımları, tayin ve terfilerinde adeta tek yetkili konumuna gelmişti. Sözünün üstüne söz söyleyen yoktu diyebiliriz. 

Babasına ait bakkal dükkanında ilk ticari deneyimi yaşayan Hamdi Topçu, mezun olduğunda Kartal'da mali müşavirlik işi yapıp, kendi parasını kazanır olmuştu. 

THY gibi dev bir imparatorlukta, Boeing ve Airbus gibi dünya devlerinin CEO'ları ile çetin pazarlık masasına oturduğunu anlattığı bu kitapta, bence en çok bu görevden nasıl ve neden ayrıldığını anlatmalıydı. Çünkü, en çok bu konu merak edilmişti. 2015 yılının Nisan'ına gelindiğinde THY A.O.'da Genel Kurul hazırlıkları başlamıştı.

Dışarıya herhangi bir değişiklik haberi sızmamış, her şey normal görünüyordu.

Hamdi Bey, en güçlü olduğunu sandığı bir anda, 7 Nisan'da @hamditopcu53 kullanıcı adlı Twitter hesabından istifa ettiğini duyuruyordu. Bu tam bir bomba etkisi yaratmıştı. Onlarca şirket, 50 bine yakın personel ve milyar dolarlara ifade edilen bir güce sahip THY İmparatorluğu yeni bir döneme giriyor, 5 yılı Yönetim ve İcra Kurulu Başkanlığı olmak üzere, 12 yıllık Hamdi Topçu dönemi sona eriyordu. Neden, niçin istifa ettiği konusunda bir açıklama yapmamış, spekülasyonlara da hiç aldırış etmemişti. Sadece "Oğlum gibi gördüğüm THY'den değişim istendiği için" istifa ettiğini söylemişti. 

Değişimi kim, neden istemişti, o da belli değildi. "Tatsız bir ayrılık olmadı, ama ani oldu" diyerek bu istenmeyen ayrılığı hiç de beklemediğini dile getirip, istifadan bir ay sonra içinde bulunduğu durumu şu sözlerle anlatıyordu: "Muktedir olmasan karar veremezsin. Karar veremiyorsan da patinaj yapmaya gerek yok. Kimseden bir telkin almadım. Değişim istendiğini hissettiğinde bunun önünü açmak gerek" diye hikayeyi özetliyordu.

THY'ye 39 yaşında girip 52'sinde çıkan Hamdi Bey, daha önceki açıklamalarında bu dönemde ciroyu on kat arttırdığını dile getiriyordu. Kitabında da bu rakamlara yer verip başarılı olduğunu savunması kendi açısından normal karşılanabilir. Bunun bir yükseliş ve başarı hikayesi olup olmadığına, işi bilen tarafsız ve bağımsız çevreler karar verebilecektir. 

Hamdi Bey, THY'den ayrıldıktan sonra asıl mesleği olan mali müşavirliğe kesin dönüş yapmadı, önce Simpaş Şirketi'ne Yönetim Kurulu üyesi oldu, ardından da havacılık sevgisi içinde yer etmiş olmalı ki, bu konularda danışmanlık yapan HT Partners adıyla bir şirket kurdu. Şirketin tam olarak neler yaptığını bilmemekle birlikte, Borajet'i satın alan SBK Holding adlı şirkete danışmanlık yapacağını basın yazdı. Ama, ortada Borajet diye bir şirket ne yazık ki kalmadı. Daha sonra basında Hamdi Topçu'nun ve şirketinin Onur Air Havayolları'nın İranlılara satışına aracılık edeceği şeklinde haberler okuduk. Bu iş de gerçekleşmedi, Onur Air de satılmadı. 

Hamdi Topçu'nun kitabını okuyacak olan herkesin elbette kendine göre yorumları olacaktır. Ben özellikle bu kitabın adına dikkat çekmek istiyorum. Yerel'den diye sözü edilen THY, millidir ama yerel diye küçük ve düşük kapasiteli bir havayolu şirketi diye nitelendirilemez. Hamdi Bey THY'nin başına geçtiği zaman şirketin filosundaki uçak sayısı, taşıdığı iç-dış ve transit yolcu sayısı ve cirosuyla sıradan bir şirket değildi. Bu nedenle yükselişin kendi döneminde başladığını söyleyerek geçmişi görmemezlikten gelmektedir. 

O gün gelinen nokta, ne tek başına eski genel müdürlerin ne de Hamdi Bey'indir. 

Binlerce çalışanın emeğini asla göz ardı edemeyiz. Bugünkü gelinen noktada da tıpkı Hamdi Bey'in ve ekibinin katkısını inkardan gelemeyeceğimiz gibi.  

Hamdi Topçu'nun görevi devraldığı ve devrettiği yöneticilerin de elbette bu kitapta ileri sürülen fikir ve iddialar hakkında  söyleyecek sözleri olacaktır. 

Kitabında, İstanbul Havalimanı'nın çok pahalıya mal olduğunu, Atatürk Havalimanı'nın 2 milyar dolara büyütülebileceğini ve bu işi Binali Bey'in istediğini söyleyen Hamdi Bey'in, yeni meydan açılırken çok övücü sözler söylemesi bana göre bir tezat, zamana ayak uydurmaktır diye düşünüyorum. Kitapta savunduğu "Atatürk Havalimanı büyütülmeliydi" görüşünü onun ağzından ben hiç duymadım. Bu görüşü o sıralarda TAV üst yöneticileri sıkça dile getirirdi. 

Gündem oluşturmak veya gündemi biraz meşgul etmekten başka, tarihe not düşmek anlamında bu kitabın yazılması sahibinin en doğal hakkı olduğu gibi, herkesin de bu kitabı ve dile getirilenleri eleştirmesi de tartışmasız bir haktır. 

İyi uçuşlar Türkiye'm...