ETİ SENİN, KEMİĞİ BENİM…

Aslı SERTDEMİR 31 Eki 2020

Eski şaşaası kalmasa da Best Model yarışması her yıl yapılıyor.

Eski şaşaası kalmasa da Best Model yarışması her yıl yapılıyor. Artık ne tacın ne yarışmanın hiçbir kıymeti yok. Kimse birinciyi, sonuncuyu merak etmiyor. Merak eden varsa bile yarışmayı yayınlayan kanal yok. Best Model yarışması ve yarışmacıları anca hatır gönül ilişkileri, sansasyonel haberlerle basında yer buluyor.                                                                                                                                                                                                                                              Bu hafta Best Model yarışmasının 33. sü yapılmış. Yarışmada 1. seçilen Melisa İmrak, 15 yaşındaymış. Alın size günlerce Best Model konuşulacak sansasyon…  Millet gibi bu konuyla ilgili uzun uzun ahkam kesecek değilim. Sadece şunu söyleyebilirim, 15 yaşında salağın tekiydim. Hatta o kadar salaktım ki kendimi dünyanın en zeki insanı sanıyordum. Hoş gerçekten Einstein zekasına sahip olsaydım ne olacaktı? Dünya geneli ‘’Senin aklın siyasete ermez, oy veremezsin!’’ diyorken. Gaz, fren arasındaki farkı çözemeyeceğimi düşünüp, ehliyet bile vermiyorken. Birçok ülke 15 yaşındaki bireye, ‘’Annenin babanın izni olmadan, gideceğin tek yer tuvalet!’’ diyorken. Melisacım ebeveynlerin sana ehliyet değil, schengen vizeli pasaportu vermişler. Umarım bu yolculukta yaşadıklarından alacağın dersleri, küçük yaralarla atlatırsın. Ve umarım ailen o yaraları sarabilecek kudrettedir.         

Fransa’nın kamburu

“Asla pes etmeyeceğiz. Barış ruhu içinde tüm farklılıklara saygı duyuyoruz. Nefret söylemini kabul etmiyoruz ve mantıklı tartışmaları savunuyoruz. Her zaman insan onurunun ve evrensel değerlerin tarafında olacağız.” Macron bu tweeti atmış. Hem de Arapça! Yaptıkları ile yazdıkları arasındaki dağlar kadar farkı, yazık fark edememiş. Yaptığı şeylerde küçücük ‘’barış‘’ emaresi gören var mı? Ya da ‘’saygı’’ duyduğunu düşündürecek minicik bir tavır… Hz. Muhammed ile dalga geçen karikatürler, hangi Müslüman için ‘’mantıklı tartışma’’ konusu olabilir ki? Derginin yayınlaması yetmezmiş gibi bir de o hakaret dolu karikatürleri devlet binalarına yansıtmışsın. Sadece Fransız mallarını boykot etmek bana yetmiyor. Fransızları simgeleyen her şey şu sıralar beni haddinden fazla irite ediyor. Fransız kökenli kelimeler, Fransız sokağı, Fransız kapılar, Fransız balkonlar hatta en sevdiğim Victor Hugo bile…

1 Neden?

Habercilere bir haberin önemini ve gereğini kavranmak için, ilk (5N 1K) yani ‘’Ne? Nerede? Ne Zaman? Nasıl? Niçin? ve Kim?’’ sorularının önemi öğretilir. Hayatımla ilgili sorunları da çözmek için işe hep bu sorularla başlarım. Ama en çok ‘’neden?’’ kelimesine takılırım. Fark ettim ki ben işim gereği diğer soruları sormayı öğrenmişim. Meğer çoğu kadın sadece ‘’Neden?’’ sorusuna cevap arıyormuş. Özellikle özel hayatında…  ‘’Neden gitti? Neden bunlar benim başıma geldi? Neden olmadı? Neden aldattı?’’  İşin aslı astarı; kadınlar ‘’Sıkıldım, artık sevmiyorum, canım çekti aldattım.’’ gibi basit gerçekleri kabul edemiyor. Çünkü onlara öğretilen tek gerçek, ‘’Hiçbir şey göründüğü kadar basit değildir!’’ Hayatı boyunca spontan, basit sebeplerle hareket etmemiş birine ‘’sıkıldım bitti’’ derseniz, inanır mı? O derin anlamlar yükleyerek başladı hikayeye, şimdi ona felsefik belki biraz da mistik bir bitiş hikayesi lazım. Gidene hoşça kal diyebilmek için…