ESKİ, KURU VE GÖZENEKLİ

Fransa çok hassas, eski, kuru ve gözenekli... Charlie Hebdo, Nice'teki kamyon saldırısı, beyaz külahlılar, sarı yelekliler…

850 yıllık Notre Dame Katedrali bir 15 Nisan akşamında tutuştu. Eskisinin yerini tutmasa da yanan yerleri yeniden yapılacak.

Yapılan ilk açıklamalarda sabotaj ihtimalinin zayıf olduğu görüşü ifade ediliyor. Duke Üniversitesi’nden sanat tarihi profesörü Caroline Bruzelius bu tür bir yangının Notre Dame katedralinin sahip olduğu türden ahşap çatılarda çıkmasının yüksek bir olasılık olduğunu söylüyor. “Çoğu insan katedrali ziyaret ederken bunu görmez ama katedralin çatısını destekleyen altmış civarı kalın kalas vardı. Yani tonozlar ve çatı arasında bir kereste ormanı vardı. Bunlar eski, kuru ve gözenekli özellikteydi” diyor.

Fransa çok hassas, eski, kuru ve gözenekli... Charlie Hebdo, Nice’teki kamyon saldırısı, beyaz külahlılar, sarı yelekliler… Liberté, égalité, fraternité geçmişte kalmış... Birisi çıkıp Paris'in adını değiştirecekmiş gibi bir korku var. Petrograd'ın adını Leningrad yapan bir Lenin, Volgograd'ı Stalingrad yapan bir Stalin bekleniyor sanki.

Birden 2015'te Antalya'da yapılan Ulusal Tütün Kontrol Programı Çalıştayı'nı hatırladım. Katılımcıların bazıları molalarda sigara içiyordu. Bizim masada heyecanla konuşan bir profesör vardı. Gerçekten çabalıyordu. Galiba sigara yüzünden bir yakınını kaybetmiş. Onu hatırlıyorum. Diğerleri, dedim ya bir kısmı tüttürüyordu.

Birçok ülkenin bayrağı birbirine benziyor. Rusya, Slovakya ve Slovenya bayraklarının hepsi birbirine benziyor. Bayrakları yan yana koyduğunuzda şunu görüyorsunuz. Aralarında bir katılma-onaylama var. Sonraki öncekini onaylamakta. Fransız ve Hollanda bayrakları da böyle... Ülkeler de birbirini takip ediyor. Günü kurtarıyorlar, beraber tüttürüyorlar. Bu sebepten her yıl yeni bir kötülük icat oluyor. Yükselen ırkçılık, alçalan hoşgörü var şimdi...

Dilbilimciler Proto Slav dilleriyle ilgili araştırma yaparken “çam” ve “meşe” karşılığında kullanılan kelimelerin başka dillerden alındığını fark etmiş. Bu da nereden geldikleri konusu bir muamma olan Slavlarla ilgili bir ipucu vermiş onlara... Bu ağaçlar nerede yetişmiyorsa Slavların kökenleri de orasıdır diye bir teori geliştirmişler.

Fransa için "çam" ve "meşe" yerine ne var? Fransız’ı nasıl tanımlayacağız biz? Tonozlar ve çatı arasında görülmeyen bir kereste ormanıyla mı? Başka bir yere ve kültüre ait büyük azınlığıyla mı? Yüzleşmemeli mi korkularıyla Fransa? Özgürlüğün, eşitliğin, kardeşliğin yanında yer almamalı mı?