HALEP YANIYOR!

Vehbi BAYSAN 05 Ara 2016

Halep'te neler olacağını şimdiden kestirmek zor, ancak, gelişmelere bakarak sıcak çatışmaların, rejim ve Rusların hava bombardımanlarının artarak devam edeceğini öngörebiliriz.

Halep - insanlık tarihinin en eski ve sürekli ikamet edilmiş şehirlerinden biri, İpek Yolunun en önemli ticaret merkezi.. Adını bölgedeki toprak ve mermer rengi yüzünden Aramice ‘halaba – beyaz’ kelimesinden alan ve hatta Arapçada lakabı ‘eş-Şahba – beyaz renkli’ olan o güzeller güzeli şehir. 

Yıllarca çocuklarımla Halep kalesi surlarına nazır Beroea Restoranın leziz Halep kebaplarını yemek için gittim oralara.. Halep çarşısının loş koridorlarında yürümek, Halep camiinin avlusunda su içmek, Halepli kardeşlerimle güzel lehçeleriyle laflamak için gittim oralara.. Mısralarını ezberlemekten her daim zevk aldığım Arap şiirinin Abu Tayyib el-Mütenebbi, Abu Ala al-Ma’arri gibi dâhilerinin dolaştığı sokaklarda dolaşmak için defalarca gittim o şehre..

Beşinci yılına çoktan girmiş bir iç savaşın belki de en dikkat çekici yanı artık herhangi bir yerde haber dahi olma özelliğini yitirmesi. Ölümler artık birer istatistik, birer rakama çoktan dönüşmüş durumda.

Oysa ölenler, yaralananlar birilerinin çocukları, abileri, ablaları, babaları, anneleri, teyzeleri, amcaları, komşuları… Herkes gibi etten kemikten, benzer gen, molekül yapılarına sahip.. Yani kısaca söyleyecek olursak, herkes gibi hepimiz gibi, yaşama hakkı her tür kanunda, her tür inanç sisteminde korunmuş birer insan.

Savaşın hüküm sürdüğü yerlerde ‘insanlık dışı herşey’ norm oluyor. Gündelik hayat için de vahşet ‘olağan’ konuma geliyor. Ve insanlığın en çok gereksinim duyduğu zamanlarda ‘merhamet’ savaşan taraflar arasında yok oluveriyor. 

İki yıla yakın zamandır Rusya’nın askeri desteği ve doğrudan müdahelesiyle eli gittikçe güçlenen rejim, yeni taktikler geliştirerek alan hakimiyetini daha da sağlamlaştırma yoluna gidiyor. 

Hums ve Hama’da hakimiyeti ele geçirmek için başarılı bir taktik operasyon ile, muhaliflere silahları bırakmaları karşığında kendilerine dokunulmayacağı sözü verildi. Silahını bırakmak istemeyene de güvenli koridorlar açarak istedikleri yere gitme seçeneği verildi. 

Böylece, muhalefet yavaş yavaş ‘ufalanarak’ etkisiz hale getiriliyor. Silahı bırakanların başına sonradan neler gelebileceğini tahmin etmek güç değil. Silahıyla ayrılanlar ise güçlerini kaybetmiş ve fonksiyonlarını büyük oranda yitirmiş olarak büyük olasılıkla diğer muhalif guruplara mayın eşeği olmak üzere katılmak zorunda kalıyorlar.

Aylardır Rus ve rejim bombardımanı altında hayatta kalmaya çalışan Halep son derece kritik bir dönemden geçiyor. İkmal yolları tamamıyla kesilmeye çalışılan şehirde en basit gıda maddeleri ve ilaç vs temini son derece güç şartlarda gerçekleşiyor.

Önceden hedef, şehri tamamen ele geçirmekten ziyade muhaliflerin direncini kırmak ve olabildiğince zayıflatmaktı. Böylece, uluslararası camianın da desteği ve organizasyonu ile görüşme masasına oturulduğunda rejimin karşısında son derece zayıf bir muhalefet olacaktı. 

Muhalifler zaten uzun süredir ‘çok parçalı’ bir yapı sergiliyor, Suriye sınırları içerisinde rejime karşı savaşan irili ufaklı onlarca gurubun aradan geçen bunca süreye rağmen güçlerini birleştirmeleri mümkün olmamıştı. Ancak, ağustos ayı itibariyle muhaliflerin çoğu Özgür Suriye Ordusu adı altında birleşerek El Bab bölgesini ele geçirme amacıyla şehri terk etmesinden sonra Halep’in doğu ve kuzeydoğu bölgeleri rejimin kontrolüne açık hale geldi.

Çarpışan gurupların yanı sıra uluslararası arenada siyasal olarak mücadele veren Suriyeli guruplar da var. İlk bölünme ve halk nezdinde itibar kaybı böyle ortaya çıkmıştı. Halk muhalifleri iki ana kategoride sınıflandırdı: ‘Fanadik gurubu’ ve ‘Hanadik gurubu’. 

Mücadelelerini hendeklerde, cephelerde canları pahasına devam ettirenlere ‘hanadik – hendekler’ gurubu dediler, mücadelelerini beş yıldızlı otellerin balo salonlarında hiçbir sonuç alınmayan toplantılarla sürdürenlere de ‘fanadik – oteller’ gurubu adını verdiler, biraz da küçümsemeyle. Zira bu ikinci gurubun verilen mücadeleye zararlı dahi olduklarını düşünenlerin sayısı azımsanmayacak kadar çok.

Halep’te neler olacağını şimdiden kestirmek zor, ancak, gelişmelere bakarak sıcak çatışmaların, rejim ve Rusların hava bombardımanlarının artarak devam edeceğini öngörebiliriz.

Türkiye açısından bu kuşatmayı dikkatle izlemek çok önemli, zira, şehirde hali hazırda 4 ile 5 milyon insan yaşadığı düşünülürse, çok yönlü saldırılar sivil kayıpları artırırken Türkiye sınırlarına doğru yeni ve daha güçlü bir göç dalgasını da tetikleyebilir.