FAİZCİLİK

Yusuf DİNÇ 05 Mar 2019

Hatırlıyorum da insanlar eskiden faiz aldığını beyan etmekten ar ederdi. Çünkü böyle bir beyan ifşa sayılırdı. Neme lazımdı.

Gel gör ki şimdi alınan faizin verdiği tatmin istifçi sohbetlerinde ağız dolusu coşkuyla ballandıra ballandıra anlatılıyor. Toplum o kadar kısa sürede dejenere (yoz) oldu ki etkinin geri dönüşsüz olduğuna emin olmamak çok zordur. Bin beş yüz yılda kurulan medeniyet hızla yok olmakta devraldığımız miras devamlı aşınmaktadır. Bu sosyolojik sorunun iktisadi sonuçlarınaysa katlanamayız.

Mevcut durumda “sıfır faiz”ci bir toplum olduk. Daha çok tüketimin finansmanı için kullanılan sıfır faiz ifadesinin, önce nüktedan sözlere sonra toplum gerçeğine dönmesi çok yakın görünmektedir. İşin kötüsü faize karşı bir duruştansa fon talebi tarafında yüksek faize karşı bir tavır gelişmiş olmasıdır. Böylece cephe hattı kalabalık gözükmektedir. Hüsnü zan edecek durumda olamamamız endişe vericidir.

“Aman ne olursa olsun” rahatlığına terk edemeyiz. Faizci anlayışın yaygınlaşması, ekonomimizin yüz yıllardır üzerine yaslandığı vadeli ticaret üzerinden yaratılan kaldıraçlı hacmi kemirecektir. Bu hacmin kaybı reel ekonominin küçülmesi demektir. Buna karşın piyasadan çekilen kaldıraç, finansta kendini göstermek isteyecektir. Zaman alacak bir süreç olmakla beraber kaldıracın finansta büyümesi elimizde sağlıklı bir ekonomi yerine reel ekonominin görece payının azaldığı bir balon bırakacaktır. Üstüne üstlük elinde iğnesi olan herkesin manipülasyonuna açık bir yapı ortaya çıkacaktır.

Yatırımların önünü kesen, fiktif fiyat artışlarına neden olan, gelir dağılımını olumsuz etkileyen bunlar yanında iktisadi sistemin bütününü zehirleyen en küçük ortak bölen faizdir. Bu bölüşümün sonucu olarak ortaya çıkan fotoğraf ise tahammül edilebilir sınırları zorlamaktadır. Araştırmacılar tarafından yayınlanan raporlara göre dünya nüfusunun yüzde 99.9’u üretilen toplam refahın yüzde 19’unu elde etmektedir. Buna mukabil kalan azınlık toplam refahın yüzde 81’ine sahiptir. Bu grup içerisinde yüz binde bire tekabül eden kesim en yüksek payla toplam refahın yüzde 30’una sahiptir. Gelir dağılımında denkliği (eşitliği değil) bozan unsursa faizdir.

Faizin gelirden aldığı pay sürekli artarken hangi sanallık insanları toksikleşmiş iktisadi model etrafında örgütlemektedir?