FAİZ DÜŞERKEN DÖVİZ DE DÜŞER Mİ?

Merkez Bankası politika faizini yüzde 3 düşürdü. Bu zaten beklenen bir gelişme idi.

Ama ben şahsen yüzde 2’lik bir düşüş bekliyordum. Faizlerin düşmesiyle birlikte dövizde fırlama bekleyenler de hüsrana uğradı. Döviz kuru yükselmediği gibi hala daha sene başındaki düzeyinin altında. Acaba yüksek tepelerden dile getirilen “Faiz düşerse enflasyon da düşer, faizi düşürürsek dolar da 1 TL olur!” diyen görüşler haklı mıdır? Bugün biraz bu konulara değinelim dedim. İlk önce Merkez Bankası’nın neden faiz düşürdüğü konusuna değineceğim. Sonra bu kararın enflasyona ve döviz kurlarına gelecekteki etkisini tartışacağım.

Merkez Bankası faiz indirince ne olur?

Merkez Bankaları arasında birkaç on yıldır bir moda yerleşmiş durumda: Piyasayı fonlama faizleri vasıtasıyla para politikasını yönetmek. Mekanizma şöyle işliyor: Merkez Bankası bankalara bankalar arası para piyasasında borç verme faizi belirler. Bu faize örneğin yüzde 15 diyelim. Eğer bankaların kendi aralarında borçlanma piyasasında oluşan faiz yüzde 15’in altında olursa kimse Merkez Bankası’ndan borç almaz. Ancak bankalar arası piyasada faiz 15’in üstüne çıkarsa, o zaman nakit ihtiyacı olan bankalar Merkez Bankası’nda borç alır. Bankaların Merkez Bankası’ndan borç alması piyasada dolanımda olan para miktarını ve dolayısıyla parasal tabanı arttırır. Parasal taban da, para arzının çekirdeğidir.

Faiz indirme politikası, eğer o anda ekonomide ciddi bir nakit ihtiyacı varsa, ilk önce parasal tabanın ve daha sonra da para arzının artmasına sebep olur. Parasal tabandaki artış genel para arzında anında bir artışa yol açmaz. Belli bir süre içinde kademeli olarak para arzı genişler. Benim hesaplarıma göre, Türkiye’de faiz indirimlerinin para arzına tam olarak yansıması – nakit ihtiyacının büyüklüğüne bağlı olarak – 3 ilâ 5 ay arasında gerçekleşmektedir. Bu süre ekonomide nakit ve ödeme sıkıntısı varsa ve bankalar arası piyasada nakit talebi yüksekse kısalmaktadır. Dolayısıyla, faiz indirimi 3 ay gibi bir zaman içinde kademeli olarak para arzının artmasına neden olacaktır.

Pekiyi para arzının artışının etkileri ne olur? Nobel Ödüllü Friedman Hoca’nıza göre 6 ilâ 9 ay arasında cari harcamaların artmasına 12-18 ay arasında da enflasyon düzeyinin artmasına yol açar. Tam tersine para arzının daraltılması 6 ilâ 9 ay arasında cari harcamaların azalmasına 12-18 ay arasında da enflasyon düzeyinin azalmasına yol açar. Bugün, teknolojik gelişme sayesinde paranın dolanım hızı çok arttığı için bu aralığı minimumdan değerlendirelim. Yani başka hiçbir şey olmazsa, Eylül 2019 faiz indiriminin 3 ay içinde para arzında genişleme etkisine yol açması (Aralık 2019), bunun 6 ay içerisinde de kademeli olarak milli gelirde (Haziran 2020) artışa yol açması gerekir. Enflasyona olan tam etkisi ise Eylül 2020’de görülecektir.

Bunun örneğini kendimiz geçen sene yaşadık. Ağustos 2018’deki spekülatif saldırı akabinde Merkez Bankası faizi yüzde 24’e çekti. Bu para arzının çok sıkı bir şekilde daraltılmasına yol açtı. Eylül 2018 Nisan 2019 arasında ekonomi küçüldü. Nakit sıkıntısı arttı. Bugün Eylül 2019 itibarıyla enflasyonun düşme trendine girdiğini gözlemliyoruz. Yani faiz kararından yaklaşık bir sene sonra etkisi enflasyona tam olarak yansımaktadır. Bu yüzden, bugün uygulanan faiz indirimi, ilk etapta bankaların, daha sonra 3 ay içinde reel sektörün nakit sıkıntısını giderecektir. Bir sene içinde de enflasyonu arttıracak etkisi ortaya çıkacaktır.

Merkez Bankası niçin faiz indirdi?

Merkez Bankası’nın faiz indirme kararının arkasında birkaç saik vardır. Kısaca bunları özetleyelim.

Birinci olarak, ekonomideki TL nakit sıkıntısının giderilmesi hedefi söylenebilir. Hemen hemen bütün sektörlerde TL nakit sıkıntısı vardır. Bu sektörlerin başında da inşaat, medya iletişim ve eğitim sektörleri gelmektedir, (bu konuda sektör bilançoları ayrıntılı bilgi vermektedir, DMD). Tabiî ki nakit sıkıntısının sebeplerinden biri özel kesimdeki aşırı borç yükü iken diğeri de MB’nin Eylül 2018’den beri uyguladığı sıkı para politikasıdır. Bu kararla Merkez Bankası enflasyonu yüzde 10’a indirme hedefinden taviz vererek ekonomiyi rahatlatmayı amaçlamaktadır.

İkinci olarak, Merkez Bankası Hükümetle daha uyumlu bir politikayı amaçlamaktadır. Yeni Başkan’ın atanmasının bir sebebi de budur. Hükümet enflasyondan çok işsizlik ve durgunluğu gidermeyi amaçlamaktadır. Bu da ister istemez, Merkez Bankası ve Hükümet politikalarının çelişmesine yol açtı. Bugün, Merkez Bankası Hükümetin politik hedeflerine destek olacak bir mahiyette politika oluşturmaktadır.

Üçüncü olarak, dış dünyada da durgunluk tehdidi ile faiz indirimleri gündemdedir. Dolayısıyla TL faizlerinin indirilmesinin dış sermaye hareketleri üzerindeki olumsuz etkisi de azalacaktır.   

Faiz düşerken döviz de düşer mi?

Bazı akl-ı evvel arkadaşlar faizlerin yüksek enflasyon ve yüksek döviz kuruna sebep olduğunu söylemektedir. Eğer bunu ispat edebilirlerse 200 yıllık bütün iktisat teorisinin çöpe atılması gerekecektir. Haliyle böyle bir durumda üç defa üst üst üste Nobel Ödülü de verilir. Ancak, hayaller ve gerçekler çok farklıdır. Diğer her şey sabitken, eğer yurt içi faizler yükselirse yabancı para birimleri değer kaybeder. Faizler düşerse de yabancı para birimleri değer kazanır. Ancak kurların düzeyini belirleyen sadece faizler değildir. Özellikle günlük ve haftalık vadede kurlar beklentilerden çok etkilenir. Çünkü temel makro iktisadi politikaların sonuçları, yukarıda bahsettiğim gibi, belli bir gecikme ile ortaya çıkar. Bu yüzden, özellikle yabancı para birimi alıp satarak aradaki kârdan geçinmeyi amaçlayan yerli ve yabancı kuruluşlar, günlük ve haftalık haber etkilerine bakarak pozisyon alırlar. Bu kuruluşların pozisyon alırken temel iktisadi verilere baktığı da söylenemez. Eğer, bu kurumların beklemediği,  şok bir gelişme veya haber piyasaya düşerse o takdirde, kurda beklenmedik dalgalanmalar olabilir. Ancak Merkez Bankası’nın en son faiz indirimi kararı beklenmeyen değil beklenen bir gelişme idi. Yani “Amerikan aksanı ile Türkçe konuşan piyasa profesyonellerinin” tabiriyle “piyasalar bu beklentiyi satın almıştı.” Bu yüzden de kurlar çok etkilenmedi. Ancak… Bu demek değil ki, bu bahar havası ilelebet devam edecektir. Sene sonuna doğru işler değişebilir.

 Buradan devam ederiz.