G-20 ZİRVESİ'NDEN UZLAŞMA MI ÇIKTI?

Bugün G-20 zirvesinde elde edilen sonuçlarla ilgili yazacağım.

Hatırlarsınız, aslında S-400 meselesinin ABD için çok da önemli olmadığını, esas meselenin Doğu Akdeniz’deki doğal gaz rezervlerinin çıkarım ve paylaşımı olduğunu söylemiştim. Yine ABD için Türkiye’nin kaybının büyük bir hezimet olacağını, buna hiçbir şekilde müsaade etmemelerinin kendi çıkarlarına olduğunu da yazmıştım. Trump beni yanıltmadı. İsterseniz ne demiş ona bir bakalım… 

Kasabanın Şerifi ve Reis’in Japonya’nın Osaka kentinde düzenlenen G-20 Zirvesi’ndeki görüşmesi 35 dakika sürdü. Görüşme öncesi gazetecilere kısa bir açıklama yapan iki lider, iki ülkenin ticari iş birliğine vurgu yaptı. Erdoğan’dan ‘Son dönemde yakınlaştığım dostum’ diye bahseden Trump, Türkiye Cumhurbaşkanı’nın çok önemli işler başardığını söyledi. Soru cevap kısmında gazeteciler ABD Başkanı’na üç kez Rusya’dan S-400 satın alan Türkiye’ye Washington yönetiminin yaptırım uygulanıp uygulamayacağını sordu. Trump “Karmaşık bir durum. S-400 konusuna bakıyoruz. Türkiye’nin Patriotları almasına izin vermediler. Obama yönetimi izin vermedi. Bu sebeple başka füze almak zorunda kaldılar. Bence kendilerine adil davranılmadı. Başka füzeleri alınca, S-400’leri alınca ‘Bizimkileri alın’ dediler. Bunun o kadar da iyi olmadığını düşünüyorum. Çok geç satın almıştı. Bu arada 100 tane de F-35 satın aldı. Biliyorsunuz radara yakalanmıyor. 116 tane… Ve daha da almak istiyorlar. Şimdi de parasını ödediği uçakların teslimatını istiyor. Şirketimize para ödediler.

Farklı çözümleri değerlendiriyoruz. Türkiye bizim dostumuz. Büyük bir ticaret ortağımız. Obama yönetimi gibi davranamazsınız. Bu iki yönlü bir cadde. Kendisi Patriot almak istedi, satmadılar, sonra ‘tamam satarız’ dediler. O bir NATO üyesi. İnsanlara adil davranmanız gerekir. Türkiye’ye adil davranılmadı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rahip (Andrew) Brunson’ı geri verdi. Kimse geri alamamıştı. Başkan Obama geri alabildi mi? Hayır, sonsuza dek hapiste kalabilirdi. ‘Son dakika… Trump Türkiye’yi seviyor.’ Hayır, ben ülkemizi seviyorum ama bunu söylemek zorundayım. Cumhurbaşkanı Erdoğan benim bakış açımla çok çetin biri. Bu gerilimde Erdoğan’ın suçu yok. Ben iyi anlaşıyorum ve ona adaletsiz davranıldığını düşünüyorum.” Kasabanı Şerifi, bir başka soru üzerine Türkiye’yi ziyaret edeceğini söyledi. Bu ziyaret “Temmuz ayında mı yapılacak?” sorusuna ise “Bir noktada gideceğim ama tarih netleşmedi” yanıtını verdi.

Ne demiştik? Trump tüccar adamdı, her türlü anlaşmaya uyum sağlayabilirdi. S-400 meselesini rafa kaldıracağını vurgularken bunu iç siyasette avantaj elde etmek amacıyla kullanması da cabası. Görüldüğü üzere Kasabanın Şerifi ve Reis Türkiye’de daha uzun soluklu ve ciddi içerikli bir buluşma daha gerçekleştirecekler. Esas kararlar bu toplantıda alınacak. Benim tahminim Doğu Akdeniz meselesi de burada çözüme kavuşur. Reis’in Osaka’ya gitmeden önce söylediği “ekonomik müjdelerden” biri de bu S-400 meselesi ile lgili olduğunu düşünüyorum. Ama dediim gibi, esas mesele, yeni iki kutuplu sistemde kimin nerede olacağı ve enerji hatlarından kimin ne kadar pay alacağıdır.

İkinci olarak bizimle beraber bütün dünyayı ilgilendiren bir gelişme de ABD ile Çin’in arasında gerçekleşmesi beklenen ticaret savaşı hakkında idi. Kasabanın Şerifi Trump ve ve Çin’in mutlakiyetçi lideri Xi arasında geçen görüşmede iki ülke arasında ticaret görüşmelerinin yeniden başlatılması yönünde karar alındı. Gazetelerde geçen şu haberi iktibas edelim:

“Çin haber ajansı Şinhua'da yer alan haberde, Japonya'nın Osaka kentinde düzenlenen G-20 Zirvesinde Trump ve Şi'nin bir araya geldiği ve iki liderin 1 saatten fazla süren görüşme yaptığı kaydedildi.

Trump ve Şi'nin, ABD ve Çin'i ortaklaşa geliştirme konusunda hemfikir olduğuna işaret edilen haberde, ayrıca iki liderin ABD ve Çin arasında ekonomik ve ticari istişarelerin eşitlik ve karşılıklı saygı temelinde yeniden başlatılması konusunda anlaştığı vurgulandı.

ABD'nin, Çin'e yönelik yeni ek tarifeler uygulamayacağının altı çizilen haberde, iki ülkenin ekonomi ve ticaret müzakere ekiplerinin belirli konular üzerinde çalışacağı ifade edildi.”

Bu haber de, olayların tahminlerimz yönünde gerçekleştiğini göstermektedir. İki ülke arasında ticaret ve karşılıklı yatırım her iki ülkenin de ekonomisine fayda sağlarken, bunun tersi hem iki ülkeye hem de dünya ekonomisine olumsuz yansıyacaktı. Kasabanın Şerifi ve Çin Lideri akl-ı selim üzerine hareket etmekte anlaştılar. Bu her iki ekonomi ve dünya ekonomisi için de olumlu olacaktır.

Daha önce de bahsettiğim gibi, dünya ekonomisinin 2020-2025 arasında “Kapitalizmin Büyük Krizine” hazırlanması gerekir. Bunun için bugünkünün benzeri kısa vadeli çıkarlar için ülkelerin kamplaşması ve zıtlaşması değil, aksine bütün dünya ülkeleri arasında eşgüdüm ve dayanışma sağlanması gerekir. Ancak gelişmiş ülkelerin emperyalist emelleri böyle bir küresel uzlaşının önündeki en büyük engeldir. Bu konulara ilerleyen yazılarda değinmeye devam edeceğim.