FATMANUR ALTUN'A SALDIRARAK SKANDAL ÖRTMEK!

ARZU ERDOĞRAL 22 Tem 2020

Kendilerinin birer insan olduğunu unutup hata yapabileceklerini asla kabul etmiyorlar.

İdeolojik saplantının kör ettiği insanlar adalet duygusundan da çok uzak bir tutum sergiliyor.

Kutsadıkları anlayış öylesine sığ ki kendinden gördüklerinin yaptığı her türlü kötülüğü örtme ve görmezden gelme eğiliminde oluyorlar.

Kendilerinin birer insan olduğunu unutup hata yapabileceklerini asla kabul etmiyorlar.

Bu insanlar için hakkın yanında durmak gibi bir kavram da önem arz etmiyor.

Birine karşılar ise en insani duyguların bile hiçbir anlamı yok!

Bunun en bariz örneğini FETÖ ve PKK gibi terör örgütlerine sempati duyanlarda görüyoruz.

Terör örgütü PKK/YPG Suriye'de işgal ettiği bölgelerde, geçen ay 11-17 yaşlarında en az 4 kız çocuğunu kaçırarak, zorla silah altına aldı.

Yıllardır da kadın ve çocukların uğradığı cinsel istismar ve tecavüz olayları, örgütün kirli yüzünü gözler önüne serse de bir kesim tarafından lafı dahi edilmiyor.

Örgüt içinde yaşananlar, güvenlik güçlerine teslim olan teröristlerin ifadelerine yansırken, tecavüz sonucu doğan çocuklara ise Avrupa'da satmak üzere el konduğu ortaya çıkmıştı.

Murat Karayılan ve Duran Kalkan'ın çocuklar ve kadınlara düşkünlüğünün herkes tarafından bilindiğini söyleyen teröristlerden biri, tecavüze uğradıktan sonra şikayet etse de ajanlık, yalan söylemek ve iftira atmakla suçlanıp sözde örgüt cezaevine gönderildiğini, bir diğer terörist de, çocuk yaştaki kıza tecavüz edildiğini, kızın kaçmaması için en fazla korkutulduğunu anlatmıştı.

Örgüt içerisindeki sapıklık öyle iğrenç boyutlara ulaşmış durumdaki erkeğin erkeği cinsel istismarına birçok kez şahit olunduğu ve kız çocuklarının bilinçli olarak uyuşturucuya alıştırılarak cinsel istismara maruz bırakıldığı itirafları da medyaya yansımıştı.

Geçtiğimiz günlerde HDP milletvekili Tuma Çelik’in bir kadına tecavüzde bulunduğu iddiasının ardından da kimileri başını kuma gömmeyi tercih etti.

Dahası HDP milletvekili Hüda Kaya’nın kadını ‘şikayetçi olmaması için’ ikna etmeye çalıştığı ileri sürüldü.

Kadın hakları savunuculuğunda mangalda kül bırakmayanların sessizliği karşısında TÜRGEV Yönetim Kurulu Başkanı Fatmanur Altun, "Sesiniz çıksın! Sizi susturan, bastıran ve iktidara gelebilmek için kullanan bu çeteye 'Sizin de iktidar hırsınızın da Allah belasını versin!' deyin. Su gider, kum kalır." çağrısı yaptı.

Birileri çok rahatsız oldu.

Yüzlerine vurulan gerçekler karşısında her zamanki gibi linç girişimine başladılar.

Altun söylediklerinde öyle haklı ki!

Ensar vakasında hiç kimsenin aklına kurumu korumak gelmedi. Çocuğa zarar geldiğinde kurum kimsenin umurunda olmadı.

Ensar Vakfı ise olması gerektiği gibi mağdurun yanında yer aldı ve sapığın cezalandırılması için ne gerekiyorsa onu yaptı.

Ama burada sapıktan çok Ensar Vakfı hedef alındı.

Kabulü mümkün olmayan bu sapkınlık karşısında tüm dindar insanları hedef haline getirdiler.

Ama Fatmanur Altun’un vurguladığı gibi İstek Vakfı’nda beş yaşında çocuğa tecavüz davasında topluca sustular.

Bazı sanatçılar kadına şiddet uyguladıklarında da sustular.

Utanmadılar, acı duymadılar.

Bazıları ise isim vermeden kadına şiddetin ve cinsel tacizin kim olursa olsun karşısındayım tavrı ile işin içinden sıyrılmaya kalktı.

Ensar Vakfı’na gelince her türlü suçlamayı yapanlar tecavüz olayına karışan HDP’li bir isim olunca adını ağzına alamadı.

Bu ikiyüzlülük değil midir?

Bu acıya kişiye ve düşüncesine göre tepki vermek değil midir?

Bu vicdansızlık değil midir?

Kadın hakları diye ortalığı ayağa kaldıranların gerçek yüzlerini bir kez daha ortaya çıkaran bu tavır ne yazık ki değişecek gibi gözükmüyor.

Kötülük kimden gelirse gelsin onun karşısında durmayana da insan denilmiyor.