EVDE EŞYALARINA SARIL VE ÖP!

Arkadaşlarım ekonomi falan derken ben alakasız başka şeyler anlatıyorum.

Ekonomi kanallarını hiç izlemiyorum.

Ana haber bültenlerine hiç bakmıyorum.

Hangi kanalda altta dolar, euro, altın fiyatları bandı geçiyor hemen zaplıyorum.

Arkadaşlarım ekonomi falan derken ben alakasız başka şeyler anlatıyorum. 

Fenalık geldi.

Bıktım.

Usandım.

Ekonomi yangında, korkunç, hayatımda hiç bu kadar pahalılık görmedim.

Kimseyi dinlemek istemiyorum.

Ülke endişem, aldı başını gitti.

Devamlı sebepsiz baş ağrısı var gibi hissediyorum ve canım sıkılıyor.

Ekonomi ağrısı var herkeste, hepimizde.

Markete gittim, tuvalet kağıtları, süt ve yağ fiyatlarını gördüm ve çok korktum, tamamdır dedim bittik.

Terziye uğradım, 2 pantolonun paça dikiş karşılığı inanılmaz artmış.

Eyvah dedim.

Benim pamuk kalpli ayakkabıcım, 20 TL’yi utanarak isteyen ayakkabıcım, 2 ayakkabı tamiratı 75 TL, 2 çanta boyattım boyası 50 TL olmuş.

Biliyorum ucu başı hayatı taşıyor ve kazanıyor.

Ama eyvah dedim.

2 yufka aldım, 6 TL eyvah dedim.

1 torba market alışverişi 225 TL.

Çok eyvah dedim.

Ya üst baş ne olacak.

İmalatçılar, tedarikçiler dövizle satış yapmaya başlamışlar.

Sattığını yerine koyamayalar, telaş içinde her şeyi 2 katına çıkarmışlar.

Hiç bakmadığım, hiç ilgilenmediğim zinciri olan bir mobilya mağazası var, kafamı çeviriyorum ve vitrine bakıyorum. iki tek bir ikili koltuk 10.350 TL.

Kalitesi, kumaşı ve modeli de berbat.

Eyvah diyorum.

O zaman arkadaşlar.

Madem almak imkansızlığı var.

Madem her şey çok pahalı ve  hiçbir ey alamayacağız.

Yukarıda çanta boyattım dedim ya.

Artık evde eski ne varsa kıymetini çok bilelim.

Ayakkabıları, çantaları tamir ettirelim.

Elbiseleri, paltoları tadilat yaptıralım ve yepyeni giyelim.

Evde, kişisel ne eşyanız var ise tek tek gözden geçirin.

Temizleyicilerin önünden dahi geçmeyin, eşyalarınızı elde yıkayın. 

Sökük dikmeyi öğrenin, yama yapmayı öğrenin, bu konuda youtube, ve instagram’da videolar var, mutlaka yararlanın.

Pazarda her boy ve renkte fermuar satılıyor alın ve fermuarı bozuk neyiniz varsa değiştirin.

Ayakkabılarınızın içini doldurun.

Ayakkabılarınızı evde boyayın ve evde cilâlayın.

Çantalarınızın arasına çanta bezi koyarak ya da torbalarına koyarak koruyun kollayın.

Onun dışında.

Gece kalkın buzdolabınızı öpün.

Çamaşır makinanıza seni çok seviyorum diyerek iyi davranın.

Televizyona ara ara göz kırparak nasılsın tatlım deyin.

Evdeki elektrikli süpürge, tost makinası, kahve makinası, elektrikli ne kadar eşyanız varsa, silin, kablolarını temiz tutun.

Sahip olduğunuz ne varsa kıymetini bilin, madem ki yenisini almak imkansızlığı var.

Gerçekten durum vahim.

Her günün sabahı, sanki sabah olmuyor gibi.

Hayat anlar gibi olunamayan bir şey. 

Çatır çatır anlıyorsun.

Sayıkla dur.

“Offf!” diye bağıra bağıra, “aaaaaa!” diye bağıra bağıra,  “aman ya!” diye bağıra bağıra yorulduk.

Sevecek ne kaldı?

Paylaşacak ne kaldı? 

Hiç bilmiyorum.

Gelecek gelmemiş derler ya.

Bir yere gidilmeyeceğine göre, biliyoruz ki hiçbir şey bitmez.

Yürü dur, yürümezsen bir sonrası olmaz.

Sonrası sev.

Sevecek bir şey kaldıysa tabii.

Tamam canım.

Dedim olabilir.

Funda'nın aklındakiler…

... Eski oyuncu Kaan Girgin.

Uzunca zamandır yeni oyunu var mı bilmiyorum.

Doktor bir hanımla evleniyor, 1 kız  çocukları var, evlilikleri yürümüyor.

Eh olabilir tabi ki. 

Üç yıl önce boşanıyorlar, mahkeme doğal olarak kızına nafaka bağlıyor.

Adamdan tık yok, nafaka ödemiyor.

Doktor hanım dava açıyor ve birikmiş nafaka borcunu istiyor, adam ödemeyince 3 ay hapis cezasına çarptırılıyor.

Nafaka davaları ne kadar fena değil mi, yani ne kadar onur kırıcı değil mi?

Çocuğuna nafakanı ödemiyorsun ve bu nedenle hapse giriyorsun.

Daha önce doktor hanım, "baba doğumdan bu yana kızı ile hiç ilişki kurmuyor" diye dava açıyor.

Ve kendi soyadının çocuğa verilmesini talep ediyor. 

Ve mahkemeyi kazanıyor, kızı artık annenin soyadını taşıyacak.

Ne acı değil mi? 

Kızını göz göre göre kaybetmek çok acı değil mi?

Ne sebeple?

Neden?

Değer mi?

Adamın olmayan babalık merhametine çok acıdım.

Bu arada biz kadınlar, bu adam benden önce başka kadınlara nasıl davranmış diye hiç bakmayız.

Çok önemli.

Bakmak lazım bacılar.

Funda’nın aklındakiler…

Suudi Arabistan'da "En Güzel  Deve" güzellik yarışması yapmışlar.

Yani dertleri ülkelerinin en güzel devesini seçmek.

Ödülü duyunca şaşıracaksınız, tam 66 milyon dolar.

Ödül bu kadar büyük olunca deve sahipleri, ne yapacaklarını şaşırıyorlar.

Develerine botoks, yüz germe ameliyatı yaptırıyorlar.

Ve hatta devesinin dişlerini düzeltenler bile varmış.

Ama. 

En güzel deve jürisi bunu gözden kaçırmıyor.

Ve estetik müdahale var diye, 40 deveyi yarışmadan diskalifiye ediyorlar.

Bu arada.

En güzel seçilen devenin tacını geri alıyor.

Çok komik değil mi?

Bu kadar tuzu kuruluk komik değil mi?

Ülkenin petrolü malum, adamların evlerinin bahçelerinden petrol fışkırıyor.

Anladık.

Ülke zengin.

Bizim ülkemizde fellik fellik geziyor, mal mülk alıyor ve inanılmaz alışveriş yapıyorlar.

Geçen hafta Sapanca'ya gittim, sanki onların toprakları olmuş, öylesine KALABALIKLAR gelmiş ki.

Herkesin komşusu Arap olmuş.

Vah vah yani.

Boşuna demezler.

Arap’tan bize ya da hiç kimseye dost olmaz diye.