HANGİ TATİL?

Haz ve hız çağı, tatil anlayışını da değiştirdi. Evde zaten giderek parsellenmiş hayatlar yaşayan aile üyeleri, birlikte zaman geçirmek yerine bireysel tatili tercih ediyor.

Okulların kapanmasıyla milyonlarca öğrenci yaz tatiline başladı. Yoğun geçen eğitim yılı sonundaki uzun tatilin planlanması çok önemli. Zira bu değerli zamanın, gelişi güzel yahut boş geçirilmesi, her günleri çok değerli olan yetişme çağındaki çocuk ve gençler için ciddi bir eksiklik ve kayıptır. İnsanları giderek bireyselleştiren, aile hayatını azaltan modern yaşam koşullarında sözünü ettiğimiz kayıp çok daha önemlidir.

Yoğun iş hayatı, annelerin de giderek aktif iş yaşamında yer almaları, metropollerde yaşam ve trafikte geçen süre gibi nedenler, başta ebeveynler olmak üzere aile üyelerinin evin içindeki yaşam sürelerini azaltmıştır. Bir aile ve yuva olmanın gerektirdiği anne–baba-çocuk etkileşimi, süre ve içerik olarak daralıyor. Zira aile içi etkileşim, kişisel ekranların baskısı altındadır.

Yeni Öğrenmelerin Zamanı

Aile üyelerinin ortak zamanları daraldıkça yetişmekte olan çocuk ve gençlerin, anne-babalarından alması gereken aileye has kültür ve geleneğin öğrenilmesi ve kuşaklara geçişi zayıflıyor. Ailelerinin temel değerlerini yeterince öğrenemeyen çocuk ve gençler, bu eksikliği modern kültürün sanal ekranlarından karşılamaya çalışıyor. İşte bunun için uzun ya da kısa tatil zamanları, sözü edilen eksiklerin telafisi için özenle değerlendirilmelidir.

Öncelikle temel bir ilke olarak tatilin; tamamen boş kaldığımız, amaçsız olduğumuz, hiç düşünmediğimiz, hiçbir üretimde bulunmadığımız bir zaman olmadığını yeniden hatırlayalım. Tatil; tüm zamanımızı keyif, eğlence, haz ve zevklere ayırdığımız bir zaman da değildir ve olmamalıdır.

Tabii ki yoğun bir eğitim ve iş döneminin sonunda dinlenmek bir ihtiyaçtır. Ancak, sağlıklı ve verimli dinlenme için beden ve zihnin boş kalması değil farklı etkinliklerle uğraşması gereklidir. Zira boş kalan beden ve zihin, insanı daha çok yorar. Otellerde sabah, öğle, akşam yemeklerini açık büfede yiyen, aralarda denize ya da havuza girenlerin tatil dönüşlerindeki yorgunlukları biraz da bundandır.

Öncelikle ailenin, birlikte ve bir bütün olarak tatil yapması sağlanmalıdır. Tatil programında tüm bireylerin istek ve beklentileri önemsenmiş olmalıdır. İmkânlar dâhilinde ailenin; tatilde mekân değiştirmesi, varsa aileye ait köye, kasabaya, şehre gitmesi ve akrabaları ziyaret etmesi, farklı yerleri birlikte keşfetmesi, doğa ile iç içe olması yararlı olacaktır.

Olgun İnsan Yolculuğu

Aile üyelerinin, günlük ev ve iş rutinlerinin dışına çıkarak özellikle yolculuklarda, farklı ortamlarda ortak zaman geçirerek birbirlerini daha fazla tanımaya çalışmaları, aralarında yeni iletişim kanalları oluşturmaları ve birbirlerini daha çok anlamaları mümkündür. Unutulmamalıdır ki çocukların ve gençlerin yaşadıkları her yaş çok özeldir, çok önemlidir, onların gelişimi için geri gelmeyecek ve kaçırılmayacak fırsatlarla doludur. Çocukların, yetersiz oldukları dersleri telafi etmeleri ve özellikle manevi eğitimlerine zaman ayrılması önemlidir.

Tatil; başta kendimiz olmak üzere, ailemizi, ilişkilerimizi, eksikliklerimizi, gözden geçirdiğimiz, kenarda tuttuğumuz ilgi ve hobilerimizle ilgilendiğimiz, beynimizi alıştığı rutinin dışındaki okuma, araştırma, düşünce ve keşiflerle uğraştırdığımız, yeni çalışma dönemi için maddi ve manevi enerji topladığımız bir zaman olmalıdır. Zira alıştığımızın dışındaki düşünce ve uğraşlar, beynimizi dinlendirir, üretkenliğimizi arttırır.

Aşırı bireysel hayatın, her insanı kendi solo şarkısına yönelttiği ve ortak bir melodide buluşmanın giderek zorlaştığı bir zamanda, aile üyelerinin birbirlerini yeniden keşfetmeleri önemlidir. Böylece aile üyelerinin ortak bir duyguyu, değeri ve kültürü yaşamaları sağlanmış olur.

Son olarak, yaratılmışların en mertebeli canlısı olarak tatili, kamil insan yolculuğunun neresinde olduğumuza kafa yorduğumuz bir zamana dönüştürebiliriz. Böylece hayatı sadece bir yaşama alanı değil yaşatma alanına çevirmemiz mümkündür.